/
Текст
Ebu Nasr el-Farabi
MANTIKTA KULLANIL�
LAFIZLAR
Litera-1 77
İslam Felsefesi Klasikleri -27
Kit:ibü'l-Elf"azi'l-Müsta'mele fi'l-Mannk - Farabi
Metin ve Çeviri: Yaşar AYDINLI
Copyright© Kadem Yapım Medya İletişim ve Piyasa
Araş. Org. San. ve Tic. Ltd. Şti.
Bu eserin Türkçe telif hakları Kadem Yapım Medya İletişim ve Piyasa Araş. Org.
San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne aittir. Yayıncının izni olmaksızın tümüyle veya kısmen
yayınlanamaz, kısmen de olsa fotokopi, film vb. tekniklerle çoğalnlamaz ve elekt
ronik ortamlarda yayınlanamaz.
İç Düzen: Mehmet Temelli
Kapak Tasarım: Mustafa Aksu
Baskı: Ofis Matbaa Yayın Kağıt San. Tic. Ltd. Şti.
Davutpaşa Kışla Caddesi Güven İş Merkezi No: 386-387
Topkapı-İstanbul
ISBN 978-605-9925-90-7
l. Basım, 20 16
KADEM YAPIM MEDYA İLETİŞİM
i
VE P YASA ARAŞTIRMA ORG. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ .
Tel/Fax: 0(2 12) 522 86 90
web: www . literakitap.com
e-mail: litera@ literakitap.com
EBU NASR EL-FARABI
"
"
"
"
MANTlKTA KULLANILAN
LAFIZLAR
- Metin ve Çeviri -
Çeviri : Yaşar Aydınlı
��
��·
LITE RA
YAYINCILIK
İSTANBUL- 2016
İÇİNDEKİLER
ÖNSÖZ
............................................................................. .................................
MANTlKTA KULLANILAN LAFIZLAR KİTABI
9
............................. 14
I. DELALET EDEN LAFIZLAR
.
16
l. İsimler ve Fiiller........................................................................... ı6
................................................... ................
2. Harfler/Edatlar ............................................................................ ı6
3. Lafızlarıo Kullanımı ................. ...... ...... ............ ............................ ı?
Il. HARFLER/EDATLAR . . .
.
l9
l. ismin Yerine Geçenler/ el-Hav:llif ................................................ ı 9
2. Birleştiricileri el-Vasılat................................................................ ı 9
3. Aracılari el-Vasıtat ....................................................................... 20
4. Tamlayıcılar/ el-Havişi ................................................................ 20
5. Bağlayıcılari er-Ravabit ................................................................ 27
III. MÜREKKEP LAFIZLAR: S ÖZLER
. 30
ı . Konu-Yüklem .............. .................. . ........ .. ......... ............. .... ...... 30
2. Lafız-Anlam................................................................................. 3ı
3. Tümel Anlamlar-Tekil Anlamlar....... ....................... ... ........... ....... 32
4. Yüklem Bakımından Tümeller...................................................... 33
5 . Mutlak Yüklem ve Mutlak Olmayan Yüklem ................................ 35
6. 'O nedir' Sorusu .......................................................................... 38
IV. MÜFRET TÜMEL LAFIZLAR: BEŞ TÜMEL . .
.
.
39
l. Cins ve Tür ....... .. ......... ........ .................................. ................ ... 39
2. Ayrım .......................................................................................... 44
3. Hassa........................................................................................... 48
4. İlinek: Ayrılabilir ilinek-Ayrılmayan İlinekf Araz-ı Uzım............. 49
V. MÜREKKEP TÜMEL LAFIZLAR: TANIM VE RESM
.
Sl
ı . Tanım .............. . .............. ................................................. ......... .. 5ı
2. Resm ........ ................... .............. . ..................... .. ............... ........... 52
3. Tanım ve İsim ............................................................................. 54
VI. BÖLME VE TERKİ P
.
56
ı. Bölme................................................................................ : .. ....... 56
2. Terkip/Birleştirme ....................................................................... 58
3. Bölme ve Terkip .......................................................................... 59
VII. ÖGRETIM YÖNTEMLERİ
. .
60
ı. Alamet/İşaret ................ ............ ......... .... .......... ................... . . .... 6ı
. . ............................................................ .............
..................................................... .
.
.
.
. .. ........ .................... .....
.
.
.
....... ...................
.
............................. ..................................................
............. ... ...................................................
.
.
.
2. ibdal . . . . . . . . ........ .... . . ... . . . ... . . . . . . . . . . ....... . .... . . . . . . . . ... . . . . . . . . . . . 62
3. Mukabil . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 65
4. Bölme.......................................................................................... 65
5. Türnevarım ve Örnek . . . . ... . . . . . . . . . . . . . . .. ..... . ............ . . . ... . . . .. . . . . .. 66
6. Göz Önüne Koymak . . .... . . . . . . . ... ... . . . . . . . . . . . . . . ... . . . . ... . . .. . . . . .... . . . 67
VIII. BİR KİTABI OKUMAYA BAŞLARKEN
68
IX. iNANMA SINIFLARI VE KIYAS
70
l. inanma ( inkıyad) Sınıflan . . . . . .... . . . . . . . . . . . . . . . . . ... . . . .. . ..... ...... ... . . . . . . 70
2. Kıyas Türleri. ..... . ....... ...... ... . ................... . . ... ...... . . . . . . .. ........ . . ... 72
3. Lafız-Anlam ilişkisi . . . . . . . . . . . . . . . ... . . . .. ................. . .... . ... . ... . . . . .... . 73
4. Kıyasın Parçaları .. .. ... . . . .. . . . . .... ..... ... . . . . . . . . . . . . . . ... . . . . . . . . . . . . .. . . 76
X. MANTlK SANATI
78
l. Mantık Sanatının Amacı . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ......... . . ... . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 78
2. Mantık Sanatının Yararı .. . . ....... . ... . . . . . ... . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. ..... .. . . ... ... 78
3. Mantık Sanatının Parçalannın Sayısı ..... . . . ....... . . . . . . . . . . . . . . ... ...... . . 79
4. Mantık Sanatının Nisbesi . . . . . . . . ... . . . . .... . . . . . . . . . ... . . . . . . . . . ... . . . ..... . .. 81
5. Mantık Sanatının Sırası/Mertebesi.. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .... . .... . . . . . . ... 82
6. Mantık Sanatının Kurucusu . . . . . . . . . . . . ... ....... . . . . . . . . . . . . . .. . ... . . . . . . ....... 83
7. Mantık Sanatının Öğretim Yöntemi . . . . . . . . . . . . . .... . . . . ..... . . . . . . . . . . . . . . . . 84
DİZİN
155
. .
.
.
. .
.
. .
.
.
.
.
. . .
.
.
.
.
. .
. . .
.
. . . .
.
.
. . .
.
..............................................
. . ....................... ...................... ..............
. .
.
.
.
. .
.
. . .
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
. . .
.
.
.
................... . . . . ......... ......................................................
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
. .
.
.
.
. .
.
.
. .
.
.
.
.
.
.
.
.
. .
.
.................................................................. .................... . . .................. . .
Bu çeviriyi,
Farabi'nın adını yaşatan
Al-Fdrdbt Adındaki Kazak Milli Üniversitesi'nin şahsında
Kazaklara ithaf ediyorum.
. .
. .
ONSOZ
Ebu Nasr el-Farabi, mantık sanatını doğru düşünmenin yega
ne ölçütü ve aracı olarak kabul eder. Ona göre, bu araç olmaksızın,
zihnin doğru çalışması, yani doğru olana yönelmesi ve yanlış olan
dan uzak durması mümkün olmadığı gibi, herhangi bir görüşün
doğruluğunun ve yanlışlığının tespit edilmesi de mümkün olmaz.
Bu çerçevede Farabi, genel anlamda doğru düşünmenin ve kesin
doğruya ulaşmanın kanunlarını veren bir sanat olarak gördüğü
mantığın üç boyutlu bir işlevinden söz etmektedir. Birincisi, bu
sanatın belirlediği kanunlar sayesinde kendi içimizde doğru ile yan
Iışı birbirinden kesin olarak ayırt etme gücünü elde eder ve düşün
cemizi doğru olana yöneltir, yanlış olandan uzaklaştırırız. İkincisi,
söz konusu kanunlar sayesinde, başkalarının söz veya yazı üzerin
den dile getirdiği görüşlerin doğruluğunu veya yanlışlığını kesin
olarak tespit etme ve bu görüşlerden doğru olanın niçin doğru
olduğunu ve yanlış olanın da niçin yanlış olduğunu kesin olarak
gösterme imkaruna kavuşuruz. Üçüncü olarak, mantık kanunları
nın sağladığı güç sayesinde, kendi görüşlecimize yöneltilen eleştiri
leri test etme ve bu eleştiriterin doğru olanının doğruluğunu ve
yanlış olanının da yanlışlığını, nedenlerini ortaya koyarak göstere
biliriz. Dolayısıyla mantık sanatı insana bir zihin berraklığı kazan
dırır ve onu çelişkiden, tutarsızlıktan ve her tür şaşkınlıktan kurta
rır. Şöyle ki, çelişik görüşlerden hangisinin doğru hangisinin yanlış
olduğunu tam bir güvenle tespit ederek, hem doğruyu yanlışa ka
rıştırarak hata etmekten, hem de doğrunun doğruluk nedenini ve
yanlışın yanlışlık nedenini bilmek suretiyle farklı görüşler karşısın
da hocalamaktan kurtulmuş oluruz.
Şunu özellikle ifade etmek gerekir ki, Farabi'nin mantık bil
menin zorunluluğuna ilişkin vurgusunu sadece bireyin zihin ber-
10
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
raklığı açısından değil, toplumsal zihnin berraklığı açısından da
nazar-ı dikkate almak gerekir. Zira düşünmeye dayalı ilimlerde
güvenilir bilgiye ulaşmak, ancak doğruyu yanlıştan ayırt edecek
objektif bir kontrol aracını kullanınakla mümkün olur ki, bu araç,
mantıktır. Yaşadığı dönemin şartları çerçevesinde zuhur eden fikri,
dini, siyasi, sosyal ve ahlaki sorunlara köklü bir çözüm arayışı içeri
sinde olan Farabi'nin mantığı bir zihniyet meselesi olarak ele alma
sının temel sebebi budur. Farabi, akla dayalı ilimler alanında man
tığı esas alan sağlam bir epistemolojik zemin oluşturma çabası içe
risinde olmuştur.
Çevirisini sunduğumuz Mantıkta Kullanılan Lafizlar kitabı da
filozofun söz konusu çabasının bir parçası olarak karşımıza çıkmak
tadır. Kitabın amacı, del:llet eden müfret lafızlar kapsamında isim,
fiil, edat; mürekkep lafızlar kapsamında söz, tanım ve resm; edatla
rın ve soru edatlarının kullanımı; konu-yüklem ve lafız-anlam iliş
kisi; yüklem bakımından tümel anlamlar; tanımları ve aralarındaki
ilişkiler bakımından beş tümel; bölme ve terkip; öğretim yöntem
ve yolları; kıyas ve çeşitleri; ana hatlarıyla mantık gibi meseleler
ekseninde alanla ilgili bazı yöntem ve teknikleri tanıtmak ve belli
başlı kavramların tanımlarını vermek suretiyle genel olarak "mantık
sanatına başlamayı kolaylaştıran konular"ı ele alarak soyut düşün
meye dair bir formasyon kazandırmaktır.
Kitabın sağlayacağı yarar, kitabın amacı çerçevesinde belirtilen
konuları kavrayan öğrencinin mantık öğrenimine başlamasını
mümkün kılan bir zihinsel donanıma sahip olmasıdır. Kitap önce
likle gramerle mantığın özel alanlarını ayırarak gündelik konuşma
nın dışında teknik/sınai bir konuşmanın var olduğunu belirtmek
suretiyle mantık sanatına başlamayı hedefleyen öğrenciyi sözcükle
rin farklı anlam dünyalarından haberdar etmektedir. Kitap, anlamı
merkeze yerleştiren bakış açısıyla öğrenciye, lafzın sadece anlama
işaret eden bir şey olduğunu dolayısıyla hem tasavvur hem de tas
dikte esas olanın anlamı kavramak olduğunu öğretmektedir. Aynı
şekilde kitap, anlama yönelik farklı kavranış düzeylerini, farklı
inanma ve tasdik derecelerini göstermek suretiyle öğrenciye nihai
Önsöz
kesinliğe götüren felsefi yolu tanıtmakta ve dolayısıyla bütün ola
rak felsefeye dair bir yarar temin etmektedir.
Genel olarak gramer-mantık ilişkisi ve felsefi soruşturmayla il
gili konuları terimler ve tanımlar üzerinden ele alan kitap, müellifı
tarafından bölümlere ayrılmamıştır. Bununla beraber, metnin çevi
risinde de görüleceği üzere, kitabın parçaları sadedinde belirledi
ğimiz konu başlıkları şunlardır: Delalet Eden Lafızlar: isimler,
Fiiller, HarflerjEdatlar, Mürekkep Lafızlar/Sözler, Müfret Tümel
Lafızlar: Beş Tümel, Mürekkep Tümel Lafızlar: Tanım ve Resm,
Bölme ve Terkip, Öğretim Yöntemleri, Bir Kitabı Okumaya Baş
larken, inanma Sınıfları ve Kıyas, Mantık Sanatı.
Elimizdeki kitap, özel olarak mantık sanatına girişi kolaylaştı
ran konu ve terimleri ele alması itibariyle bu sanata nisbet edilebi
lir. Öte yandan genel olarak kavramsal düşünmeye ilişkin konulara
yer vermiş olması bakımından da felsefenin kapsamında değerlen
dirilebilir.
Kitabın mertebesi/sırası hakkında net konuşmamıza imkan
sağlayan dahili argümanlara sahibiz. Şöyle ki, Farabi, elimizdeki
kitapta, "bu kitaptan önceki kitap" şeklinde,
el-Blfdz'ı
öneeleyen bir
kitaba üç kez atıfta bulunmaktadır ki, söz konusu atıfların içeriğin
den bu kitabın
maktadır. Öte
Kitabü)t-Ten/nh ald Seinli)s-Sadde olduğu anlaşıl
yandan Farabi, el-Blfdz'ın sonunda, "Bu söz, Mantı
ğa başlamayı kolaylaştıran sözleri ele aldı. Şimdi ise, ona giriş
yapmamız ve bu sanatın parçalarının ilkini kapsayan kitabı incele
mekle başlamamız gerekir ki, bu,
Blfdz'ın
Kategoriler Kitabı'dır."
diyerek
el
yerini belirlemektedir. Şu halde elimizdeki kitabın merte
besi/sırası bu üçlünün ikinci sırası yani ortasıdır.
Kitabın adı, Diyarbakır (DYBZG,
0291) yazma nüshasının
kapak sayfasında, müstensih hattından farklı bir yazıyla,
"Kitdbü)l
Blfdzi)l-Musta)meleti fi)l-Mantık li Alldmeti Zemdnihi el-Muallim es
Sdnt Bin Nasr el-Fdrdbı"'' şeklinde verilirken, kitabın başlangıç sayfa
sında "Kitdbü Bin Nasr fi)l-Blfdzı)l-Musta)meleti fi)l-Mantık" şeklin
dedir. Günümüze ulaşan diğer yazmalarda kitap adı bulunmamak
ta, metin besıneleden sonra doğrudan başlamaktadır. Klasik biyo-
ll
12
Mantıkta Kullamlan Lafızlar
bibliyografya kaynaklarımızda Farabi'ye bu isimle atfedilen bir
kitap bulunmamaktadır. İbn Ebi Usaybia, "Kitabü'l-Elfaz ve'l
Huruf' adlı bir kitaba listesinde yer vermektedir ki, bazı araştırma
cılar, el-Elfaz'ın, et-Tenbih ve el-MekUldt'la birlikte bu kitabın bir
parçası olabileceği ihtimalinden söz etmektedirler. (Bk., I. Alon Sh. Abed, Al-Fdrdbiıs Philosophical Lexicon, II/801, UK Cambridge
2007; Ayrıca bk., M. Mehdi, Kitdbüıl-Elfdzııl-Mustaımeleti fiıl
Mantık, Giriş, s. 21; S. Halifat, el-Farabi, Risdletüıt-Tenbth ald
Sebttiıs-Sedde, s. 39 vd. Arnman 1987)
Genel anlamda öğretici niteliği öne çıkan kitapta, öğrencinin
kavrayış düzeyi dikkate alınarak tanımlama, bölme, temsil, tümeva
rım, örnek ve kıyas gibi çeşitli öğretme yöntemleri kullanılmıştır.
Arapça metin, el-Elfdz'ın Türkiye kütüphanelerinde bulunan
iki nüshasının (DYBZG, 0291, v. 71-106; Feyzullah Efendi, 1882,
v. 111-128) Muhsin Mehdi neşriyle (Kitdbuıl-Elfdzııt-Mustaımeleti
fiıl-Mantık, 2. Baskı, Beyrut 1986) mukayesesİ neticesinde oluştu
rulmuştur. Metin içindeki varak numaraları Diyarbakır nüshasına
işaret etmektedir. Paragraflar, numaralandırmalar ve konu başlıkla
rı bize aittir.
Son olarak, çeviri metnini okuyup önerilerde bulunan değerli
meslektaşıarım Prof. Dr. Enver Uysal ve Yrd. Doç. Dr. Hidayet
Peker'e ve Arapça metni düzenleyen sevgili kardeşim Dr. Aman
mırat Yazguliyev'e teşekkür ediyor ve yaptığımız çevirinin Farabi'yi
kendi metinlerinden okuma gayreti içerisinde olan öğrenci ve araş
tırmacılara katkı sağlamasını temenni ediyorum.
Yaşar Aydınlı, Bursa
EBU NASR EL-FARABI
1\
1\
1\.
1\.
MANTIKTA KULLANILAN
LAFIZLAR
Kitdbü)l-Elfdzı)l-Musta)meleti ft)l-Mantık
Bismillahirrahmarurrahlm ve bihl estain
Ebu Nasr el- Farabi'nın
Zamanının Allarnesi İkinci Öğretici
-Allah
onu
ralınıeti ile himaye etsin. Amin-
MANTlKTA KULLANILAN
LAFIZLAR kİTABI
Bir sanan söz yoluyla ögrenen her ögrenci, zihninde ilgili sanatın
anlamlarını, onlara delilet eden lafızlar üzerinden tasavvur edebil
mek için, lafızlarıo deliletlerini ayırt etmeye ilişkin bir yetiye zo
runlu olarak ihtiyaç duyar. Çünkü her sanat ögrencisinin amacı,
söz konusu sanann anlamlarını tasavvur etmek ve onları nefsinde
oluşturmaknr. Aksi takdirde, kullanılan lafızlarıo tamamını başın
dan sonuna kadar ezberleyip bilse de, onları öğrenmiş olmaz. Aynı
şekilde, bir kitapta yazılı olan şeyleri anlamak isteyen bir kimse bu
yazılı şeylerin anlamlarını, lafız üzerinden kavramak zorundadır. O
hilde, lafızlarıo deliletlerini ayırt etmeye ilişkin yerisi olmayan bir
kimsenin, söz yoluyla bir sanan ögrenmesi asla mümkün değildir...
Bundan dolayı bir sanatı, bir kitaptan öğrenen kimsenin bu sanatta
kullanılan lafızlardan hiçbir şeyi ihmal etmeksizin, kendi sıradüze
nine göre lafızlarıo tamamının anlamlarını kavraması gerekir. Bir
lafzın anlamı ihmal edildiğinde, amacıyla ilgili olarak bir şeyin an
lamı kendisi için eksik kalır.
İbn Bacce el-Endelusi•
•
İbn Bacce, Teôlik ale'l-Fusu/i'l-Hamse li'l-Fôrôbi,
Teôlik İbn Bôcce alô Mantıkı'l-Fôrôbf, Beyrut I 994.
s.
71, nşr., M. Fahri,
���J�)I�)I�I�
•
�
�L...� \ J; LQJ� \
Jk:l'J
..
�GLAJI � �� �L:JI ��
�
'--"'
•
l:S'
"-.iL.j t.j,J
.
�
ö_,i � IJ� IJI �� Jl.)a..io\'4 .ıjlj J� �\:..,.:. � jS'
ı:r �\:..,QJI dt �l.u � _j J� J;W':JI ..:..\'\'� _r..
�l.u
� JS' .l..<z.i �Jli .� 4li.UI J;W':JI
� Jai> .h � � \'IJ � _j �J �\:..,QJI dt
JS' � ıJ' ı.!.UI.lSJ . U._r:.T �llfJJI ıJ' �J :ıı ...- .ll J;W':JI
,.J.ü.\ll .jt '-:"'�1 ı.!.ll� �l.u � �1 )a...:i: '-:"'\::S' -i '-:"'p:...
�\:..,.:. � �\' ,j;lj\fl ..:..\'\'� _r.. � ö_,i � .§.:. � .jtJ
\'1 '-:"'\::S' ıJ' �\:..,.:. � .jt JS' � � ı.!.ll.il ... <-:JI J�
J;W':JI � �l.u .i>� J. ,;ıı .- .ll J;W':JI ıJ' � �
.'-f.:.?; �
J� IJI �\:..,.:.
.
..
.)s- �4 ..r.' J:Jw ·ı.?J-d r ·r.ı..lij J �
·
.v' · '-""
\,r.ı;lAll
��
'O.O.t
J.,..uıı .Js- J:lw
..;.,Jr.!
\FI;WI .;ı,.:..
•
16
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
ll.
I. DELALET EDEN LAFIZLAR
1 . İsimler ve Fiiller
[7lb] Del:üet eden lafızların bir kısmı isim, bir kısmı Arap
5
dilbilimcilerinin fiiller olarak adlandırdığı kelimeler, bir kısmı da
kelimelerden ve isimlerden mürekkep olanlardır. isimlere örnek,
'Zeyd', 'Amr', 'insan', 'hayvan', 'aklık', 'karalık', 'adalet', 'yazma',
'adil' 'yazıcı' 'ayakta duran' 'oturan', 'ak' 'kara' ve genel olarak
'
'
'
'
zatı bakımından anlamın zamanına del:üet etmeksizin anlama
ıo
del:üet eden her müfret lafızdır. Fiiller [kelimeler] ise 'o yürüdü', 'o
yürüyor', 'o yürüyecek', 'o vurdu', 'o vuruyor', 'o vuracak' ve ben
zeri fiillerdir. Genel olarak fiil, anlama ve onun zamanına del:üet
eden müfret lafızdır. Fiilierin bir kısmı 'o yazdı' ve 'o vurdu' gibi
geçmiş zamana; bir kısmı 'o vuracak' gibi gelecek zamana; bir kıs-
15
mı ise, 'o şimdi vuruyor' sözümüz gibi şimdiki zamana del:üet
eder.
İsimlerden ve fiillerden mürekkep olanların bir kısmı, 'Zeyd
ayaktadır.', 'Amr insandır.', 'At hayvandır.' sözümüzde olduğu
gibi, iki isimden; bir kısmı ise, 'Zeyd yürüyor.', 'Amr yazdı.', 'H:üit
20
gidecek.' ve benzerlerinde olduğu gibi, bir isim ve bir fiilden mü
rekkeptir.
2. Harfler/Edatlar
Birtakım anlamlara del:üet etmek üzere vazedilen ve gramerci
lerin 'harfler' olarak adlandırdığı lafızlar da, del:üet eden lafızlar25
dandır. Bu harfler de pek çok sıruftır. Ne var ki, Arap dilinin gra
mer/nahiv :üimlerinin, bu sınıfların her birini, özel bir isim vermek
suretiyle ayırmak gibi bir uygulaması [72a] zamanımıza kadar ol
mamıştır. Dolayısıyla biz, onların [harflerin] sınıflarının sayımında,
'-''-.ıl'
j;lAJ�' ·'
J W�\ J ç.��\. '
J - � y. L. lf:.,e J ,� 1 y. L. lf:.,e 4Jı..ü l J;W�I � ! (7lb)
L.lf:... J - J w � ı �.rJı 0WJ4 r-W ' J-i � � ı � � ı
J ıJ\._j! J J.rs" J -0 J... t-.. \'t; ·� ' J t-.. \' 1 ıf �;-.,.
�li J �li J �\S"J J � � J �I:.S'J 4.1 1� J �ı_,.... J �� J ıJ IJ::>
� ıf �' ı)s- :I b �;... Jül JS' 44J4 J ,�_,.... i J h, i J
J � J... J w � ı � � ı J . �ı 0t..j ıJs- Gl� :ı� 0i
J .cll� �i L. J '�� J �� J �� J '�J �
.� L.j ı)s- J �ı ı)s- :J.x; ö�;... 4laAl a..ıs:J ı � � 44J4
� J '�� J � J... �ı.... ı)L.j ı)s- :ı��' �
I:J_,i J... � bJI ı)s- � J ,�� J... �i::.....J I ı)sıf �;- y. L. w � 1 J .t-.. � 1 ıf �_rJ I J . ıJ� I ��
L. w J ,ıJI.r.> d_;ll J ıJ\._j! J.rs" J �li -0 I:J_,9 J... �1
.,üt:;. J � J.rs" J � -0 I:J_,i J... �J � ' ıf �;-.,.
.cll� �i L. J ��
.
ı.
.
"
�
JJ�'."
· � .r-' 1 u.Y..
--·'1- ı . �- . 4.r'·ll J;W�I 4Jı..üı J;W�I ı:.;.e· J
�J..r-,ö_r.S �t.:..,., i �i � �JrJI o.l. J .ıJ l- ı)s- 4J b �J � �
l:.:ıl..j J! �.rJI y-:.1 1 � �b....,p l ıf (72a) _r.-:; � ö�WI ıJ I �
� � 0i � ,� � ı lf:... � � �A ıJ 4 ı .a
.....-:--::
.
5
�
.
ıo
15
ıo
17
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
Yunan dilini konuşanların gramer alimlerinden bize ulaşan isimleri
kullanmak durumundayız. Çünkü onlar, söz konusu sınıfların her
birini özel bir isimle ayırmıştır. Onların bir sınıfını 'İsmin Yerine
Geçenler', bir sınıfını 'Birleştiriciler', bir sınıfını 'Aracılar', bir sınıs
fını 'Tamlayıcılar', bir sınıfını ise 'Bağlayıcılar' olarak adlandırmış
lardır.
Söz konusu harflerden bir kısmı isimlere, bir kısmı fiiliere biti
şirken bir kısmı da her ikisinden mürekkep olanlara bitişir. Bunlar
dan, bir lafza eklenen her harf, bu lafızdan anlaşılan şeyin bir du-
ıo
rumda bulunduğunu gösterir.
3. Lafiziarın Kullanımı
Bilmemiz gerekir ki, gramer sanatının kapsamına giren lafız
sınıflarından öyleleri vardır ki, halk [cumhur] onu bir anlamda
kullanırken, ilim erbabı bu lafzın aynısını bir başka anlamda kullaıs
mr. Lafızlar arasında, bir sanat erbabının belli bir anlamda, başka
bir sanatın erbabının da başka bir anlamda kullandığı lafızlar da
bulunabilir. Gramer sanatı, lafızların sınıflarına, ilim erbabı arasın
daki delaletlerine göre değil, halk arasında yaygın/meşhur olan
delaletlerine göre bakar. Bundan dolayıdır ki, gramerciler bu lafız-
20
ların delaletlerini, ilim erbabı nezdinde sahip oldukları delaletiere
göre değil, sadece halk nezdinde sahip oldukları delaletiere göre
tarif ederler. Bu lafızların pek çoğuyla ilgili olarak, halk nezdinde
kullanılan anlamlarının, ilim erbabı nezdinde kullanılanlada aynı
olması da mümkündür.
2S
Biz bu lafızların delaletlerinin tarifıni amaçlarken, [72b] bu lafızların, yalnızca mantık sanatı erbabı nezdinde delalet ettiği an
lamları amaçlamaktayız. Şu nedenle ki, söz konusu lafızların an
lamlarından, bu sanat erbabının kullandıklarının dışında hiçbir şeye
_,.:.14 r-WI J-1 :f l:.:J! ü� t � � �L... 'J I lfi� l ��
.�l>- r-4 � � JS' IJ �) i �� � lj� l ı:, L....U I J-i
J ,ü� l_,l l 4J� � � J ,AJ1y.l l 4J� � Ü'" .a;
J ,� 1�1 4J� � � J ,�1_,11 4J� � �
ıJ� ..li L. � �J.rJI lA J .�IJ) I 4J� � �
�rl 4 ı)� ..li L. � J ,� 4 ı)� ..li L. � J ,;>\.-.. \1 4
ıf
J.
J.
ı��"
J.
o
ıf r
5
.,..W l �i � J� � � Jü.4 ı:,) lA ıf �? JS'J �
.J �� \ı 1 ıf J � Y' JaA.U1 dJ.)
o
·
j;UJ�\ J t...-....ı . �
�� � � � � J;W \1 1 ��i ı:,i � � i � J
� J � � ;� 1 41..-" � L. � �J:! ..li _,.:.l l
ıY �) �) J ..;>T � � � JaA.UI dl.:ı r.,Wl "":"b.,.pi
�� J- i .ıl..-" �Jr. � ��� J-i 41 " .: L. J;W \1 1
J; W \11 ��i � � _,.:.}1 �� J .ı>T � � �? i
ıo
...
lf:J'J� � 'J ;� 1 � ö;� l '+'J'J� �
lA ü 'J'J� ,y _,...:JI "":"b.,.pi �.ıA: �! dl..ü J ·r)JI "":"b.,.pi
J-i � L. � 'J ;� 1 � L. � '+'J'J� J;W \1 1
:
:il...-" .ll J;W \1 1 � L- ı:,fo ı:, i � � � J.P � ..li J ·r)J I
r# l "":"b.,.pi � :ir . " .ı ı 4-i�� � J� � �
(72b) �� J;W \1 1 lA ü'l'J� �� lj..l.,Q..i ı..r- � J
Jk:..J I �� J-i � J;W \1 1 lA � J.ri � � � U �
�.J*' J;W \1 1 lA � L- ıf J>� J! � �l> 'J �i � ıf ,.1A,;
.
�
15
o
...
·
o
o
o
20
18
Mannkta Kullanılan Lafızlar
ihtiyaç duymuyoruz. Çünkü biz, şu anda sadece bu sanann kapsa
mında olan şeyleri araşnrmaktayız. Ama halk nezdinde yaygın olan
anlamları araşnrdığımızda, bu lafızları ilim erbabı nezdindeki
s
delatetlerine göre değil onların nezdindeki delatetlerine göre kullanırız. Buradaki durum, halkın meşgul olduğu sanatlada ilgili durumla
aynıdır. Şöyle ki, marangoz marangozluk sanannın kapsadığı şeyler
hakkında, marangozlar nezdinde yaygın olan lafızlarla konuşur.
Tarım/ziraat, np ve diğer sanatlar da böyledir. Aynı şekilde, üze
rinde durduğumuz sanat bağlamında da, lafız sınıflarının delaletleri
ıo
arasından sadece onların bu sanann erbabı nezdindeki delaletlerini
zikretmemiz gerekir. Bundan dolayı, halk nezdinde yaygın olan
pek çok lafzı, bu lafızların gramerciler ve halkın konuştuğu dilin
atimleri nezdinde del3let ettiği anlamlardan başka anlamlarda kul
landığımızda yadırganmamalıyız. Zira biz, onları bu sanat erbabı-
ıs
nın [ mannkçılar] nezdindeki delateti, halk nezdindeki delatetiyle
aynı olanları hariç, onların nezdindeki delatetlerine göre kull anmı
yoruz.
1.1. l:.:.:> \j)a.i W ! � lS'� ! ,4&-l:....4J I .lı ��i lf:... 1 - ! L.
� lA.J 1 � \jp ._;... \:. l; .lA�J 4&-l:....4] 1 .lı � � �
r--� l.f:.l":a'.) � J;W':/1 .lı l·l.tt::....ı l J� l � öJ�I
� JbJlS" .lı � JbJI J · \_,LJI ��i � l.f:.l":a'.) . "1 ":J
� � �� W ! J� I �� ·J� I lA lk� � 1 tl:....41 1
cil..lS" J '�.J� I � öJ�I J; W':/ 4 öJ� I 4&. � �
� � � 4&-l:....4] 1 .lı � cil� ·tl:....4] 1 )L... J �� J ���
� J;W":J I ��� ..:;.,":J":J.) 0-- _?� � 1 � \...j ! �
._;... � � �i � ":/ cil .ili .4&-l:....4J I .lı �i � l.f:J ":/.)
�\..... � 4J b J� l � ÖJ� I J;W':/1 0-- 1 � 1·1.�1
�i � J �y-:.1 1 � .ı;w':/1 cit � J ..G � � � L-.JI �
� 4-1..,.- ·. � ts' � ! 'J� I � �� � 1 aıJl 4 r-W I
.lı �i � d\'.) � lS" �i � �� L. � ! ,r--� l.f:J \'.)
·J� I � d\'.) . "1 4&-l:....41 1
...
.ı
o
o
o
o
,
5
o
"
ı
""
&.
o
o
,
ıo
19
Mannkta Kullanılan Lafizlar
II. HARFLER/EDATLAR
1. İsmin Yerine Geçenler/ el-Havdlif
ismin Yerine Geçenler'le, her anlamlı harfi veya isim açıkça beS
lirtilmediğinde, ismin yerine geçen her lafzı kastediyoruz. 'Dara
'y'
behujona vurdu' sözümüzdeki 'h' harfi, 'sevbt'/elbisem' sözümüzde
ki
harfi, 'darabtü/vurdum' ve 'darabtefvurdun' sözümüzdeki 't'
[73a] harfi ve ismin yerine geçip onun işlevine sahip olan benzeri
anlamlı harfler gibi. Yine, 'ben/ene', 'sen/ente', 'bu/haza', 'şu/zllike'
ıo
ve buna benzer sözümüz gibi. Bunların hepsi, 'İsmin Yerine Ge
çenler' olarak adlandırılır.
2. Birlqtiriciler/ el- Vdsıldt
Birleştiriciler, sınıflara ayrılır:
[2/l] 'Belirlilik takısı/elif ve lam-ı tarif' ile 'o ki/ellezi' ve ben
ıs
zeri sözlerimizde olduğu gibi, tarif/belinme için kullandığımız
harfler bunlardandır.
[2/2] İsme bitiştirildiğinde, müsemmanın, ismiyle seslenilip
[nida] davet edildiğine delalet eden, 'ey ... !/ya' ve 'ey, hey ... !/ya
eyyuha' gibi harfler de bunlardandır.
20
[2/3] İsme bitiştirildiğinde, isimlendirilen/müsernma için geçerli olan hükmün, isimlendirilenin bütün parçaları için de geçerli
olduğuna delalet eden, 'hepsi, her/küllün' gibi harfler de bunlar
dandır.
[2/4] Hükmün, şeyin tamamı için değil de, parçalarından bir
2S
kısmı için geçerli olduğuna delalet eden, 'bazı, bir kısım/ba'z' ve
onun yerine kullanılan harfler de bunlardandır.
�,J,�,/�J.)-' .y
�\,ı.\.'
r� rli Ja.AJ � Ji � ı.:,? JS' lf.! � �ı.,>Ju
�� l:J; :.ra " lfl l ı.:,? J!.- di� J '('""" 'l� c:� � � ('""" � 1
o� i J �� J �� l:J_,i :.,a (73a) "\:J 1 J ı.F-Y l:J_,i :.,a "l:} l J
j!.e J '"'-� r.,A:i J ('""" 'l l � � 1 4- JI ı,jJ.rJI :.,a di�
� t+is' � J ,di� �i Lo J di� J l.lı J �i J � i l:J_,i
.�ly>JI
5
lO
�'>l.P\y\. y
: ı.:, �i � ü")l,.:,l_,l l J
'l
r J � i J!.- ,�._rclllfl wı· ·. � 1 ı,jJ.rJI 4:-i ( Y ")
.�� i J �.ll l l:J_,i J!.- J '�..;ıd l
ı:,l � �.h r-''l� �} � � 1 ı,jJ.rJI l+..o J ( Y/Y )
.�i � J � J!.- '�� J �� ��; .ü �1
� 1 �i � :J.ci r-''l� ı:,� � 1 ı,jJ.rJI l+..o J ( Y/Y' )
y. J ,� 1 "l_r. i � � � IJ � y. � 1 � � l_,l l
. JS' l:J; J!.J ,Js' 'l �l_r. i :.,a "� � � �i 0� Lo l+..o J ( Yif.)
·"'-� r� t.. J � t:J_,; _,.
....
"
""
,
-
15
-
20
20
Mannkta Kullanılan Lafızlar
3. Aracılari el- Vdsıtat
s
Aracılar, belli bir isme eklendiğinde, bu ismi taşıyanın başka
bir şeye bağlı olduğunu ve bazen de başka bir şeyin kendisine bağlı
olduğunu gösteren, ' . . . den, . . . dan/min', ' . . . den, . . . den dolayı/an',
' . . . e, . . . e kadar/ila', ' . . . üzerinde, . . . üstünde/ala' ve benzerinin tamamıdır.
4.
Tamlayıcılar/ el-Havap
Tamlayıcıların, birçok sınıfı vardır.
[4/l] Şeye eklenen ve bu şeyin varlık bakımından sabit ve doğıo
ruluk bakımından kesin olduğunu gösteren 'muhakkak/gerçek
ten/inne' [nün'u şeddeli elif nün] sözümüz gibi harfler bunlardan
dır. Şu sözümüz buna örnektir: 'Muhakkak Allah birdir.' ve 'Mu
hakkak alem sonludur.' Bundan dolayı, şeyin 'varlığı', onun 'inniy
yeti' olarak da isirnlendirilmiştir. Yine şeyin 'zatı', onun 'inniyyeti'
ıs
olarak da isirnlendirilir. Aynı şekilde, şeyin 'cevheri', onun 'inniyye
ti' olarak da isirnlendirilir. Biz, çoğunlukla şeyin 'inniyyeti' sözü
müzü, şeyin 'cevheri' sözümüzün yerine kullanır ve 'Bu elbisenin
cevheri nedir?' demekle, 'Onun inniyyeti nedir?' demek arasında
bir fark olmadığını kabul ederiz. Fakat [73b] ilim adamlarının
20
çokça kullanmasına karşın, bu [inniyye], halk nezdinde onun [cev
her] gibi yaygın değildir.
[4/2] Şeye bitiştirildiğinde, onun olumsuzlandığını gösteren
'değilfleyse' ve 'yok/la' gibi harfler de bunlardandır.
[4/3] Şeye bitiştirildiğinde, onun olurnlandığını gösteren
25
'evet/ne'am' sözümüz gibi harfler de bunlardandır. Gramercilerin
birçoğunun, 'değilfleyse' sözümüzü harfler arasına değil de fıiller
arasına yerleştirdiğini bilmiyor değiliz. Aynı şekilde, bizim harfler
arasında saydık.larımızın birçoğunu gramercilerin birçoğu harflerin
arasına değil, ya isimierin ya da fiilierin arasına yerleştirmişlerdir.
30
Biz bu şeyleri, ele almakta olduğumuz sanat bakımından daha ya
rarlı olana göre düzenlemekteyiz.
�\k.., Iy 1 . ,.
� � 4.k..... l_,l l J
� 1 �i � J� ı:. r-4 ı:,) Lo
J J! J rf' J ,:_,.. J..- ,_,> 1 � .Y ! � ..ü J _,> 1 J! ��
. cil� �i L. J �
�
-
Jl
�-
-
l .t
���
..
:ö_r.S' � \:..,p i � � lyJ 1 J
5
cil� �i � J..ci �4 ı:,� � 1 �J.rJI � ( t ")
J ı:,ı_p l ö_,� � ! t:.ı; J..- '� J;,.- J _,_p.-_,l l �� � 1
� �J dl.ili � ıJ WI � ! J ..l>IJ .ull � ! l:J_,i dJ� J \!...
�..Po' � j dJ JS"J . 4 ı ,. � 1 ��� � J ,4 ! ,. � 1 _,.,P-'J
·ı ı �
d ı - -- ·. ı:. ı <' G li .� ı
�
t:.ı d J..u ır
ıı
.. ı t:.ı..T�
__r.�ır
J �J.ll l.lA �..Po' Lo J_,ij ı:, i � J) '1 �i 4.Sfo ,,. � 1 �..Po'
� ı.!..Ll:i J..- ÖJ� � (73b) .lA � . 4 ! Lo J_,ij ı:,ıi �
,.
. ı_r.s- �_,ı ; r_,wı �b...p .ı J ')� ı
"'
,
,
J � J..- ,� ..ü .ı.jl � J"' _, �4 ı:,} 1� ! Lo � J ( t/Y)
�-
�-
.
.o
T
•
,.
•
�
�
-
•
,.
�
lO
o
••
"
-
�-
t:.ı; J..- ,� 1 ..ü .ı.jl � J _, �4 ı:,} 1� ! Lo � J (ı/�)
J�.:.ll � 6...p i ,:_,.. _r.S' �.r. � l:J; �i � � � J
�
"'"
"'
�-
.'1
,
�
�.r. �J.rJI J � (... _r.S' dl..lS"J '�J.rJI J '1 � 1 J
.� 1 J t'. ! J r-' )'1 J t'. ! � �J.rJI J '1 ��� ,:_,.. _r.S'
� � � � � � J � \1 1 � ,. � \ıl .lA �; \.J ! � J
·
o
o
·
15
�
ıo
21
Mannkta Kullamlan Lafızlar
[4/4] Şeye bitiştirildiğinde, onda şüphe bulunduğunu gösteren
harfler de bunlardandır; 'keşke bilseydim/leyte şı'ri' sözümüz gibi.
[4/5] Şeye bitiştirildiğinde, onunla ilgili tahmini bir oluşa işa
ret eden harfler de bunlardandır; 'sanki/keenne', 'öyle görünüyor
5
ki/yuşbihü en yeküne', 'belki/le'alle' ve 'umulur ki/asa' sözlerimiz
gibi.
[4/6] Şeye bitiştirildiğinde, miktarı hakkında bilgi talebine işa
ret eden harfler de bunlardandır; 'ne kadar, kaç/kem?' sözümüz
gibi. Nitekim biz, 'Bu şey kaçtır/ne kadardır?' dediğimizde bu harf-
ıo
le, tarafımızc a o şeyin miktarına dair bilginin talep edildiğine işaret
ederiz.
[4/7] Şeyin, ne zaman var olduğunun bilgisine dair talebe işa
ret eden harfler de bunlardandır; 'ne zaman/meta?' sözümüzde
olduğu gibi.
15
[4/8] Şeye bitiştirildiğinde, onun yeri hakkında bilgi talebine
işaret eden harfler de bunlardandır; 'nerede/eyne?' sözümüz gibi.
Bilgisi talep edilen her şeyle ilgili olarak amaçlanan şey, soru
da/talepte amaçlanan şeyin bilgisidir. Şöyle ki, şeyin 'miktarı' hak
kında bilgi talep edildiğinde, talebinfsorunun gayesi onun miktarı-
20
nı öğrenmektir. Aynı şekilde, onun 'zamanı'na ilişkin talepte de,
talebinfsorunun gayesi şeyin zamanını öğrenmektir. Yine, onun
'yeri'ne dair talepte [74a] de, talebin/sorunun gayesi onun yerini
öğrenmektir.
Bir insandan bir şey hakkında bilgi talep eden her soru, soru
25
sorulan kişinin, soru soran kişiyi, sorusuyla amaçladığı şeyin bilgi
sini veren bir şeyle cevaplamasını gerektirir. Buna göre, şeyin 'mik
tarı' sorulduğunda, soru sorulan kişinin, soru soranı, sorusuyla
talep ettiği şeyin miktarının bilgisini veren bir şeyle cevaplaması
gerekir. Aynı şekilde, şeyin 'yeri' sorulduğunda, soru sorulan kişi-
30
nin, soru sorana, şeyin yerinin bilgisini veren bir şeyle cevap ver
mesi gerekir. Şeyin 'zamanı' sorulduğunda da durum böyledir.
..,.r� �:r· •..srrr.ı r? ..5l:::-' ın�� rwıc: ı�.,.
�c: ı�.,, !1� rf-M � ır-f'"r f � 1..r � ;.,
� �( 1� .,r l{rSi erfv 'ir-ı�· f7.fP r? .,Sl:::-' I r"! � �
ı�., ı'"�� ır-f'"r ıc:� ı;., ..r �;., ınf ..,.r�
ın�
O'l
•
•
•
wt
'5
1�" IIT'Si
��o r-,p· �
.,
""
.,Sl:::-' I r"! � �
� �(
ır-f'"r ıc: � ı;., ..r � ;., ınf ..,.r�
ırf("'� �:r· •;r -ı� r �n'"�� .. �� i�C:
(W')C: 1�.,. '"..stfP W') r n'"� (�tL) �:r' ffi� 1� ./"
!1� rf-M �
•
ıl'
SI
�ıro ·
'"..strP
� r
""'
,
ırırfA (wı:r !)C:�� 1� ./" ıff("' �
n'"� ��( ��.. m�
• ��� � ;r., r ..,.rf="
�
�:r' ..-f fr:l! ;:('·
OI
(V/1)
f
•
r
�� .!" ırf("' �
wt
n'"�.,�
r
ı;�·
�W') iC:I {C: 'i�" �c � ı:r nır(A
r
·�
n'"�
� ı:r nır(A n'"� (W')C: f<f"� o' ..-f
lrc'"("' � ıC: 1�" nırfA �c:) n'"� � �(o •
fr:l r?·
(A/1)
f �-ı
trf2
�
·�
�ıro , ..-f fr:ı _sJ· !i':l ic:ı m _sJ 'Tl ı�" !i':l i� �c '+rı
.
�
(\./1) • �., ic:ı fe: ı;�.. �c �
..-f fr:l ..sı c: f � ıc: r..ric; fr1: f�·
�
s
r
.?
ı:r nırr,..:.., ..,.r�
�
�
·�
(o11) • �., ic:ı (c: ı;�.. �c � !? !"r --;r�
•
fr:l r. �Si·
u:
..s:ı ..:-.
•
(111) • �., ic:ı (c: ı;�.. �c � ı?
ı F, m� ı r-:"'"'n (' ı r-:ıf-'
<r'"'j'
�P f,,
..-f
22
5
ıo
ıs
20
25
30
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
Cevap veren kişinin, soru soran kişiye, istediğini/talebini ver
ınede kullandığı şey, soru soran kişinin, sorusunda kullandığı harf
lerin ismiyle veya soru soran kişinin kullandığı harflerin isminden
türetilmiş olan bir isimle isimlendirilir. Cevap veren kişinin şeyin
'miktarı'nı bildirmede kullandığı şey, 'nicelik/kemmiyye' olarak
isimlendirilir ki, bu, şeyin miktarını soran kişinin kullandığı harften
['kem' harfinden] türetilmiştir. Cevap veren kişinin, şeyin 'zama
nı'nı bildirmede kullandığı şey, 'zaman/ne zaman' olarak isimlendi
rilir. Ama bu, soruda/talepte kullanılan harften türetilmiş bir isim
değildir; söz konusu harfin ['meta' harfinin] kendisinin aktarılması
ve onunla isimlendirilmesi ile [elde edilen bir isim ]dir. Cevap veren
kişinin, şeyin 'yeri'ni bildirmede kullandığı şey, 'yer/nerede' olarak
isimlendirilir ki, bu da, soru soran kişinin kullandığı harften ['eyne'
harfınden], türetme yoluyla değil aktarım yoluyla yapılan bir isimlendirmedir.
[4/9] Şeye bitiştirildiğinde, onun miktarının, zamanının ve ye
rinin bilgisi değil, varlığının bilgisinin talep edildiğini gösteren
harfler de bunlardandır; 'mı, mu/hel?' sözümüz gibi. 'Şey var mı
dır?' dediğimizde, onun sadece varlığının bilgisini talep ederiz.
[74b] Bu harf, daha çok mürekkep lafızlara eklenir; 'Zeyd gidiyor
mu?', 'Amr seyahat ediyor mu?', 'Sokrat evde midir?' sözlerimizde
olduğu gibi. Bu harf, zaman zaman sadece isme eklenir, fakat tek
başına değil, söz konusu ismin tek başına delcüet ettiği şeyden ayrı
bir şeyi de örtülü olarak beraberinde bulundurmak kaydıyla [eklenir]. Şöyle ki biz, 'Zeyd ... mi?' dediğimizde, buna 'vardır', 'evde
dir' veya 'gitmiştir' ve buna benzer şeyler örtülü olarak katılmazsa,
söz anlamsız olur. Şu hcüde bu harf her zaman ya parçalarının ta
mamı açık olan mürekkep bir lafza ya da bazı parçaları örtülü/gizli
bırakılmış mürekkep bir lafza eklenir. Şu hcüde, her zaman sadece
mürekkep olana eklenir.
[4/1 O] Şeye bitiştirildiğinde, onun ne varlığının bilgisi ne de
zatının dışında bir şeyin, [yani] miktarının, zamanının ve yerinin
bilgisi değil, sadece şeyin zatının tasavvurunun talep edildiğini
gösteren harfler de bunlardandır; 'nedir/ma?' ve 'o nedir/ma
oz
,.., �1!.'\'' F.. �ıro f F.. r.,� f F.. ��- f �{ls' ..-f fr:ı ., f.,
ı�· �r�ır::-ı ı�·�' F.. _r� f<t"r:o f F.. _r� �-1�
( •Vl) • � -ı i �ı
{i!
i�· r:r. � ır: ır-ıl(,:..,
r !Y" ı� nnf"' ı<rı�· !i�i! i� �i! ir-'"r ırrr
�i! �ı ır-='"� ırrı � .,rr !Y" ı#"r::" ı<fıfo r,....r.,
;..�" �
�
�
.,
.
.,
,.
�
.,
�
.r:'
ı• {' I{T'Ir ı• � ı•., ı., � �tls'' ..>lr: ı�r tı�· !i � r: i�
��{ls' ı,<.....J �- !1':1 �m ., rrr' f r �n-, ri<tr:
.,
.,
�
..
.,.
.,.
,
1J
ı•
.,
tl'
f..:ro ı• �n-,�- 1� ,..,., ., rr-c
wf �f Cı� f ., ...-f'ıcr {' I{T'Ir· f !Y" �i! l<i':1 fıF.......J
ıre='"� �i! ı;{ �{ls' i{mf ır-'"r' ..-f fr:ı ., rrr � f
�m ., ��-!i� � (qtL.) _r� f<t"r:o �- f �ı
�SI
• � �r:;.,
,
,
•
ıl)
•
�ıro f F.. r.,� f F.. ��' ..-f fr:ı ., . !i?
('o/1) • �., i�ı fr: rı�- r:c � ı� �,:.., -r�
f<t"r;o F..
_r�
�
�
.
,
r,.....J ır-='"� ıiT"Si i ..... ,, ın1' � � ır:!f' F.. � �
i
.. ır···•• ·,{' i�r:! ..-.c1 r: ı�·!i� ;:.....sı ıK'' • ..-.-sı
,.
,.
.,
,.
,;•
;., . f IF...,r IIT'Si
{' 1 � ' � � ir ıre='"� ;-r,
IF..�r·
Ol
...
�
• .tı.....J � � .r: ır-='"� ıı· ---1'
�
s
r.,r: ı�·��,
i .... ,, ın1' -sf:' �ır ı�·· • IIT'Si i
{' i�r:! �ır ı�·
_
ı.....J ıre='"•� ır-" i
� ,.>-)'
rttf"
�
_
.
.... ,,
-�
ıf) ın1'· • ıF....rıIT' s;
•
• �
ır-;:·,{' i�r:!
.r:'
ır-='"� IIT'Si
i ....., , ı,.....;,,- ·
r,.....J ıre='"•� ır-" i
r+l ın1' {' ı� ı• r,.....J � .r:
• ıF....rıIT" Si i .... ,, ır-•• ·, {' i�r:! ın1' �;., �
•
ıı
_s:ıA
-··
-·
.
ı�m� ıı--::-n t ı�
·
•
.
·
�
23
5
ıo
15
20
25
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
hüve?' sözümüz gibi. Biz, 'Şey nedir?' veya 'O şey nedir?' dediği
mizde, bu harfle, başkasını değil ancak şeyin zatının bilgisinin ta
savvurunu talep ederiz. Bu harfın, şeyin varlığına ilişkin talebe
dela.tet etmediğinin delili şudur ki, 'mevcut/vardır' sözümüzü, 'Şey
nedir?' sözümüze ekiediğimizde söz anlamsız olur; 'Şey vardır,
nedir?/ma hüve'ş-şey'u mevcudun?' sözümüzde olduğu gibi ki, 'O
nedir/ma hüve' sözümüzü, soru harfi olarak kullandığımız sürece,
bu söz anlamsız olur. Söz konusu harf bazen, 'değildir/leyse' sö
zümüzün yerine kullanılabilir ki, o zaman, 'Şey mevcut değildir.'
sözümüz anlamlı olur ama ne zaman soru harfi olarak kullanılırsa,
anlamsız olur. Biz burada [mantıkta], onu, 'değildir' sözümüzün
dela.tet ettiğine dela.tet eden olarak almadık, soru harfi olarak aldık.
[75a] Dolayısıyla, soru harfi olarak alınır ve 'ma hüve eş-şey'u
mevcudun?' denirse, söz anlamsız olur.
'Şey nedir?' sorumuzla, şeyin zatının bilgisi talep edildiğine
göre, bu [sorunun sorulması], ancak şeyin varlığına dair bilgiden
sonra uygun olur. Bunun delili şudur ki, şayet biz, görmediğimiz
ve varlığını/var olduğunu bilmediğimiz bir şey hakkında 'Bu şey
nedir?' ve 'O şey nedir?' dersek, bu söz elbette saçma olur. Söz
konusu harfle, bazen [şeyin zatına dair bilgi değil de] ismin
manasının anlaşılması talep edilebilir ki, bu, şeyin varlığına dair
bilgiden önce olabilir; aynı şekilde [söz konusu harfle, şeyin zatına
dair bilgi değil] şeyin miktarı, zamanı ve rnekarn da talep edilebilir
ki bu, ancak şeyin varlığına dair bilgiden sonra olur. Çünkü biz,
dünyada var olup olmadığını bilmediğimiz bir kimse hakkında,
'Falanca, nerededir?' diye sorarsak, söz saçma olur. Aynı şekilde,
gelip gelmediğini bilmediğimiz kimse hakkında 'Falanca, ne zaman
geldi?' dersek söz saçma olur.
Şeyin zatının bilgisine ilişkin talebe dela.tet eden 'nedir?' harfi,
30
her zaman, ancak, müfret veya müfret konumunda bulunan isme
bitişir. Şu sözlerimiz buna örnektir: 'İnsan nedir?', 'Güneş nedir?',
'Ay nedir?', 'Hareket nedir?', 'Hareketsizlikjsükıin nedir?' ve 'Ay
tutulması nedir?' Bu [ay tutulması], müfret yerine geçen bir mü-
�.rJ ı � � � w� ,� � � .,. Lo Ji � � � Lo w ı..r- G � ..,.
� �.rJI l.lA �i � J.:l..UI J .� ')/ ��1 ı.::.ıl.l 4i_ı- J�
Lo l:J� �y;.,.- l:J_,i G) } �i O�.J';J �_,lk.. � � 1 �i � J�
�� . y:-.,.- � �ı .,. Lo l:Jji �� 'i � � J_,Al l ) \...4} � � 1
l.lA �� .(ı� �.;> .,. Lo l:J_,i 1· 1.� 1 ı..r- Jk4 J_,Al l l.lA
��1 Lo l:J_,i iJ� � ,� l:J_,i iJlS:,. � 1 �J �.rJI
J . ")\k 4 (.)lS'� �.;> � 1 ı..r- J . � 1 i � �y;.,.'� l:J_,i � J� Lo � � b (Jl5:..J I l.lA J o..l>.t � �
Ct
_,. Lo�� �.;> ..l>-1 ı..r- J .� �.;> oli ..l>-1• W� l �
l.l ! � � 1 _,. Lo �L J .")\k 4 (75a) J_,Al l iJlS' ,�y;.,.- � � 1
d,;�� � (.)� (Ji � w� ��� ı.::.ıı.; d,;.ı- lf:... �
� ')/ J ol) ')/ � l:.1i y Gi cl\.) � J.:l..UI J .� �1 �y:-Y.
.,Ü J .")\k4 J_,Al l (_)� '��� .,. Lo J ' � �� �!ll.) Lo O�.J';J
d,;�1 J:i (J� (Ji c:-: ')/ ..ü cl\.) J 'r-' ')/ 1 � �*' � �
W l �tS::.. J �Loj J ��1 Jl ..li. � cll .lS'J .��1 �.J':"Y.
')! �J (_)")Ü � i l:.1i ı.; ı G� .��ı �.J':"Y. 4i�� � iJ�
l.l ! cll .lS'J . ")\k 4 J_,Al l iJlS' ,')! i i � Wl J �y:-.,.- _,. jA r.ŞJ.Jj
. ")\k 4 J_,Al l (.)lS',')/ i i �� jA � ')/ � J (_)")Ü � ı..r- l:.1i
w ı �ı,; 4i_ı- �_,lk.. ��ı �i � � 0� �.ll l Lo �.r J
Lo l:J_,i cl\.) J� .�_;.JI �� iJlS' Lo Ji �_;.JI r-' )' 4 l�i iJ�
J iJ.,s:_ı 1 Lo J as'.rJ 1 Lo J r-AJ I _,. Lo J � 1 � Lo J iJ t_j )' 1
oG} ) J .�.;.J I �.r.-e ,.ş� �;- l.lA �� � � �� Lo
�
5
�
-ı
•
ıo
ıs
�
-
-
20
24
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
rekkeptir. Şayet onu, müfret yerine geçmeyen mürekkebe eklersek
söz anlamsız olur. Şöyle ki, şayet 'İnsan hayvandır, nedir?', 'Ay
tutulur, nedir?' vb. dersek, bunlar anlamsız sözlerdir.
Her soru, söylediğimiz gibi, kendisine soru sorulan kişiyi, soS
ruda talep edilen şeyin bilgisini ifade eden bir şeyle cevaplamaya
zorlar. 'O nedir?' sorusuyla bilinmek istenen şeyi ifadede kullanılan
şey, şu iki şeyden biridir: Ya müfret bir lafızla gösterilen bir şey
veya [75b] mürekkep bir lafızla gösterilen bir şey. Buna örnek, bir
kimsenin 'Bu şey nedir?' demesidir. Ne olduğu sorulan şeyin,
ıo
'hurma ağacı' olduğunu varsayalım. Cevap veren kişi, 'Bu şey hur
ma ağacıdır.' dediğinde, ifadesinde müfret ismin delalet ettiği bir
şeyi kullanmış olur. 'O hurma veren bir ağaçtır.' dediğinde ise,
cevabında, mürekkep sözün delalet ettiği bir şeyi kullanmış olur.
Cevap veren kişi, bu ikisinden hangisi ile cevap verirse, soru soran
ıs
kişiye talep ettiği şeyi tam olarak vermiş olur. Bununla beraber, bu
iki şeyden biri, 'hurma ağacı'na müfret bir isimle delalet ederken,
ikincisi ona mürekkep bir lafızla delalet eder. 'O nedir?'in cevabın
da kullanılması gereken şeye mürekkep bir lafızla delalet olundu
ğunda, bu, 'şeyin mahiyeti' olarak isimlendirilir. Yine, 'şeyin ne
20
olduğuna' veya 'şeyin cevherine' veya 'şeyin inniyyetine' veya 'şeyin
tabiatına' delalet eden söz olarak da isimlendirilir. Yine, 'şeyin cev
heri hakkında söz' olarak da adlandırılır.
2S
30
[4/ll] Şeye bitiştirildiğinde, onun biçimi/sigası ve görünü
şü/heyeti hakkında bilgi talep edildiğini gösteren harfler de bunlardandır. Şeyin biçimi, [a] kendine ait biçimi olabilir ki bununla,
şeyin bizzat kendini sabit kılan/gerçekleştiren biçimini kastediyo
rum. Mesela 'ayakkabı'nın ayakkabılığını sabit kılan biçimi, onun
şöyle şöyle olmasıdır ki, bu biçim olmazsa o, bir ayakkabı olmaz;
olursa o, bir ayakkabı olur. Tek tek şeylerin her birinde de durum
böyledir. Çünkü yüzüğün zatının biçimi, şeyin zatının kendisiyle
sabit olduğu şeydir. [b] Bazen de biçim, zatının varlığı tamamlan
dıktan sonra, şeyde bulunan halleri bildirir. Bunun örneği 'elbi
se'dir; kumaşının dokunması ve çözgü ipliklerinin atkı iplikleriyle
,r� � J.,Al ı ı:, � .).;..1 1 r..>� tJ� � �J .ll ı
r-14
- ::ıı l.. J
.ı...
u1.J:>uL.:ı ')l l l.. l:..li y-' l.. 41..ı--!
. .!ı i l.. J � .r.
�Y
�
.
� � l:..li l.5" 41L JS'J .�� � J:Jlii o.lı �� ,cil�
J .41LJ4 �.,_lk..J I 4.i..,.- � � r � � ı:, i JJj-JI �
\r
..\.>i .,- " �
- ı .,- t.. 41� �A t.. ö.)li ı �- � r..>- ..ü l _,.. ı
� (75b) � J� _,.. i Ji .);... � � J� _,.. i t.. ı ,�__,.. i
JJJ-.l l ı:,l J;.:.li " � 1 l.lı l.. J WI J_,i cil � Jl:... .�_,..
��.w � _,. " �� l.lı Jli u=-- -� � �� - � �IS"
..
_r!j Ö� o.lı Jli ı5-- J ,.)}-e r"'4 � �� 1_,.- 1 G.)li ı �
;s- � J . �_,.. J,Aı � :J� 1_,.- i ��� � � � � .1z.ü �) 1
_,lk..
:F W I JJ .w � -� 1 �� i ı.:r- .lı
..\.>i � i \r ı ,�
. �_,.. � � J..l:! � �� J .);... r"'4 �� � J..l:! �__,..\rı
:J� ı:, IS" ı� ı " �ı
r.5.. .ll l _,.. \ı li
.. .,- t.. ��� �
.. � ı:, i �
..
�
�
;JI..UI J _::q 1...4.ı i ı..r-!.
J " ı..r-� '- 1 �l..
� li j
. r JüL. �
- ı..r-!.
� Ji " � 1 Ç ı � Ji " � 1�� � Ji " � 1 _,- l.. �
. � i " � ��� J ; � J ' " � 1
4,;_.,.- �)k.. �i � J.) " � 4 ı:,) ı � ı l..lf:... J (!"')
��i
- �� ı:,fo ..li " �
- 1� J 4 J �
� � 1 � 1 � �ı:,l J=..- - � " � 1 � �� - -;:� 1 � � 1
.,
rl �1 cl.l:i J.:; rl � ,l..lS"J l..lS" ıJ� ı:,l _,. � � 1
:r ..l>IJ ..l>IJ � cil..lS" J .� ı:,IS" � IS" ı5-- J � �
.,
..li J · " � 1 � �� � 1 � � 1 � � �� � f� l ıJ� � \'1
Jl:... ,Gl� .)�J J� l � � .J;;y "� \' IJ> i �1 ı:,fo
•
•
oJJ
.w-
ı.
"'
:;
-
L
0
;
L
.r
'
-
"
"'
ıo
.
•
·
•
s
'
"
,
ıs
-f
,
"'
"'
·"
"
20
25
5
lO
ıs
20
25
30
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
birleştirilmesi, elbisenin biçimi olup onun zatı bunlarla var olur.
Elbisenin, bu aşamadan sonra, ağartılması veya bir renkle renklen
dirilmesi [76a] ya da pariatılmasına gelince, bütün bunlar, yani
ağartılması, rengi, parialdığı ve ışıltısı elbisenin biçimleridir. Ama
bunlar, onun zatını sabit kılan biçimler olmayıp zatının tamam
lanmasından sonra elbisede var olan ve onun için, biçim ve görü
nüş olarak dikkate alınan birtakım hllierdir. Duyulurlar üzerine tek
tek düşündüğünde, biçim ve görünüşün bu iki sınıfı insana kendini
gösterir. Şeyin zatını belirleyen sınıf, 'şeyin zatına ait biçimler' olarak isimlendirilir. Şeyin zatını belirlemeyenlerden oluşan diğer sınıf
ise, 'şeyin zatının dışında kalan biçimler' olarak isimlendirilir.
Şeye bitiştirilen ve genel olarak onun biçimine ilişkin bilginin
talep edildiğini gösteren harf, 'nasıljkeyfe?' harfıdir. Biz, 'Şey nasıl
dır?' dediğimizde, talebimiz, ister zatına ait biçimi olsun ister zatının dışındaki olsun, şeyin biçiminin bilgisidir. Biz 'Zeyd nasıldır?'
deyip, 'O iyidir veya kötüdür ya da sağlıklıdır veya hastadır.' şek
linde cevap verdiğimizde, 'Zeyd'in zatının dışında kalan biçimlerle
cevap vermiş oluruz. Öyle anlaşılıyor ki, halk [a] şeyi sabit kılan
biçimleri fark edememiştir ve bu nedenle, onlara [şeyi gerçekleştiren biçimlere] ait yaygın isimlere, neredeyse hiç rastlayamazsın.
Onların [halkın], 'Bu şeyin ameli/yapılışı nasıldır?' sözünü, ame
lin/yapılışın biçimiyle ilgili bir talep olarak anlamak uygun olur.
[b] Şeyin haricindeki biçimlerle ilgili soruda ise halk, 'nasıl?' harfini
kullanagelmiştir.
Biçimlerin ifadesinde ve şeyin nasıllığına ilişkin sorunun cevabında kullanılan şeyler, 'nitelikler/keyfiyetler' olarak isimlendirilir.
Bu ise, soru sorarken kullanılan harften ['keyfe?' hartınden] türe
rilmiştir. Onlardan, şeyin zatına ait biçimi veren, 'özse� nitelik' ola
rak isimlendirilir. Bazı insanlar ise onu, 'cevhere ait nitelik' olarak
isimlendirmiştir. [76b] Onlardan, şeyin dışındaki biçimleri bildir
meye uygun olanlar ise, 'ilineksel nitelikler' olarak isimlendirilir.
'Özsel olmayan nitelikler' dendiği de olur.
� � � _JA ol..l-1 � I.!J pl J �l-j �� ,�.P I �!ll�
..
..
� Jl ı:. (76a) lj_,l 0 .Jl Jll!ll � � � ı..r- \:.Li .�1� ü �J
� � - J.ı..r.l iJ J \.i..4} 1 Ji 0)1 1 Ji öJL.AAl l � i - cl1:i ��
�J.ll �y JIJ> I � � ,�1� , - -::� 1 � � � � J �J.ll
I ..\> IJ I ..\> IJ J-b �J .ü� J .U � ..1>_;; J ��� J�l �
.üY I J � � :;.- 0 \A:..,a.ll 0 1.1t. 0L.:ı ;>\l � üL...� I :;.o
� �J ,.� 1 ül� C?' � ·� 1 ü l � � '! '-:? .ll l ��J
� 1 ü l� :_r �Jl>JI � � � '! ,- .�; 'i '-:? .ll l .;>\' 1
��_ı- �)k.. �i � J� ·�4 0� �.ll
- l �_rJI J
� tı �
�.ı- .JA ı:.::.ua.
. . ıs- \:.li �� .1 GLi. �
- �.;> .JfS· a..,J. Lı.
\:.li ı..r- G� - � � � :r �J l>JI ı:. ı J ��� � ı:. ı ,.�1 �
� ts- �_,. Ji � Ji � lk Ji �t.,., �i � t; -0 �
� � � � � 0fo 0 i � J -��� ıf' �J l>J I -0 C;a-! � i
�L... i 4J � .:ılS:.:; � l!ll.lli ')� 1 :r � · � 1 �
'! � ,.�I I ..Lt. � � �j 0� 0 i J::.l> J .öJ�
0 i J� l .:ı� �.ll l � �J l>J I �� t.i J .j..J I �
� � � � Jy \1 1 J -� a.IWI � � �.;> 1} ..-- �
� �� ,.�1 � a.IWI :r ��� � � J � � ö.:ı li !
Lo J .a.ILJ I � J..·· .l l �_rJI ıf J=-!..e � I .JA J ,ü �l
�J J a;:; 1� :(o_< � �� .�1 ül� � '! .:ıli:! � 0 lS"
0 i � � 0 lS" t.. J (76b) .�y:- üW dl:J I � t..ı:....
� � .:ıliı�
- - � ı.:Li �') l>JI �
- .r üt:A..s"
- l..ı. J J �
. a;:; 1� .r-J- üW
�
"
lll
"
"
..
_,
i
•
5
.•
•
.
10
,
,
..
•
'1'"'.
•
4..1•
15
20
26
5
lO
ıs
20
25
30
Mannkta Kullanılan Lafızlar
[4/1 2] Şeye bitiştirildiğinde, onu, başkasından ayırmanın talep
edildiğini veya onu, başkasından ayıran şeyin bilgisinin talep edil
diğini gösteren harfler de bunlardandır; 'O hangi şeydir/eyyü
şey'in hüve?' ve 'O hangisidir/eyyuma hüve?' sözümüz gibi. Bu
soru, şeyin durumunun karıştırılmasının ve onun yerine başkasının
konulması endişesinin mümkün olması durumunda kullanılır. Bu
ise, ancak ortada onun dışında başkasının olması durumunda
mümkündür. Dolayısıyla, 'Zeyd'in dışında bir şey bilmediğimiz
halde, 'Hangisi Zeyd'dir?' ve 'Hangi şey Zeyd'dir?' dersek, sorumuz anlamsız olur. Bunun aksine, 'İnsan nedir?' sorusunu, hakkın
da soru sorulan bu şeyin [insanın] dışında başka bir şey olmasa da
sormamız mümkündür. Aynı şekilde, 'Zeyd'den başkasını bilme
miş olsaydık ve dahası dünyada 'Zeyd'den başka kimse olmamış
olsaydı, yine de 'Zeyd nasıldır?' diyebilirdik. Ama dünyada, kendisinden başkasının olmaması durumunda, 'Hangisi Zeyd'dir' der
sek, sorumuz anlamsız olur. Şey hakkında, 'O nasıldır?' sorusunun
cevabında alınanların tamamının, şey hakkında 'O hangi şeydir?'
sorusunun cevabında da kullanılması uygundur. Fakat 'O hangi
şeydir?' sorusunun cevabında kullanılabilen şeylerin pek çoğunun,
'nasıl/keyfe hüve?' sorusunun cevabında kullanılması uygun olmaz.
Niteliklerin bir kısmı, şeyin zatının dışında olan biçimleri ifade
ettiğine, bir kısmı ise şeyin zatının biçiminin bilgisini ifade ettiğine
göre, şeylerin zaô biçimlerini veren nitelikler, 'O hangi şeydir?' so
rusunun cevabında alındıklarında, aynı zamanda, şeyi, zatı bakıınından başkasından ayıran şeyi de bildirir; şeyin zatının dışında
olan biçimleri bildiren nitelikler de, 'O hangi şeydir?' sorusunun
cevabında alındıklarında, [77a] aynı zamanda şeyi, haıteri bakı
mından başkasından ayıran şeyi de bildirir. Şeyin, özü bakımından
başkasından ayrılması [temeyyüz] , 'hurma ağacı' olarak hurma ağacının 'cam'dan ve 'kılıç'ın 'yün'den ayrılması gibidir. Şeyin, haıteri
bakımından başkasından ayrılması ise, 'Zeyd'in 'Amr'dan, onun iyi,
bunun kötü olması bakımından ayrılması gibidir. Kesin olarak
biliyoruz ki, 'Zeyd'in 'Amr'dan ayrı olması, 'yün'den ayrı olması
gibi değildir.
· · · C:
� ç ·� :
�.
' '
f- (• (•
1 E. �
•L � · 1� . · t:. ·� : . f-t-.· t-. · p " . . '\.. . '\.. . }t. t�: �
� ' b � ,l ·
' • ç { . " .. �"'. �.
-:-. � · �
f1
ı:
ı.
�.
•
�
"
· .-( (• "\ . (• J
• • ':: · · <;c('\ '· , 'ı.
�: � ;[_
·�
. C. _\
�
· ·
[ [ c.-· � c.-· � �
· ��
�
t:!
!
t_
·, r:t_> • '- � �- o �
:
:
ç - - � �
\r
Y
·
c;;
(
li;
S..
:
F:-· : F:-· � \.'
: �.
(
.
c.
·
·
�
'
•
.
t • ''\..' . ·�f: �� '\..c• [ ·· • � ''k- r.r- � r· fa• II ":'ı- �ı- � IIr� '\.·
�
� ��
.
� t:h 3 "-(: c"· · � '"- · � .. � r� � · � . [� C.· . � � ·
�"
-�
- �
c;;
·
:
t
t(.. . Qr .'k .f� ·'\.. . \.' � h . r" çe: . �. ' · �" [ : '- c.. � · �- fa. \ .
.
.
..
" •'k" C. · 1' \C! f �c.·'"� .," 'k Ç;- , .��· �e c..[� · �(:.. v__:,
� �"" - h-(;.·. ''k
(!_
rı_ �r · t . - - t. r- �
_: " .
r; ·
..
. : F:-·
·
[
C.·
t
•
..
"
(
·
•
�
1 . ç � c-.:\.'" �. . , " . ' �. \�� . t q � . � • C."· �- � . C., (':..\ � � )(.. . �
�
·
� , • � '\.." ( • .f: E: � �� e:! "1:: '- f; . f -L q
CT.:�
.
t.
{
.t
� "
�� [�
"
c- 'r
ç .r • t;t:. ç
" " ç (. . ,
f;. � c;;\.'
�"1. "1.� � !..r c..
'
p
- .., .
f.
- � .. C. ·
·
�
� tri' �ı-. Ç;
\ı
\ı � �
t-.· [ . t \ f ' b ·� . " · ( '\..·� • -· � t
�
� •
� �
�
(
to �" - � · ,
( � C., (' \ � - C.• � " "
·
�
·
·
t
1•·. ı- · - . "'-�· ., q� . {,.-· · E-. ·(;;t:.. � �·- t . t_ � Ç;" �� .c;;"- � .. . f '
�
.
!
ll)
b
-
.
�
.
-
l'
•
l' !:'
&
(.
•
.
�
o
1 '"
\...... .
t
r..
N
o
�
:
r-
.r
\.
\.
•
�
r.
o
�.
t
\.
r;;
\.
'-
.r
r
r-
e:!
·�
•
�.
:
'
c:..
�
Ol
..
-
�
-
......
c.n
-
r.. •
"'-
._....
•
......
o
1 '" .
'-
'
-
c.n
[ . ·C:t:. ·�c::: · (
�-
�.
:� c.·
-�
V -
"\
"
t
..
�- � .
� -"
\.
o
�
t. •
�
c;;
�
"
•
f, · · ' . C:c..
�;
c.· E. �· t: · ·c:t:.
]•
� " :'"
�:
ı•�.. [
�
� ç�
�
t; · . c c. .
-�
-�
t. '
'c.
�
..
�
e:!
-
o
�.
�
·
·
c.
� �L
"1.
�� r-;
-�. �
�
· ·�
�
�
-�
.f
1
.
J"
.�
r
�
�
�
� � �
"
. c;;h
h·t,' O
ı:�
'"-;
(
.
;.
�·
·�
rr
"\
N
Qo.
27
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
[4/1 3] Şeye bitiştirildiğinde, onun sebebine ilişkin bilgi talebi
ni gösteren harfler de tamlayıcılardandır; 'niçin/lime?', 'neden do
layı/ma balü?', 'hangi sebeple/ma şe'nü' ve buna benzeyenler gibi.
Bu harfleri, varlığı bilinir olduğunda şeye bitiştirrnek doğru olur.
5
Çünkü yaptığı bilinmeden, 'Falan kişi neden dolayı şöyle şöyle
yapıyor?' dersek söz anlamsız olur. Yine bu harf, daha çok, mürek
kep lafzın delalet ettiği şeye bitiştirilir; 'Zeyd niçin böyle yapıyor?'
ve buna benzeyenler gibi. Bu harf bazı durumlarda, kendinde, gizli
olarak başka bir şeyi bulundurduğunda, müfret lafza bitiştirilir;
10
sözümüzden, örtük/gizli olarak 'Zeyd'in anlaşılması durumunda,
'niçin çıktı?' dememiz gibi. Şayet bu sözden, 'Zeyd niçin çıktı?'
sözümüzden anlaşılan şeyin anlaşılması durum u oluşmazsa söz
anlamsız olur. Bu harlin [niçin? harfmin] bitiştirildiği şeyde, iki
şeyin bir arada bulunması gerekir: Onlardan biri, varlığının önce-
ıs
den bilinmesi, ikincisi ise mürekkep olmasıdır. Aynı şekilde, 'o
nedir?' sözümüzün bitiştirildiği şeyde de, iki şeyin bir arada olması
gerekir: Onlardan biri varlığının bilinmesi, diğeri ise bu şeyin müf
ret olması, yani ona müfret veya müfret lafız işlevine sahip bir laf
zın delalet etmesidir. Bu iki harf, yani 'o nedir?' ve [77b] 'niçin
20
odur?' harfleri, bitiştirildikleri şeyin varlığının bilinmesi gerektiği
hususunda benzeşirler; 'o nedir?' harfmin bitiştirildiği şeyin müfret
olması gerektiği, 'niçin?' harfmin bitiştirildiği şeyin ise mürekkep
olması gerektiği hususunda ise farklılaşırlar.
5. Bağlayıcılari er-Ravdbit
25
Bağlayıcılar da sınıfıara ayrılır:
[5/l] Birçok lafza bitiştirilen ve bu lafızların anlamlarının on
lardan her biri için kendilerine özgü bir şeyle hükme bağlanmış
olduğunu gösteren harfler bunlardandır; 'ya... ya da/imma [mü
kesser elif-müşedded mim] ' sözümüz gibi.
� 4 ı::_.j) � � ' �J.rl ' � l_,.,.l l ,y J (!/ , Y')
"'
L. J ıJ l!ı L. J J 4 L. J � \:J; J!.o '� 4i.ı- �_,lk.. � 1 �
ı:,lS" � � 4 ıJ� ı:,i � � ! �JrJI o.lı J ,cl}.) �i
· ")Ü JLı. t.. l:..li ı,; ı G Li . .)_Jt':" -' ı r - ' - ·
ı .; . u
� _ı J ,ı..\S"J ı..\S" ı.r-:.
.rr-; 1
;s1 ı:,� � ! �_rll l.lı �� �i J .� 4 J_,All ı:,lS" ,� �i
J...l.ı. L...ı. cl} .)
ı� . ,jr
ı .; . :J
L. J 1..\S" ..Lı'
.
;; ı.r-:.
ı: \:J_JJ• v. _ ı l J2.A.UI w
'
..ı> ' � � _,-; ı � .).;..ı ı J2.A.U4 t:ı � ı ı:.ıA ..ü J .cll .l ��
JbJI � ıJ _,.li ,-0 .r.-4l 4 G. � � ,�_.,> l.lW \:J_,i J!.o
ı:,lS" -0 �..,> l.lW \:J_,i ,y �· .;1 L. J_,All l.lı ,y � ':J b.
� ı:,i � �_rll l.lı � ı:,� � .il i � 1 J .� 4 J_,All
ı:.ı� ı:,i � \:JIJ J..i ,y O.)_Jt':"J � ..ü ı:.ı� ı:,i L.A� i ,ı:,l� i �
� � � .il i � 4 ı:.ı� ı:,i � .Y' L. \:J_,i cl} ..\S"J ��
cl} .) ı:.ı� ı:,i _.,>'.JIJ O.)_Jt':"J � ..ü ı:.ı� ı:,i L.A� i ,ı:,l� i
.lü.l � � L. Ji .)� .lü.l � ;) � ı:, i � i - b� � ı
J ı:.ılf.!� - .Y' � (77h) J .Y' L. � i - ı:,lirJI ı:,l.lı J . .);...
ı:.ı� J .)_Jt':".,ı ı r.,i- ı:.ı� ı:.ıi � � ı:.ıt:ı� � ..il ı � �' �i
�
.. ı J b� ı:.ı� ı:, i �
.. .Y' L. � ı:.ı� �.. .il i �
.. ' �i ı}..
�� ı:.ı� ı:,i � � �.;> � ı:.ı� � .il i
� .)
�
.,
�
ll-
,
�
•
-
•
-ı
�
"
.Y
•
•
s
""
�
�
ıo
·
�
�
ıs
�
·
.k.t'J) ' . o
:��i �i � �IJ)I J
�
l- �i � ;J ..y ö.r.f5 J;W4 ı:,� �. .il i �_rlllf:... (o/')
.
\:J_,i J!.o ,� � lf:... � IJ JS' � � ..li J;W�I clJ:i
·�' Ö.)� � � ' ÖJ� ı:. ı
�
20
28
5
ıo
15
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
[5/2] Varlığı henüz kesinleşmemiş olan şeye bitiştirilen ve
kendisinden sonra gelen belli bir şeyin, onun sonucu olarak ortaya
çıktığını gösteren harfler de bunlardandır; 'eğer olur ise/in kane',
'her ne zaman olur ise/küllema kane', 'ne zaman olur ise/meta
kane', 'olduğunda/iza kane' ve buna benzeyen sözlerimiz gibi. Bu
bağlayıcılar, birinci var olduğunda ikinciyi ona bağlar ve bu neden
le 'bağlayıcı bağ' olarak adlandırılır. Çünkü o [bu bağlayıcı] , birin
cinin, ikincinin kendisine eklenmesini içerdiğine delalet eder; 'Eğer
Zeyd girer ise Amr çıkar.' sözümüz gibi ve yine 'Eğer güneş doğar
ise gündüz olur.' sözümüz gibi ki, 'güneşin doğması', 'gündüzün
var olması'nın [kendisine] katılımını içerir, ancak henüz 'güneşin
doğması' kesin olarak gerçekleşmemiştir. Bu nedenle bu harfler,
'şartlı bağlayıcılar olarak adlandırılırlar; bazen de 'şartlılar' şeklinde
adlandırılırlar.
[5/3] Her zaman, ancak varlığı veya doğruluğu kesin olan şeye
bitiştirilen ve kendisinden sonra gelen belli bir şeyin onun için ge
rekli/lazım olduğunu gösteren harfler de bağlayicı harflerdendir;
'... dığında, ... dığı zaman/ lemma' ve 'çünkü/iz' gibi. Buna örnek
şu sözümüzdür: 'Güneş doğduğunda gündüz olur.', 'Yaz geldiğin-
20
de sıcaklık şiddetlenir.', 'Güneş ve ay aynı eksene geldiğinde, ay tu
tulması olur.' Bu harf, birincinin varlığı kesinleştikten sonra, [78a]
birincinin, ikincinin kendisine eklenmesini içerdiğine delalet eder.
Bu sebeple bu, 'kesinlik bildiren bağlayıcı harf olarak adlandırılır.
[5/4] Lafızlara bitiştirilen ve onlardan her birinin, diğerinden
25
uzak olmasını içerdiğini gösteren harfler de bunlardandır; ' . .. e
gelincefemma' sözümüz gibi. Bu, bu harlin bitiştirildiği şeylerin
belli bir açıdan birbirlerinden uzak/ayrı olduğunu gösterir ve bu
nedenle 'ayrılmaya delalet eden bağlaç' ve 'ayırıcı bağlaç' olarak
adlandırılır. Çünkü o, birincinin, kendisini takip edenden ayrılığını
30
içerdiğine delalet eder.
[5/5] Şeye bitiştirildiğinde onun, sözün içinde daha önce ge
çen bir şey hakkında verilmiş olan ve bu ikinciyi de kapsadığı sanı
lan önceki hükmün dışında olduğunu gösteren harfler de
J .,Y o,:,�Y. � �-'!. r3 �.ll l .. �4 ıJ� L. lf:... J ( o/Y)
� J ıJ \S' Ws'"J ıJ \S' ıJ 1 \:J; J.e ,�� .u l:} l:i r. � �i �
Jj \1 4 � \!ll � ü lk4)1 o.lı J .cil� �i L. J ı:, \S' 1� 1 J ı:, \S'
J� �i � ıf ,� 1 .k 4)1 cil .:U � ,Jj \l ı �J �
-0 j>,:, ıJ 1 \:J; J.e ' � � \!ll J bJ � ..li Jj \l ı �i � 5
�� ,,:,�.J" Jl+Jli w u, � � � \S' ıJ 1 J.e J 'J.ıJ' r._.ı>
� � t.fo �i � ·J l+-1 1 ,:)�J J� � ..li � � t.fo
,41z.ı.._A ü l · �. 4 .\1 �J.rJI o .lı � cil.ili .�� � �-'!. r-1
.�1_,;. � �) J
10
(.).ll l .. �4 i..� i ıJ� W 1 L. :i· � 4 . \1 �J.rJI ıf J ( o/Y' )
J (J J.e ,.u r/'� r. l:J I:i ı:,l � J .,Y � J l o ,:)�Y. �J ..li
� � .. � LJ J Jl+JI ı:, \5" � � � LJ tl_,.; cil� J t:.. ·� !
l.lı �� ,.rAJ I �� _r-W ö_),lA.. � � �\S' LJ J _rll :A::.!. 1
�J ı:,l � � � \!ll J bJ � JJ ":/1 (78a) ı:,l � J,:, �.rJI
.l..?.- � � �.rJI I.lı � cil.ili .Jj \1 1 ,:,�Y. 15
-l> IJ JS' �i � J .,Y J;W4 ıJ� �.ll l �.rJIlf:... J ( o/t )
�i � J� l.lı �� ,r.i \:J_,.; J.e ,.;>-\11 ö � l:--- � ..li lf:...
· �. ;.; ..li o .lı � ıJ} � � .. � ":/1
�Y. � :.1" � ��
,
( -� - ll- .kl.ı.) l J J�":/1 �ı .,. JI..UI .klı)l
,v--� cil.ili r.
.
.U J l:J I :.1" J �":/1 � ..li Jj \1 1 �i � J� �\ı ıo
� :r r._J l> �i � J,:, .. �4 ı:,) 1� ! L. lf:... J (o/o)
tl_,.; J.e ,� \!l ı ı .lı � �i � J_,il ı J r:J .. � J �L...
-
-
� tl"
"'
*
• •
., "
tJI
"
f/1
tJI
., "
,
.,
"
"'
, "
_,
-
�
•
.
29
S
lO
ıs
Mannkta Kullanılan Lafızlar
bunlardandır; 'ancak/lakin-lllinne [müşedded ve muhaffef birlik
te]' ve 'ne var ki/illa enne' sözümüz gibi. Bunlar her zaman, bitişik
oldukları şeyin, sözün içinde daha önce olan bir şey hakkında ve
rilmiş önceki hükmün dışında olduğunu göstermek üzere kullanılırlar; şu sözümüz gibi ki, 'Eğer güneş doğmuş ise gündüz
dür/gündüz vardır, ancak [lllinne ] güneş doğmuştur.', veya 'Ne
var ki, güneş doğmuştur.' 'Eğer güneş doğmuş ise' sözümüz, güne
şin doğuşunun henüz kesinleşmediğine delalet ederken, 'ancak'
sözümüz ise onu, onun hakkında daha önce verilen ve sözün parçaları içerisinde yerleştirilmiş olduğu mertebede kendisi için her za
man geçerli olduğu sanılan hükmün dışına çıkarır. 'Ancak/fakat'
veya 'ne var ki' sözümüz, bunun akabinde ona bitiştirildiğinde bu,
onun hakkında verilen önceki hükmün onun için sürekli olarak
geçerli olmadığını, ancak varlığının kesinleşmesi durumunda, tekrarlandığı zaman geçerli olduğunu gösterir. Bunlar, 'istisna harfleri'
olarak adlandırılır.
[5/6] Şeye eklendiğinde, onun, kendisinden önce gelen bir şey
için gaye olduğunu gösteren harfler de bunlardandır; ' .. .için/key'
ve onun yerini tutan 'amacıyla/li' sözümüz gibi.
20
2S
30
[5/7] Şeye bitiştirildiğinde, [78b] lafızda kendisinden önce
olan bir şey için veya kendisinden sonra gelen bir şey için sebep
olduğunu gösteren harfler de bunlardandır; 'çünkü/li enne', ' ... den
dolayı/min ecli', ' .. .in sebebiyle/min kıbeli' sözümüz gibi.
[5/8] Şeye eklendiğinde, bu şeyin, kendinden önce geçen başka bir şeyden meydana geldiğini ve ona dayandığını gösteren harf
ler de bunlardandır; 'o halde/fe izen' sözümüz ve onun yerini tu
tanlar gibi.
İşte bunlar müfret lafızların sınıflarıdır ve her sınıftan, üzerin
de durduğumuz konu bakımından yeterli olan miktar sayılmış oldu.
J \ � \ � o -4i . 0 1 \' ı J - � :Li ö.;..,.J \J ö_, ...\..W \ - �
"
.ı
ıl'
"
ıl'
:;
:;
.r- i � � L... � :.r �; l> � 0J.;..J I � � 1 � i � al\'..UI
; l+J li w lk � ' � lS' 0ı l:.l; J:.- cil � J .J_,.tl ı J r .ü
0ı l:J_,; � � .W lk � � � i \r ı Ji W lk � � � _,y:-.,.J '� � �Y.. r-1 � ' (P � i � Jı_, W lk � ' �lS'
cil � �i :);J \'j i � � 0lf ':?.ll l � ' :.r �r:- i � l:J_,i
0) w; .J_,.tj l � ı?. i � � c;i'J �.r- � i � � J4 � '
� � � W l � � � i � J_, � i \r ı Ji � l:J_,i cil � � �
o.lı J ,o_,.P:'>! �J .Ü J /}' /t � � W b � � � y.
.�l:!:..... \' \ .jJ.;> �
,� �� � l'- �i � J_, � �4 0) ı� ı L. l+--o J (o/ı)
.4.-e li.. \_,Li � 1 \ � 1 J � l:J; J:.
�� � �i � J_, �� 4 0) ı� ı L. l+--o J (78b) ( o/v )
· � � J � \ � J 0 \' l:J_,i j:.o ,o� � � J \ Ja.W \ J �
\j \' � � ı cil � �i � J_, �� 4 0) ı� ı L. l+--o J ( o/A )
.4.-e lie r li t.. J 0 �� l:.l; J:.- ,� .ü J � J;.,.- .r=-T � � :.r
� JS' � _,� .Ü J ,ö_,_;i.JI .J;W\1 1 .j�i � o.lı J
.
.�
\ \ .li..
.. . �. u
. 4,�
.
, �
"
ıl'
"
5
lO
"
)
15
30
Mannkta Kullanılan Lafizlar
III. MUREKKEP LAFIZLAR:
SOZLER
. .
1 . Konu-Yüklem
5
lO
15
20
25
30
Mürekkep lafızlar yalnızca bu sınıflardan, yani isimler, fıiller ve
harflerden oluşur. Bunlardan oluşan lafızların tamamı, 'sözler/el
ekavil' olarak adlandırılır ve bu nedenle de bunlar [isimler, fıiller,
harfler] 'sözlerin parçaları' olarak adlandırılır. Müfret lafızlar, birbi
riyle pek çok terkip sınıfıyla birleşirler. Şu anda, onların terkip sınıflarının tamamını belirtmek bizim için gereksizdir. Fakat terkip
sınıflarından tek bir sınıfı ele almamız gerekir ki bu da, iki ismin,
birinin sıfatiniteleyen diğerinin mevsuf/nitelenen olduğu bir ter
kipte birleşmeleridir. Bu, 'Zeyd gidiyor.' ve 'Amr ayrılıyor.' deme
miz gibidir. İşte bu ikisi, birinin sıfat diğerinin mevsuf olduğu bir
terkipte birleştiler. B u durumda 'Zeyd' mevsuf, 'gidiyor' sıfattır. Bu
[tür bir] terkiple birleşen lafız, kendisine · 'muhakkak [ şeddeli inne]'
harfmin bitiştirilmesinin uygun olduğu ve böylece sözün tam ve
anlaşılır olduğu her şeydir; 'Muhakkak Zeyd gidiyor.', 'Muhakkak
insan hayvandır.', 'Muhakkak bir kısım hayvanlar attır.' sözümüzde
olduğu gibi. Bu ikisinden, kendisine 'o' harfinin eklenmesi uygun
olanlarının hepsi sıfattır; 'Zeyd, o gidiyor.' sözümüz gibi. Çünkü
'o' harfinden sonra getirilmesi ve öncesinde 'o' harfinin gelmesi
mümkün olanların hepsi sıfattır; 'At, o hayvandır', 'Zeyd, o insan
dır.' sözümüz gibi. [ 79a] Bazı insanlar mevsufu, 'kendisine yüklenilen/el-müsnedü ileyhi' olarak isimlendirir; sıfatı da, 'yükle
nenfmüsned' olarak isimlendirirler. Bazen de sıfatı 'haber' ve 'ken
disi ile haberde bulunulan/el-muhberu bihi', mevsufu da 'habere
konu olan/el-muhberu anhü' şeklinde isimlendirirler. Şu hatde,
'Zeyd' sözümüz mevsuf, kendisine yüklernde bulunulan ve bildirime konu olan olurken; 'gidiyor' ise sıfat, haber, kendisi ile haberde
bulunulan ve yüklenen olur. Söz konusu terkip, bazen isim ve fıil
den oluşur; 'Zeyd yürüyor.' dememiz gibi. Bu sözlerden her biri,
jt.,ıN, : �)' .bUl�' . f
ıf-
� i - � \:...P \l ı
�
.lı
ıf'
o
.lı
ıf-
J_,..$ \ J t.Jo-P_,1.\ . '
�_;:; W ! �_,J I J;W\fı J
5
�J
�J.rJI J � 1 J "\.-\l ı
� Ö.).;..l l ..ı; w\' ı J ·JJ li\11 " '.r. i .lı � cll .l.l J 'JJ li\1 1
.
ı.<' J,� ı ı ıf
4> l> \:..ı � J .ö'.r.. �
. - � . li t:...P i � � ı . �� J l 1 . · - � Wl � , ı . <'- � t:...P i
<'; J l l:.:....>
. � �
� .r ·
't"'.J"
� � �; ıJ�.h � �'JI �i _,. J .�.;.l l � t:...P i ıf ..l>IJ
J.rS- J �ı; --0 l:J_,; J.- cl); J .li�,.. .ı>':J ı J � w --l> i
,li�_,.. .ı>':J ı J � w..l>i � ) t-p �; �; � ..u. � � ,Jlk:...
_,. �.;.l l ! .lı �_,J I Y I J . � � ı ; J ��_,.J I _,. �
,L._,.A... l. l:i J_,il l ıJAs ö.)� l �! �.;> � ıJ� ı:, i J::l:! L. JS'
J ·d) r. t l_r.> �! J ıJ I_r.> ı:,L..:ı )' l �! J �ı; l..lJ �! l:J} J.
,�ı; .,. --0 J..- ,_,. l:J} � ıJ� ı:,i � L. JS' � .lı ıf � '
,� � .,. �.r � r � J .,. �.r � � ;;. ı:,i j� t.. JS' � �
d l:J 1 � J .ıJ L..:ı ! _,. ..lJ J ıJ l_r.> _,. (79a) d_,Al 1 l:J} J.ı;-. �J J , l i:- � 1 ı:,� J .Y ! � 1 ��_,.J I ı:,�
.,. --0 l:J_,.ü
_;;.....ı ı ��_,.J ı J � _;;.....ı ı J P.-1 ı �ı
J � _;.;.... J .r.> J � .,. � ı ; J _;.;.... J .Y ! i:- J ��,..
...;-: --0 l:J} J..- ,W$" J r-"' ı ıf �? ı ı ..u. �.h � J .i:.
o
�}W l J; W\1 1
o
.
;. _ _
�
•
•
•
.4:.&-
,4:.&-
-
lO
15
ıo
31
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
kendisinin iki parçası durumunda olan iki lafızdan oluşur ki onlar
dan biri sıfat diğeri mevsuftur.
2.
Lafiz-Anlam
Bu iki lafız dilde nasıl birleşiyorsa, onların her ikisinin anlamS
ları da aynı şekilde nefiste birleşir. Onların anlamlarının nefiste
birleşmesi, bu iki lafzın dilde birleşmesine benzer. Nasıl birle
şik/müellef söz iki parçadan oluşuyorsa, aynı şekilde nefisteki birle
şim de iki anlamdan oluşur: Anlamlardan biri, mevsuf durumun
daki parçanın delatet ettiği şeydir. Diğer anlam ise, sözün sıfatı
lO
olan parçanın delatet ettiği şeydir. Bunun örneği şu sözümüzdür:
'Güneş doğar.' Burada 'doğar'dan anlaşılan anlam, nefiste 'gü
neş'ten anlaşılan anlamla birleşir ve böylece birleşimin parçaları
olan iki anlamdan, biri sıfat olan parçanın anlamı diğeri ise mevsuf
olan parçanın anlamı olmak üzere bir birleşim oluşur. Mevsuftan
15
anlaşılan anlam yine 'nitelenen �am' olarak adlandırılır. Sıfattan
anlaşılan anlam da 'sıfat olan anlam' şeklinde isimlendirilir. Şu sö
zümüzde olduğu gibi: 'İnsan hayvandır.' Burada 'insan'dan anlaşı
lan, 'mevsuf/nitelenen anlam' olarak adlandırılır. 'Hayvan'dan anla
şılan ise, 'sıfat olan, haber olan ve yüklenen anlam' şeklinde isim-
20
lendirilir.
[79b] Mantık sanatında mevsuf/nitelenen, kendisine yüklernde
bulunulan ve kendisi hakkında bildirimde bulunulan anlam, 'ko
nu/özne'; yüklenen anlam, sıfat ve haber olan anlam ise, 'yüklem'
olarak adlandırılagelmiştir. Bu, 'Zeyd insandır.' sözümüzden anla25
şılan şey gibidir. 'Zeyd'den anlaşılan mana, konu ve burada 'in
san'dan anlaşılan da yüklemdir. Ona benzeyenlerde de durum böy
ledir; 'At hayvandır', 'Sokrat adildir.', 'Amr beyazdır.' ve 'Karga
siyahtır.' sözümüz gibi. Şu hatde, bunlar ve bunlara benzer olanlar
iki anlamdan oluşurlar; onlardan biri 'konu/özne', diğeri ise 'yük-
30
lem'dir.
ol�?, l..A
�
rf'
�_;...
_JA
JJ li�l ol. :_re ..l> IJ JS' J
,j.re'.,.. .;>\' 1 J 4A..,p l..A -l> i
.
y
l..A t..:..- . .. � cl} .lS" u. Wl 1 . j u. l::lZ.al 1 u. l:i lA . ' � L.s:J
� � ' � lA 0 1.f.i l � �� � ı ._. . . 0 1.f.i l J .�1 �
� 0.f.i.JI cll .lS" �?, :_re �� �j.JI J_,All �i L.S'J .0 Wll
� .ll l �.r.JI � �.) � .ll l y. � � -l> i ,� :_re �� � �
y. � .ll l J_,Al l �.r, � �.) � .ll l y. .;>\11 �� J ,jr"_,J I y.
�Uaı,· :.re r_,.A.J ' �� � � ,w u, � � ı:J; cll � J� - � '
:_re 0 1.f.i l � � � :_re r_,.A.J I �� J l �� � 0.f.i l
J � � y. � .ll l �.r.JI ı.f- L..A -l> i ,0.,;.w 1 � ı.r, i l..A �
:.re r_,.A.J ı � ı.; . ...;,�.,J ı y. � .ll ı �.r.l ' ı5- .;>\l ı
� � � :_re r_,.A.J I J ,,j.r"_,J I �� � i � ,j.r"_,J I
ı:r r_,.A.J ı � � ,0 ,J::>' y. 0 w )' ı I:J; y... , 4.A,.p y. � .ll ı � ,
�� � 0 1� 1 ,:r r_,.A.J I J ,j.r"_,J I �� � 0 W)'I
4&.� � ö.)WI �.r:- ..ü J (79b) . .i-. J .r,> J 4.A,.p y. �.ll l
·--'1 �
�
· i
".:.__ _ , , J .Wl. .i-11 J ,..;,�
�.,...
- '.. 1 �
'1
u
..r.-�� � � J � � y. �.ll l �� J .i-l ı �� J ' �.,.,.;..,..
:_re r_,.A.J I �� � � ,0 W l y. -0 \:Jj :_re \_,.A.J I J..o cl}� J ·
Lo cll .lS"J .J�I y. 0 W)'I :_re l:.A lA \_,.A.J I J (�y y. -0
�I}J IJ � i J.,rS' J J.)� ..1 1.,;.... J 0 1J::>' V""}.l l \:Jj J..o ,�i
.;>\11 J t_.,..Py l..A -l> i � :_re �b �i Lo J ol. � � ,.).,.... i
.J�
t-..,.. .
_
� � J Jıi.UJ I
_
u . r�
u-
u.� -
•
a
5
ıo
15
_ ,_ .
�
ıo
32
Mantıkta Kullanılan
Lafizlar
3. Tümel Anlamlar-Tekil Anlamlar
İsimlerden anlaşılan anlamların [a] bir kısmı, bir konudan da
ha fazlasına yüklenme özelliğine sahiptir ki, 'insan' sözümüzden
anlaşılan anlam böyledir. Onu 'Zeyd'e, 'Amr'a ve onların dışındakis
lere yüklemek mümkündür. Çünkü 'Zeyd' bir 'insan'dır, 'Amr' bir
'insan'dır ve 'Sokrat' bir 'insan'dır. Aynı şekilde, 'beyaz'ın da birden
fazlasına yüklenmesi mümkündür; 'hayvan', 'duvar', 'hurma ağacı',
'at', 'köpek', 'eşek', 'öküz' ve benzerleri de böyledir. Bunların ta
mamından anlaşılan anlamların özelliği, birden daha çoğuna yük-
lO
lenmeleridir. [b] [İsimlerden anlaşılan anlamların] bir kısmı ise, ya
asla yüklenmemeleri sebebiyle ya da yüklendiklerinde, sadece tek
bir şeye yüklenınderi sebebiyle bir konudan daha çoğuna yüklen
me özelliğine sahip değildir. 'Zeyd', 'Amr', 'bu-at', 'bu-duvar' sö
zümüzden ve 'bu-beyaz', 'bu-siyah' 'şu-gelen' ve 'bu-giren' gibi, tek
ıs
başına kendisine işaret etmenin mümkün olduğu her şeyden anlaşı
lan anlamlar buna örnektir. Zira bu anlamlar, ya hiçbir şeye asla
yüklenmezler veya yüklendiklerinde, [80a] başkasına değil sadece
belli bir şeye yüklenirler. Bunların arasından hiçbir şey, bir konu
dan daha çoğuna yüklenme özelliğine/doğasına sahip değildir.
20
Hiçbir şeye asla yüklenmeyen ise, ne birden fazla konuya ne de tek
bir konuya yüklenir. Yüklenenlerin ise, bir kısmı sadece bir konuya
yüklenir; 'bu-giren Zeyd'dir' ve 'bu-yürüyen Amr'dır', 'falanın yap
tığı bu-duvardır', 'geçen bu-attır' sözümüzde olduğu gibi. Bunların
tamamında yüklemler, ancak geçtikleri sözün içinde tek olarak
25
alınan şu-konuya yüklenirler ve şu-konudan başkasına yüklenınderi
asla mümkün değildir. 'İnsan' sözümüzden anlaşılan anlam ise,
belli bir konuya yüklendiğinde, aynı yüklemin başka bir konunun
yüklemi olarak alınması da mümkündür.
:���' J ys:J \ JlAl' . r
..
;si � � ı:, i � \.;. Lo � ,. \.-.. �� ıY' 4.._,.A.J I � lA.JI J
�� ,ı:, l...:ı ! l:Jj � r_,.A.J I � 1 � ı!.ll .l J ,�IJ t_y;y �
.JA 1-0 �� ,l..A.r.'- � J J_rS- � J -0 � � ı:, i §-:
§-: -li � � 1 ı!.ll .lS'J .ıJ L..:ı ! .JA .b ı;.... J ıJ L..:ı ! .JA l.rs- J ıJ L..:ı !
J � 1 J �bJI J ı:,l.r.-J I ı!.ll .lS'J .�IJ � ;si � � ı:,i
4.._,.A.J I � lA.JI �� ,ı.!Jl.) �i Lo J ;_;.l l J ; l...>J I J �1 J V"').l l
� � Lo � J .�IJ � ;si � � ı:,i � G o.l.ı � �
� i � ')I ı:, i 1:. ! � ��J t_.,.Py � ;si � � ı:, i � G
4.._,.iJ I � lA.J I � ı.!Jl.) J ,,k.ü �IJ � � � l.l ! I:.! J
�i Lo J$'J ,�bJI l.l.ı J V"').l l l.l.ı J J_rS- J -0 l:Jj �
l.l.ı J J,.A.JI ı!.ll .l J .)l_,_l l l.l.ı J uPIJ I I.l.ı � ,o�J �! ö; l..!. )' l
ıJ! 1:. ! J � 1 -- � � � ')/ ı:,l 1:. ! � lA.JI o.l.ı ıJ � ,j>I..UI
� -- � � J ·.r.'- ')/ o�J 1:. -- � � � �� (80a) �
� ')I � � �� .�IJ t.y;y � ;si � � ı:,i �G o.l.ı
')/ J �IJ t_.,.Py � ;si � � � �� �i -- � �
� � � ! �� � � � 1 r.i J .�IJ t_y;y � U:i
� �..ül l.l.ı J -0 .JA j> I..UI � 1 .) l:Jj � . .k.ü �IJ t.y;Y'
l.l.ı .JA � �..ül J �bJI l.l.ı .JA ıJ� o � �..ül J J_rS- .JA
t_.,.P_,.J 1 ı.!Jl.) � � W ! lf.lS'" o ..lA � ı.:..ı ')/� 1 ıJ � 'V"')J 1
ı.!Jl.) .r.'- � � ıJ i §-: ')/ J o�J J.,AJI l.l.ı � .i> j � ..Ü 1
� � �� ıJ l...:ı ! l:Jj � r_,.A.J I � 1 r.i J .�i t.y;_,.J I
...,>T t_.,.P.J-0 � ')/_,.:- � .i>>.! ı:, i � i r. t.y;Y' �
"
�
""
...
ıl'
"
5
ıo
tJI
tJI
ıJI
-
�
-
-
ı5
20
33
Mantıkta Kullanıl an Lafızlar
Birden daha çoğuna yüklenme özelliğine sahip olan anlamlar,
'tümel anlamlar', 'genel anlamlar' ve 'çoldara/çok şeye yüklem olan
anlamlar' olarak adlandırılırlar. Ya hiçbir şeye asla yüklenın emeleri
ya da başkasına değil, sadece bir şeye yüklerunderi sebebiyle, birs
den daha çoğuna yüklenme özelliğine sahip olmayanlar ise 'birey
ler/şahıslar' olarak adlandırılırlar.
4.
Yüklem Bakımından Tümeller
Tümelierin [a] bir kısmı, her biri belli sayıda bireylere yük
lenınelde ayrılan ve sadece onlara yüklenen ve böylece onlardan her
ıo
birinin, diğer tümelin yüklem olduğu bireylerin dışında bireylere
yüklendiği tümellerdir. [b] Bir kısmı ise, belli sayıda bir grubunun
bizzat aynı bireylere yüklem olmada ortaklaştığı tümellerdir. İlkine
örnek 'insan' ve 'at'tır. Çünkü 'insan', 'Zeyd'e ve 'Amr'a yüklenen
bir tümeldir. 'At' ve 'eşek' de 'katır'a, 'şu-at'a ve 'şu-eşek'e yüklenen
ıs
[80b] bir tümeldir ki, [hem 'at' hem 'eşek'] insan bireylerinin dı
şındaki bireylere yüklem olmak bakımından ayrılmıştır. Bu du
rumda, ne 'at'ın 'Zeyd'e yüklem olması mümkündür ne de 'insan'ın
'bu eşek'e [yüklem olması mümkündür] ; 'öküz', 'eşek', 'köpek',
'karga' ve benzerleri için de durum aynıdır. İkinci sınıfa örnek
20
'hayvan', 'insan', 'duyarlı' ve 'beyaz'dır. Bunların tamamı 'Zeyd'e ve
'Amr'a yüklem olmada ortak olan tümellerdir. 'Zeyd' 'insan'dır,
'hayvan'dır, 'duyarlı'dır, 'beyaz'dır.
Bir ve aynı bireylere yüklem olmada ortak olan tümelierin ara
sında, [a] yüklem olmada ortak olan fakat ikisinden biri sadece
25
[ortaklaşa yüklem oldukları] bu bireyler topluluğuna yüklenınelde
sınırlı kalıp, onların dışındaki bireylere yüklenmeyen ve böylece
hem bunlara hem de bunlardan başkasına yüklendiği için, diğer
ortağının yüldem olmada fazlalık taşıdığı [daha genel, daha geniş
olduğu] tümeller vardır. Buna örnek 'hayvan' ve 'insan'dır. Onların
30
her ikisi de birlikte 'Zeyd'e ve 'Amr'a yüklenir, fakat 'insan',
� ..b-IJ ıf ;s1 � � 0 i � G � � � IA.Jli
� �� � � IA.JI J ,�Wl J t. WI � IA.JI J �� � IA.JI
r. ! §J ..b-IJ ıf ;s1 � J..>4 0 i 4.i G ıf ,§..: ıJ t.. J :.r-.r-:5
� � .k.ü ..b-IJ � J..>4 0 i t'. ! J �i �- � � J..>4 � 0 i
·
:j.sl \ � � � ÇKJ \ t
U"'�i � �4 lf:... ..b-IJ � j � t.. lf:... � � � J
�.,...=- lf:... ..b-IJ � 0� J lA ..b-J � �
��J ,;
lf:... J ._,�:'l ı �� � J..>4 � � U"'��� � U"'�i �
J\!... . � �� ö..b-IJ U"'�i � j.>J I � lf:... ö � �.fo!.:! L.
J "":.) � J..>4 � .JA J 0 W)'I 0 � d_;ll J 0 W)'I Jj ��
J 0J.rJI � (80b) J..>4 � .JA J .;l,..,J I J d_;ll J ·J.rs� U"'�i � �4 j b.jl .ili ,.; l,..,J I I.lı J d__,Ajl l.lı �
� J "":.) � J..>4 0 i � � d__,Aj l 0 � . 0 W)'I U"'�i
�ljJ I J � � J .;l,..,J I J .;J.ll dl .iS'J ,.; l,..,J I l.lı � 0 W)'I
d W l J 0 W)'I J 0 1� 1 � \!.l l �� J \!... J . dJ,; �i t.. J
J "":.) � j.>JI � �.f.!.j ..li � � t+is' o.lı 0 � '� � � J
·U"'��� � � �
5
.
.l ...U:.
ıo
·
. � i .JA J d � .JA J 0 1� .JA J 0 W ! .JA l ..l:.) 0 � ·J.rs
lf:..e �� � ö..b-IJ U"'�i � j.>JI � �.;..W l ��� J
ıf ö � l lo!.ll:i � j.>JI � L..A ..b- i _ra:.A: J �� � �� L.
� J 'U"'��� ıf tAI_,.... t.. � � � J ..b.ü U"'���
J \!... .lA� � J lo!.ll:i � � J.> J.=-J 1 � .f';."'J ı J:, �
'J_rS- � J -0 � � 0� 4 � ,0W )'I J 0 1� 1 d},;
ıs
20
34
5
ıo
ıs
20
25
30
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
'Zeyd'e ve 'Amr'a yüklenınelde sınırlı kalırken, 'hayvan' hem bu
ikisine hem de 'katır'a ve 'bu-eşek'e yüklenir. Dolayısıyla, 'insan'ın
yüklendiği şeylerin dışında pek çok şeye yüklenen 'hayvan', yüklem
olmada 'insan'dan fazla olur. Aynı şekilde 'beyaz' da, 'Zeyd'e ve
'Amr'a yüklem olmada 'insan'la ortaktır ama aym zamanda, 'in
san'ın yüklenınediği daha pek çok şeye yüklenir, dolayısıyla o da
yüklem olmada 'insan'dan fazladır/geniştir. [Bir ve aynı bireylere
yüklem olmada ortak olan tümelierin] [b] bir kısmı da, birinin
birtakım bireylere yüklendiğinde diğerinin de bizzat aynı bireylere
yüklendiği ve onlardan başka bireylere yüklenınediği tümellerdir.
Bunun örneği, 'insan' ve 'gülen'dir. Çünkü onların ikisi, belli birey
lere yüklem olmada ortak olup, [S la] biri diğerinden fazla olmaz,
fakat onların her ikisi de bir ve aynı bireylerle sınırlandınlır. On
lardan birisi, bir şeye yüklendiğinde, diğeri de sadece o şeye yüklenir ve başka bireylere yüklenınez. Bunun bir örneği de 'hayvan' ve
'duyarlı'dır. Çünkü onların ikisi yüklem olmada ortak olup, 'duyar
lı'mn yüklendiği bireyler yalmzca 'hayvan'ın yüklendiği bireylerdir.
Yüklem olmada ortak olup, biri diğerinden fazla olan iki tümelden
fazlalık taşıyam, 'en genel' olarak isimlendirilirken, fazla olunam 'en
özel' olarak isimlendirilir; 'tikel' olarak da isimlendirilir. Yüklem
olmada birbirlerine karşı fazlalık taşımayan ortak tümeller, 'yük
lemde eşit' ve 'yüklemde eş değer' olarak adlandırılır. 'Hayvan',
'insan'dan daha geneldir, 'insan' ise daha özeldir; 'hayvan' ve 'du
yarlı' ise yüklernde eşit ve eş değerdirler.
[Yüklemde] ortak olup, biri diğerinden fazlafgeniş olan [tümellerin] arasında, [ a] fazla olamn diğerine her zaman fazla ve
fazla olunanın da fazla olandan her zaman daha özel olduğu [tü
meller] vardır; 'Zeyd'e yüklem olmada ortak olan 'hayvan' ve insan'
gibi. Çünkü yüklem bakımından, 'hayvan' her zaman 'insan'dan
fazladır ve 'insan' da her zaman 'hayvan'dan kısıtlıdır/eksiktir.
[Yüklemde] biri diğerinden fazla olan ortak tümelierin arasında [b]
şöyle olanlar da vardır: İkisinden birinin diğerine fazlalığı, diğeri
ne, ilk planda fazla olana karşı fazlalık sağlamaya imkan verebilir.
� J � � ı:,l� l J 'Jrs- J -0 � � � ı:,Lj)'l J
� �� � ı:,Lj)'l � ı:,l� l � vl.>.ll l.lı J ıJJ.rl l
ı .,_ ı..r-:
C -� La .r.f'• ö'.J:'"'<' ,.w, i ı..sC -�
ı..J"L:! �1 l!.il.lS'"J .u· \_j')ll w ı..r-:
� � i � J Jrs- J -0 � �1 � ı:,Lj)'l ı!l; � ��
·
. ı ,. ı..r-:
ı ..:. .; . L,Q., i _,..· · \_j\J I ıt"'
�"- -� \' ö'.J:'"'<' W.i
� u· \_j\JI v--:.
'-"'ı.;.,;. � w--1>i � ��� �� � ı!l� t.. lf:... J .� ı
. ı ,. J ı�
L:_
ı .,_ �) \.!... �
.·
�"- -� \' J lA--1>J ıt"'
'-"' ı.;..;. i ı..s-ı .,_ ı..r-:
cll:i ı..s�1 � ı:,lS'"_;.!... 4 � ,ı!l� l J ı:,Lj)'l 1!.11 � J e.- .lAI,_..
;,a· ö! :fJ _;>�1 � w.!> i � � J t:. U"' ı.;.,;. i � (S la)
w--1>i � � �� � ö.!>IJ U"' ı.;.,;. j � � .!>IJ �
� � � J O.!>J 1!.11 � � \'� _;>�1 ı:,lS'" ,. � �
ı:, lS"� 4 � '"-"'Wl J ı:,l� l � i 1!.11 � Je.- J .lAI,_.. '-"'ı.;.,;. i
� '"-"'Wl �� ı:,l� l � � � � '-"'ı.;.,;. �� J �� �
� �� � w ..1> i � � � �� � J .lA.!>J cll:i �
·
' - · · - l ..:. tA.H; · � ı
� �1
· .:. � '1 j �
� J � � ı � J_,_.-�
..- �
� ....
� � L...::..l l � � 1 � j.;ı lA:::i \' � 1 �_;..;..J 1 J <;_r.l l
ı:,Lj)'IJ ı:,Lj)'l ıf � i ı:,l� l J .�1 � aiJ L...::..l l J �1
.�1 � ı:,liJ L.:.. J �L.:.. 4 � '"-"'Wl J ı:,l� l ı::. li .�i
_,. j.;ıW I L. lf:... _;>�1 � w--1>i � � 1 �_;..;..J I J
ı:,l� l J... ,l�i j.;ıW I ıf � j _,. J� l J l�i _;>'SU j.;ı li
� l�i _,. ı:,l� l �� ,-0 � �1 � �� � ı:,Lj)'l J
L. lf:... J .�1 � ı:,l� l :r � l�i ı:,Lj)'l J ı:,Lj)'l �
ı:, lS" � ..ü l l!.ll � ��� � ı:, i �i _r� ı � w.!> i J..4i ı:, ! _,.
.
•
-
•
..
-
'U
-
..
•
..
-
5
- ·
�
�
�
�
ıo
15
20
35
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
Öyle ki, bu ona karşı bir yönden fazla olurken, o da buna karşı bir
başka yönden fazla olur. 'İnsan' ve 'beyaz' gibi ki, 'insan' 'Zeyd'e
yüklenir ve aynı şekilde 'beyaz' da 'Zeyd'e yüklenir. Bu durumda,
'insan'ın 'zenci'ye yüklenmesi ve 'beyaz'ın ise yüklenmemesi sebe5
biyle 'insan', 'beyaz'dan daha geneldir. [8lb] Yine 'beyaz', 'kar'a ve
'kireç'e yüklenir ama 'insan' ikisine de yüklenmez. Bir ve aynı bi
reylere yilidem olmada ortak olmayan tümeller, asla birbirine yük
lenmez. Buna örnek 'insan', 'at', 'öküz', 'eşek' ve 'köpek'tir ki, bun
lar bir ve aynı bireylere yilidem olmada ortak olmayan tümeller
ıo
olup onlardan hiçbir şey diğerine asla yüklenmez. Çünkü 'insan',
'at' değildir ve 'at' da 'insan' değildir, diğerleri de böyledir. Bir ve
aynı bireylere yilidem olmada ortak olan tümeller ise birbirlerine
yüklenirler.
5. Mutlak Yüklem ve Mutlak Olmayan Yüklem
15
Bir tümel başka bir tümele yüklendiğinde, iki yönden biriyle
yüklenir: Ya mutlak yüklemle veya mutlak olmayan yüklemle.
Mutlak yüklem, konusuna 'her' sözümüz bitiştiğinde, yilidem doğ
ru olursa, olur; 'Her insan, hayvandır.' sözümüz gibi. Mutlak ol
mayan yilidem ise, konusuna 'her' sözümüz bitiştiğinde, yilidem
20
yanlış olursa, olur; 'Her hayvan, insandır.' sözümüz gibi. Konuya
'bir kısım/bazı/belli bir' harfi bitiştiğinde ise, doğru olur; 'Bir kısım
hayvanlar insandır.' sözümüz gibi. Aynı bireylere yilidem olmada
ortak olan tümellerden biri daha genel diğeri daha özel olduğunda
ve daha genel olan da daha özel olandan her zaman daha genel
25
olduğunda, daha genel olan daha özel olana mutlak yüklemle yük
lenir, daha özel olan ise daha genel olana mutlak olmayan yüklemle
yüklenir. Bunun örneği 'insan', 'hayvan', 'duyarlı', 'beslenen' ve
'cisim'dir. Bunlar, 'Zeyd'e ve 'Amr'a yilidem olmada ortak olup,
't-
�
�
�-
<1. � �
v. 1 �
�p p t-.. p � ..
ı.
t
1��
l c.-·
·
:
' · c.· f � \- t . ( �
t(. �� �� 3� l- c.... cq� !�
• ll • <1. � <1. '"- · )
cq
.
�
v . ��
'&.'
't. (; "' ·
• • ("
t; � )�. 1 '>:L 1_
1. V
�
.%;: � �
''h.
..
r·
c.
�
\'1-. � -ıs;-p� (�\• p�. .. :c.·:" l
l..- � l' t · (0 .. - (,.t,
• �
V\t<: '1, '" -ı(.•�'� (.•-� :::. C.[ oÇ.- rq'"
E. �p p ... q [ c.· �
1· p _: � t � .
;:- 'tp
'
r- r <1. € C.· cq - 1 .
v. · Ç
p . e-p � �. \ . l
..
�
ı. •
-
�
_
�
oL.'
c_
1
�
�
il'
c::
e::.. 0
�
_
1r
c
"'\
ç
•
. c-
c::
�
.t
1
�
.�
. E;
-.
•
·
\
1
_
�
o
� � � � .f. � E:- t; ·
c·
� �•
y. [ f ( · r: y. C.•
-�
t .. .-: , ·�� t
[
t
.
..
pV\� •· :
-p - · .. r- � t•.
· �-p cp ..
�
·
"'
·
cı: T· c,_·
\�
l.
"'-'
)
�
·
1 l ı;: T -; : · l .- �
l
-t_
�
�
�
1� J
- r � p�[ ·�
l cr, . . f .
ct. 5
"- : �� . ·Ç
- .t
'
"- · p� � p�[ ��
�
l )�....· � - ır-· 1·� c.[· . •e-. p •� f [: r-ı. r ': �.c....· � �·
�. . T:
':'
'
.
�
1 �- .�c C- p� �
�
�
�
�
"
�.
r J:
�
·
� ' 17\� c.- · C
�
I
p
C
•
� ·l
"
� �
r·
·
�
�
t;· ·
::
�
� � -� cr� � 't\.
�
�
ı
�
.f.
(
•
(
•
'1C. lrt
� c.[· �
·
�\
.�
\ � p �
·
�
�\
..
� cr..
: ' � � - C.• ' �
c.
�... "' � ır. l ti , . f
..
- . ... "' ) .
�
ct. .. ��
� p�
· ct. {. -�p .�c.[·.. � · v
t·�- �
�
)
. ç 1 � l c.[ ·Ç
.
- -p
Ir.
f � o �· �
p�- . �· p � p�• (..�- p -. 1 T.p
' c.·
�
·� E
[
C.·
I
(
..
�
ll
&\ I
.
. .. p "" q &\ �
U\
·
� f. v cr � . .. � �
l y.
'
c::
c.:
c::
�
tı
�
,r
1:::.:
.
ç,
� .
..
1
p"'"
•
\
�
S
�
•
"
�
F.
. ..
y
ç
e::..
\..
•
r-
e.:.
ı...
�
. c-
•
......
o
\
,
�
-P
(::_
1
�
!
0
"'
�
�
!
"'_
IP
!
�
F.
-
\
\
\
�
c
Cil
P.;:
-
"'
00
..
y
ç
.
1
oL.'
�
1
�
\..
C.
\
�
� r-
-P
·
"'\
�
......
Cil
�
1
,f:,.
E
�·
·(
(N
Cil
36
5
10
15
20
25
30
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
'hayvan' 'insan'dan daha geneldir; [82a] aynı şekilde 'beslenen'• de
'hayvan'dan daha geneldir. Dolayısıyla 'hayvan' 'insan'dan her za
man daha geneldir ve aynı şekilde 'beslenen' her zaman 'hay
van'dan daha geneldir. Şu halde 'hayvan' 'insan'a mutlak yüklemle
yüklenir. Çünkü 'Her insan hayvandır.' dediğimizde, söz doğru
olur; 'Her hayvan beslenendir.' dediğimizde de durum böyledir.
'İnsan' ise, 'hayvan'a mutlak olmayan bir yüklemle yüklenir; 'hay
van'ın da 'beslenen'e yüklenmesi böyledir. Bu durumda, 'Her bes
lenen hayvandır.' dediğimizde söz yanlış olur; çünkü 'bitki', 'beslenen'dir ama 'hayvan' değildir. Aynı şekilde, 'Her hayvan insandır.'
dediğimizde söz yanlış olur; çünkü 'at' 'hayvan'dır ama 'insan' de
ğildir. Söz ancak 'Bir kısım beslenenler hayvandır.' ve 'Bir kısım
hayvanlar insandır.' dediğimizde doğru olur.
Bazısı bazısından daha genel olan ortaklarda, daha genel olan
her zaman daha genel olmazsa ve daha özel olan da her zaman
daha özel olmazsa, bunların bazısı bazısına mutlak olmayan bir
yüklemle yüklenir. Bunun örneği, 'insan' ve 'beyaz'dır. Çünkü bu
ikisi, bir ve aynı bireylere yüklem olmada ortaktırlar ve bu ikisin
den her biri diğerinden, bir yönden daha genel başka bir yönden
de daha özeldir. Dolayısıyla 'insan', 'beyaz'a mutlak yüklemle yük.
lenmez ve 'beyaz' da, 'insan'a. Çünkü 'Her insan beyazdır.' ve 'Her
beyaz insandır.' dememiz doğru olmaz, aksine ancak 'Bir kısım
insanlar beyazdır.' veya 'Bir kısım beyazlar insandır.' dersek, doğru
olur.
Yüklernde eşit ve eş değer olan ortak tümelierin her biri diğerine mutlak yüklemle yüklenir. Bunun örneği, 'insan' ve 'gülen'dir.
Çünkü bunların ikisi de yüklem olmada eşittir, dolayısıyla 'Her
insan gülendir.' ve 'Her gülen insandır.' dediğimizde [82b] söz
doğru olur.
Bir ve aynı bireylere yüklem olmada ortak olan tümelierin daha genel olanı, başka bireylere yüklem olmada başka tümellerle
• Mehdi neşrinde ve metnin Türkiye 'deki yazmalarında ' duyarlı '
� i ·� ..l::A.J I (82a) cil..lS"J ,0W )'I ,:.r- � i 0 1� 1 J 'Jrs- J �
.JA � ..l::A.J I cil..lS"J ,0W )'I ,:.r- � i l�i .JA 0 1� 1 J ,0 1� 1 ,:.r
t� , � � 0W )'I � � 0\� li ,0 1� 1 ,:.r- � i l�i
..l::A.. 0 1>.:> JS' l:Jj 1� 1 cil..lS"J �_,Al l J� 0 1>.:> 0 W1 JS' l:Jj 1� 1
� 0 1� 1 cil..lS"J ,J!k.o .r.f- � 0 1� 1 � � 0W )'I J
� l:=-} 1 �i � ,:.r- J_,Al l � .lS" 0 1>.:> ..l::A.. JS' l:Jj 1� 1 t� ,� ..l::A.J I
J_,Al l � .lS" 0 w 1 0 1>.:> JS' l:Jj 1� 1 cil ..lS"J ,0 1� � J ..l::A.. .,.
1� 1 J_,Al l J � � 1 J 0 W � � J 0 1>.:> .JA d..,Al l �i � ,:.r
,J- � i � � 1 �.;..W 1 J ·0 w 1 r. 0 1>.:> J 0 1>.:> r. ..l::A.. J:i
� \1 1 _,. � � \I I J l�i � \1 1 _,. � � \1 1 0 lS" ı.? �
0W )'I cil� J l:.. .Jlk.o .r.f- � � � � � �� l�i
J ��� ö ..l> IJ � \.%!. i � �1 � 0 lS".f.!.:! 4 � ,� \ı l J
J �\11 ,:.r- �i �Y. .JA J _;>\11 ,:.r- � i �Y. .JA l..,.:... ..l> IJ JS'
ı "- (_ -!.
ı "ı.s� \ı 1 ')/ J lA.lk.. ":>\...> � \ı 1 ı.sı..r-:. ı.r:.'1 '-' w ':J 1
� 1 J. J� � 0W1 � i JS'J � i 0W1 JS' t:.1i 1� 1 t� 0 W )'I
�_;.!..l l �� � J .0W1 1::. � i J j � i 1::. 0W1 t:.1i 1� 1 J�
_;>\l l � � lf..o -l> IJ JS' � � j.>J 1 � �J l..:.J I � L.:.J 1
,j.>JI � ��1....::.. 4 � � �� J 0W )'I cil� Jl:.. . Wk.. ":>\...>
.J_,Al l J� 0W1 (82b) � b...; JS'J � b...; 0W1 JS' t:.1i 1� 1 t �
- 1 1 � ds::J ı J
' - -' 1 j �.r-ı . ·. � L ö..b-1J � �i ı..sı
u-._;> 1 �\.%!. 1 � �1 J _;> 1 � Ç!S' I!JJ� � � ')/ 1 0 �
•
.
.
'1"' -
ı.
.
ı.
....
, f.
•
u.
-t/J ���
ı.
lO
•
..
lll
5
.,
15
20
37
S
lO
ıs
20
25
Mannkta Kullanılan Lafızlar
ortak olur. Bunun örneği, 'insan' ve 'hayvan'dır. Çünkü bu ikisi,
'Zeyd'e ve 'Amr'a yüklem olmada ortak olup 'hayvan', 'insan'dan
daha geneldir. Dolayısıyla 'hayvan', 'eşek' ve 'katır' bireylerine, yani
'şu-eşek'e ve 'katır'a yüklem olmada başka bir tümel olan 'at'la ortak olur. Aynı şekilde 'hayvan', 'av köpeği' ve 'vaşak'a yüklem ol
mada, [başka] bir tümel olan 'köpek'le ortak olur. Açıktır ki, en
genel tümel, yüklem olduğu bireylerde kendisine ortak olan farklı
tümellere mutlak yüklemle yüklenir. En genel tümel, farklı bireyle
re yüklem olan birden çok farklı tümele ortak olduğu için, birden
çok farklı tümele yüklem olur. Bunun örneği, daha genel bir tümel
olan 'hayvan' olup, 'Zeyd'e ve 'Amr'a yüklem olmada 'insan'la;
'eşek' ve 'katır'a yüklem olmada 'at'la; 'tazı' ve 'vaşak'a yüklem ol
mada 'köpek'le ortak olur ve böylece 'insan'a, 'at'a ve 'köpek'e yük
lenir.
Böylece, genellik sıralamasına göre, genel olandan daha genel
olana gidildikçe, tümelierin daha genel olanları, daha özel olanları
nın yüklendiğinden daha çok sayıda farklı tümele yüklenirler. Bu
nun örneği 'insan', 'hayvan', 'beslenen' ve 'cisim'dir. Şimdi, 'hay
van' 'insan'dan daha genel olup 'insan'a ve 'at'a yüklenir; 'beslenen'
ise 'hayvan'dan daha genel olup 'insan'a, 'at'a ve 'hurma ağacı'na
yüklenir; 'cisim' ise [83a] onların en geneli olup 'insan'a, 'at'a,
'hurma ağacı'na ve 'taş'a mutlak yüklemle yüklenir. Bir tümeller
grubunun ortaklaşa yüklem olduğu şeyler, yalnızca bireyler olma
yıp, başka bir tümeller grubunun ortaklaşa yüklem olduğu bir tümelin var olması da mümkündür. Bu manada, bir tümel olan 'in
san'a, 'hayvan', 'beslenen' ve 'cisim' ortaklaşa yüklem olur.
ı)&- � 1 � ts"',P I 0 çls' 4 � ,ıJI� I J ıJW )'I cil�
J�
Wı.:!i ..!JJ � ıJ I� li ,ıJW)'I ıf � i ıJI� I J 'J_rS- J -0
..iJ 1 "-"'_,Al l
"-"'_,Al l J J � 1 <..t=' L;..;. i ı)&- J.>-1 1 � .rT �
.JA 15
.JA ı_> ..iJ I � 1 ..!JJ � ıJI� I cil..lS"'J ıJJ.rJI J J � l IlA ı..s'> J
� � \1 1 � 1 �i � J . J..!. IJ J ıJ I� ı)&- J.>-1 1 � �
� 1 <..t=' L;..;. \1 1 � lf.S) � � 1 �1.::-J I ü � l ı)&- � �
ıf .rs1 �� üçls' ..!JJ � � \r ı � 1 ıJ ts"' (JJ · � �
�� üçls' ı)&- � J � ,� <..t=' L;..;. i ı)&- J.-:-.5 ..l>IJ
..!JJ � .JA J ,� i t:. � .JA ıJI� I cil� J � . -l> IJ ıf .;si
IlA ı)&- J.>-11 � If'_,Al l J 'J_rS- J -0 ı)&- � 1 � ıJW)'I
,J..!. IJ J ıJI� ı)&- � 1 � �1 J 'ıJJ.rJI J J � l
� \1 1 � .� 1 ı)&- J If'_,Al l ı)&- J ıJ W)'I ı)&- � ıJ I� li
� 1 ıf b� .rs1 �� ü çls' ı)&- � ü � l ıf � \lt.;
J ':?�1 J ıJ I� I J ıJW)'I cil� J � . � \1 1 � �
ı)&- J ıJ W)'I ı)&- � _,.i ıJ W)'I ıf � i ıJI� li ,� 1
ı)&- J ıJ W)'I ı)&- � _,.i ıJ I� I ıf � i ':?�1 J '"-"'_,Al l
J ıJ W)'I ı)&- � _,.i ,li-s-i (83a) � 1 J ,�1 J If'_,Al l
,..,_ J � 1 J "-"'r.;q
<..t=' L;..;. \1 1 � J .� � .r.-' 1 ı.s.ü � ,ö � ü çıs- � � 1 � ..!l� � 1 ı..s'> .k.Ai �..l>J
�� .;J üçls' ö � � J.>-1 1 J ..!.1� -� �J:! ıJ i �
J ı_> � l J ıJ I� I � J.>-1 1 � ..!.lj\.!. 1 .ü �.JA J ıJW)'I
-
-
ıo
ıs
��
•
-
s
-
-
.� 1
20
38
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
6.
5
ıo
ıs
20
25
30
'0
nedir Sorusu
'O nedir/ma hüve?' sorusu, bazen bir birey veya bireyler hak
kında bazen de bir tümel hakkında olur. Zira biz, bazen önümüzde
bulunan ve bir birey olan şey hakkında 'Bu şey nedir?' deriz, bazen
de bir tümel olan 'insan' hakkında 'O nedir?' deriz. Bir şey hakkın
daki soru 'O nedir?' olduğunda, kendisine soru sorulanın, hakkında
soru sorulan şeyin ne olduğunun bilgisini veren bir şeyle, soru
soranı cevaplamasının gerekli olduğundan daha önce söz edilmişti.
'O nedir?' [sorusunun cevabını] ifade etmede kullanılması uygun
olan şey, bazen bu şeyin bir ismi olurken, kimi zaman onun parça
larından bazısı olur kimi zaman ise ona yüklem olmada ortak olan
tümellerden bazısı olur. Bizim amacımız, burada, hakkında soru
sorulan şeyin, ancak tümellerinin bazısıyla cevaplandırılması uygun
olan 'O nedir?' hakkında konuşmaktır. Eğer, hakkında soru sorulan
şey bir birey ise cevapta kullanılması uygun olan şey bu bireye yük
lem olmada ortak olan şeylerin bazısıdır. Aynı şekilde, hakkında
soru sorulan şey tümel bir şey olursa, 'O nedir?' sorusuna cevapta
kullanılması uygun olan şey bu tümele yüklem olmada ortak olan
tümellerio bazısıdır. Aynı şekilde, bize bir bireyin veya bir tümelin
'nasıl' olduğu ve 'hangi şey' olduğu sorulduğunda, cevapta kulla
nılması uygun olan şey bu bireye veya bu tümele yüklem olmada
ortak olan tümellerio bazısıdır. [83b] Tek tek bireylere [yüklem
olmada] ortak olan tümellerio bazısının 'O nedir?' [sorusunun]
cevabında kullanılması uygun olur; bazısının 'O nasıldır?' [sorusunun] cevabında kullanılması uygun olur ve bazısının da 'O hangi
şeydir?' [sorusunun] cevabında kull anılması uygun olur. Aynı şe
kilde, tek tek tümellere yüklem olmada ortak olan tümellerio bir
kısmının tek tek tümeller hakkında, 'O nedir?' sorusunun cevabın
da kullanılması uygun olurken, bir kısmının da onun [bir tümelin]
hakkında, 'O hangi şeydir?' [sorusunun] cevabında kull anılması
uygun olur. 'O şey nedir?' [sorusunun] cevabında alınması uygun
olan şeylerin bazısına müfret bir lafız detalet ederken bazısına da
mürekkep bir lafız delalet eder ki bu konuya daha önce değinilmiş
ri.
t
·
·
·
:
.f � r � ı �. � · � :: � ı � .�, f f. T � �. e �· �
�
c.. · � � b
f ·� .
·
� c.· ·
- .[' � ·
[
.
t\.
·
.t · �� .
·
l
r: �·
f
� fJ: � J.t ��· }�:· � r
�
�
r$ } · ""'
�.-.
f.
�
�1 �� :�
r,.
�
.[
;
:
t;.
\
�
�
·
1
�
fJ:
�
:
�
·
·
. . ��
t\_ � t. �c..
�
·( �� ·'u_- ·�t= t ·�t: ·(:f cr
�
c:
�
[ .�
�. . �
ı-�
�
tL..
�
"l
·
f
�
C.
� - )... ·� � ""· � · [• ��� - " ;:- t r-·
1
(..
. � '.c-� [
(
�
- · ·� , .
r- . J:- � ·(
: �· t\_
'""' · 1; - "'t
·
i"
)
·
�
� . ; c:
·
l
·
1
·
.[
�
.
.�
�
:
�
1:'
�-�
'
:
�
:r..
t
[;:
�.
�
}
t=
f
�
1_
t\..
�
.t.
'u_
t
�
""
[
1:_ c.·
�
}
.
� ·
�
[;;�
·
·
�
C: t\..-. l' � . t �� � � t t: ·'u_ f - � �w! · �-- . . [
·
..
� · � t[;;-� C.- � c· c.· ·c;�; . r � � "t :
· t.. . �- } C.
· .[ � � .
�
�
,
t
�
·
�
�
.
�
f
·
�
c.
.
c:
-�
t: tL� r� c. cı_ � ""
c.r· f! . r
[.
. . ·( c.·..� : �. .. [
.
·
�
�
.r
�" i" � . f ·•�: � - ·t\_ . �� �- ı; ��- � � 1(.•· 1 ı;[: �w! c-: [�� r- �'
.
�
��
� ·l
� ·(
� t\. .
'i�'
�
·
·
l
�
"'.
�
�-��- [ ,. l! � :. �·
f:
� · ·Y . ı- "" [- \ .. 1_ � 1_- t\,.- ).
·
C.
' t\..
�
f
�
·
�
t\_
�
·
-t
•
..
�
•
�
.
·
t:.
\,.
ç
""
f;1
•
lr.
.
ç
�
(
u
c_
1
1
\
: t:ç
�
1
.
•
\o
\,.
��
"
V\' •
�
(
�.
L
(•
"
•
r:.
1\
ç
c;;�
�.!
\,.
ç
c;;�
Ç
;
(•
· �\
�
�
r,
s.
""
c;;�
-
�,_!
: t:-
-
• "
......
Cil
1
t;
ç
�
c;;�
.
•
. l" '
r:.
�
""
\,.
• {;;
. t:.
1
c_
\,.
......
o
•
1
• G,
.
f;. �t:
•
..:.
(•
· �\
�
r..
•
.
•
-
�
, l" '
f;.
f;.
ç
Ol
c..
\,.
•
f;.
\,.
.
"
..
ç
- t ..
\
�
q
t�
Cil
ı:-
F:
\,.
!t
�
\,.
\,.
ç
1 f:.
.
=
s..
ç
C-
l".'
fa.
�
f;.
C- ,� _·
V\' ;:-
ç
�·
'-..
'':
-
-(
C\
�
QCI
39
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
. .
. .
IV. MUFRET TUMEL LAFIZLAR:
BEŞ TUMEL
1 . Cins ve Tür
5
lO
ıs
20
25
30
Öyle ise derim ki: Birtakım bireyler varsa ve müfret lafızların
delalet ettiği bir grup tümel de bunlara yüklem olmada ortak olur
sa ve bunların tamamı da, bunlar hakkında 'O nedir?' ile sorulan
sorunun cevabında alınmaya uygun ise, bu tümelierin en özeli, 'tür'
olarak isimlendirilir; daha genel olan geri kalanlar ise, 'cins' olarak
isimlendirilir. Bunun örneği, kendilerine yüklem olmada 'insan'ın,
'hayvan'ın, 'beslenen'in ve 'cismin' ortak olduğu 'Zeyd', 'Amr' ve
'Halid'dir. [Bu yüklemlerin] her birine müfret bir lafızla delalet
olunur ve bunların hepsinin, söz konusu bireylerin her biri hakkın
da bize sorulduğunda, 'O nedir?' [sorusunun] cevabında alınmaları
uygundur; yani, 'Zeyd' hakkında, 'O nedir?' diye sorulduğunda ve
'Amr' hakkında, 'O nedir?' diye sorulduğunda. Şimdi bu tümelierin
en özeli 'insan'dır, geri kalanlar ise daha geneldir. Bu durumda
'insan', bu bireylerin 'tür'ü olarak adlandırılırken geri kalanlar, yani
'hayvan', 'beslenen' ve 'cisim' ise 'cinsler' olarak isimlendirilir.
L l . Cins ve Türün Yüklem Olması : Bu tümeller arasında bulunan cinslerin her biri, türden daha geneldir. Onların, yani cinslerin
kendilerine gelince, onların bazısı bazısından daha geneldir. Şöyle
ki, hem 'hayvan', hem 'beslenen' ve hem de 'cisim' 'insan'dan daha
geneldir; öte yandan, 'beslenen' 'hayvan'dan daha geneldir, [ 84a]
'cisim' de 'beslenen'den daha geneldir. Bir bireye veya birtakım
bireylere yüklem olmada tür ile ortak olan pek çok cinsin durumu
bu şekilde olup, bazısı bazısından daha geneldir, yani onlardan biri
her zaman daha özel, diğeri ise daha geneldir. Daha genel olan
daha özel olana mutlak yüklemle yüklendiğine, daha özel olan da
daha genel olana mutlak olmayan bir yüklemle yüktendiğine göre
ve 'tür' her zaman cinslerden daha özel ve cinsler de [her zaman
• :tl .:L, ��' :ol.}i' •!�' J;lAJ�' . t
ü t;ls' � �� � �jı.!ıl J 'uP � i � lS" 1� ! :J; li
"-:"'I..P." � .i>>.! ı:,ıi � �-- ·� ı:,ı lS"J ,ö.:ı_;.. J;Wi � J ..G ö�
�L:JI J 't._,:JI J-: ü � l cll:i �i �� ,� � � �Wl
4o!Jjı.!ıl ..U l> J J.r&' J ..uj cil� J� .� 1 � rs- i � � �
JS'J ,�1 J � �� J ı:,ıl� l J ı:,L...i )' l j...:-J I � �
� .i>j:i ıJ i � .lı � J ,.)_;.. Ja.Al � J� .lı ıf � IJ
ıY' � ı:.ı ! � i - l+--- � � ıY' t:J:.:, � .JA L. � l_p,J ı:,L...i )' l _JA ü � l .lı �l; .y. l.. J.r&' ıf' J _JA l.. ..uj
- �L:JI J uP��� -4-J �y J-: ı:,L...i )' l �� ,rs- i �L:JI
· V"' ��� � - �� J � �� J ı:,ıl� l � i
� ü�l o.lı � ıf V"'��� J t_,:J I J � � J..>- t '
�� - V"'��� � i - � i � � ı::. i -t..fll ıf rs- i lf:... ��J
ıf rs- i � �� J � .l:WI J ı:,ıl� l �� ,� ıf rs- i �
ıf rs- i ��J (84a) ,ı:,ıl� l :.ı-- rs- i � .l:WI ? ,ı:, L.:ı )'l
� t_.fll 4S}L!..J I ö� l V"'��� J l> J\WI l.lı � J .� .l:iJI
�i � i- � ıf rs- i � �� 'uP�i Ji � � j.>JI
� � � �� ı:, lS" (J J .� i _r\11 J �i l�i lf:... �l_,l l
� �� ı.s-..,. u--:
� . �� J \A.lla.. � �
� • ��
J ' - ı ı_ _ .r.f'. � �
"- -� �
..
..
..
�
V"' � l' l ÜJ L,.ı, ,�1.. V"'� l'l
J V"'� l'l
� 1�1.. t_.fll ı:, lS"
ıf �
t_jJ I J �1 . '
o
s
ıo
o
o
o
_
�
..
,
ıl'
ıs
·
ıo
40
s
lO
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
türlerden] daha genel olduğuna göre, cinsler, türe mutlak yüklemle
yüklenir, tür ise cinslere mutlak olmayan yüklemle yüklenir. [Ken
di aralarında yüklem olmaları bakımından] cinslere gelince, genel
lik sıralamasına göre, onların daha genel olanları, özellik sıralamasına göre daha özel olanlarına mutlak yüklemle yüklenir. Tür ise
bireye yüklenir ve 'O nedir?' [sorusunun] cevabında kullanılması
uygun olur, ama 'O nedir?' [sorusunun] cevabında bir tümele asla
mutlak yüklemle yüklenmez. O [tür] , böyle bir yüklemle sadece
bireylere yüklenir. Cinsler ise türün, mutlak yüklemle yüklendiği
bireylere yüklenebilir ve tür hakkında sorulan 'O nedir?'in cevabın
da türe yüklenir.
1.2. Yakın Cins- Uzak Cins-Orta Cins : Türe yüklem olan cins
ıs
20
25
30
lerin [ a] 'en özel' olanı vardır; öyle ki, bu cinslerden hiçbiri ondan
daha özel olarak türe yüklenmez; [b] 'en genel' olanı vardır; öyle
ki , bu türe ondan daha genel bir cins asla yüklenmez; [ c ] ve öylele
ri de vardır ki, kendisinden daha özeli olmayan en özel cinsten
daha genel [fazla] ve kendisinden daha geneli olmayan en genelden
daha özeldir. En özel cins, 'türün yakın cinsi' olarak adlandırılır.
Kendisinden daha geneli olmayan en genel [cins] ise 'uzak cins',
'en yüksekfen yukarı cins' olarak adlandırılır. Yakın cinsten daha
fazla genel ve en yüksek cinsten daha özel olan ise 'orta cins' olarak
adlandırılır. Çünkü o, [84b] kendisinden daha özeli olmayan cins
ile kendisinden daha geneli olmayan cins arasında ara/orta cinstir.
Orta/ara cins, asla tek cins olmaz, bilakis yakın cins ile yüksek cins
arasında aracı olan birden çok cins bulunur. Bu ara cinslerin bazısı
daha genel bazısı ise daha özeldir. Özel olma sıralamasında onların
en özeli, mertebe bakımından yakın ciı:ıse en yakın olanıdır. Genel
lik sıralamasında ise onların en geneli, en yüksek cinse en yakın
olanıdır. Dolayısıyla, orta cinslerin içinden her ne zaman genel bir
şey alınsa, ondan daha geneli bulunur ve onların içinden daha özel
bir şey alınsa, ondan daha özeli bulunur. Fakat en yüksek cinsten,
� V"' � � 1 .)s- � t.? 1 J \.ilk... � t.? 1 .)s- �..
- 1 1- " .
tj �
" � 1 u.
: tj V"' l:..>. � 1 r. i J �
ı .... (_ -� "
.;:?
� � 1 ı..> u--:. � �
� � 0 i J:.l:! J �1 .)s- � t_j.l li .\.ilk... � � � tj
Y' Lo � ly:- ı} � i Js' .)s- � � J 'Y' Lo � ly:- ı} �
J .k.ü uP�� 1 .)s- j...:>J 1 l .lı � L.3ı � '\.ilk... �
t_j.l l � � � 1 U"'� �1 .)s- � ..ü � � '-"' � � 1 r.i
.y. Lo t_j.l l :_r 6J WI � ly:- ıj J \.ilk... �
'-"'� �IJ : J WI � 1 J � 1 � 1 J '-:-'__;l l �1 Y '
t_.;JI � � � j.> �i y. Lo � � � ,t_.;JI � 6.l�l
J.> � i Y' Lo � J L,� ;s1 � '-"'� �1 dl:i Cl::! ıf
Lo_,..s- ..lıj i y. Lo �J ,")lp i
� i � t_.;JI dl � � � �
� �� � 1 ıf �i J �i � '-? .ili ��� � 1 ıf
'tj.l l ıf '-:-'__;l l � 1 � � �1 � 1 J . � i � '-? .ili
J ,J WI � 1 J � 1 �1 � � i � '-? .ili � �� J
J- WI � � ıf �i J '-:-'__;l l � 1 ıf Lo_,.s- ..lıj i y. L>- ..ill
� '-:? .il i � 1 (84b) Cl::! .h:..? �i � ıf .h:..;:.J 1 � 1 �
� l �i � .h:._;:.JI J � i � '-? .il i � 1 CJ::! J �i
CJ::! J '-:-'__;l l � 1 Cl::! 0� 0 i � J. ,1-k>-IJ 4 0� 0 i
o.lı J .ü th:...? � -k>- IJ ıf ;s1 '-"'�i J WI � 1
� ��li ��� J ,�i �J � i � üth:.._;:.J I
� J l �r �; i
J l �r �; i � � �li � �� J ''-:-'__;l l �
..
� i y. Lo �J � i � ü th:.._;:.JI ıf .A>-1 t.Js"J .J..WI � 1
�1 r.i J �i Y' Lo �J � l> � � .A>-1 t..k"J
.
•
.
.
.
5
.
,.c..
lO
.c..
ü
.c..
.c..
.
.c..
.c..
ç.
. .c..
ıs
ç.
,.c..
20
41
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
kendisine yük.lem olacak daha genel bir cins bulunmaz. En genel
cins, kendisinden daha özel olan cinslerin tamamına mutlak yük
lemle yüklendiği için, en yüksek cins de, türe yüklem olmada ken
disine ortak olan bütün cinslere yüklenir ki, bunlar en yüksek cinss
ten daha özel olanlardır.
Yüklernde kendinden daha genel olan bir cinse konu olma
özelliğine sahip olan daha özel cins için, onun, kendinden daha
genel olanın altında sıralandığı söylenir. Genel olarak, kendisine 'O
nedir?' yoluyla yüklenen ve kendisinden daha genel olan bir şeye
ıo
konu olma özelliğine sahip olan hakkında, onun, bu [genel] şeyin
altında sıralandığı söylenir. Şu hcllde, orta cinsler en yüksek cinsin
altında sıralanır; orta cinslerin bazısı bazısının altında sıralanır;
yakın cins, bazı orta cinslerin altında sıralanır; tür, yakın cinsinin
altında sıralanır; birey de türün altında sıralanır.
ıs
E n genel tümel, bir bireye yüklem olmada kendisinden daha
özel sadece tek bir tümele ortak olmadığına ve cins de, türden daha
genel olduğuna göre, bu durumda o [genel tümel] , bireye yüklem
olmada tek bir türe ortak olmaz, birden daha çok türe ortak olur.
[85a] Daha genel olan ortak daha özel olana mutlak yüklemle yük-
20
lendiğine göre, cins, yüklem olmada kendisine ortak olan bütün
türlere mutlak yüklemle yüklenir. Buna örnek 'hayvan'dır ki, o bir
cinstir ve 'Zeyd'e ve 'Amr'a yüklem olmada kendisine ortak olan
'insan'dan daha geneldir. O, bununla beraber, [yüklem olmada]
'at'a da ortak olur. Dolayısıyla, 'hayvan', 'insan'a, 'at'a ve belli bir
2S
bireye [yüklem olmada] kendisine ortak olan her türe mutlak yük
lemle yüklenir. Aynı şekilde, başka türlere yüklem olmada kendin
den daha özel olan başka bir cinse ortak olan her genel cins de,
yine başka türlere yüklem olmada kendisinden daha özel olan baş
ka bir cinse ortak olur ve bu genel cins, [kendisinden] daha özel
30
olan cinslerin her ikisine ve bu ikisine konu olan türlere ve bu tür
(.s- 'il � 1 �lS" LJ J
�
(ts- i � �J:! � J WI
) L,.:, , Lillz... � u � 1 � � 1 V"' �� � � � �
j.>JI � 4$) \.!.:i � 1 V"' � 'il � � J.>4 J WI � 1
. J WI � 1 ıf �i � � 1 � J 't_jJI �
� � 1 � �_,.;_,.. �� �i � i.;, �.ll l � 'il � I J
� � 0� � 4 J (ts- i _,. � � �� � 1 J li:! (ts- i
�� ,_,. � �_;, ıf � J.>4 (.s-i � 'i �_,.;_,.. �� �i � i.;.
� �. � ��- '1 V"' l:.>. 'l ı u. .) Lt � 'l ı cil .) � �. � � 1 J l.iı
. l J ,J WI � 1
� 1 J ,� � �� � ..::.ı lk:..f.l
�� � �� (.,:.ll J ,..::.ı lk:...f.l l � � �� �__;l l
· t? l � �� � 1 J �__;l l
� �i l ..l> IJ çis' �J� � 1 ı.r::l (.s- 'il � 1 �lS" LJ J
� 1 � .)! � '(i·ll ıf (.s- i � 1 �lS"J ,� � j.>JI
_;s1 � Iy i �J � ,:jJ ,� 1 � �1 � l ..l> IJ �y �J �
� lA..lk.. � � (.s- 'il �J l!..J I �lS" LJ J . ..l> IJ ıf (85a)
� .6) \.!.:i � 1 t 1y 'l l � � J.>4 � 1 ) L,.:, '� 'l ı
ıf (.s-i _,. J '� _,. J � 1� 1 cil .) J e... l.A.lk.. � j.>J 1
� �J � l..4:! i _,. J 'J_rS- J -0 � �1 � .U �J l!..J I �l...:ı )' l
(Y � � J V"'_;ll J �t...:ı )' l � J.>4 ��� Lt 'V"'_;31 cil.l
4 �)� (.s- i � � cil .iSJ l.A.lk.. � ı::. � � .6) �
?"i 4 �J � l..4:! i �� �i ( Iy i � �1 � �i ?"i
� � � 1 � l l .lı. � J ,..,>- 1 t ly i � �1 � � 1
� J 4J �_,.;_,.JI ( ly 'il � J � �'il �1
.
"'
ı
J.>4
u
..
-
-
""
"'
.u
5
u
u
-
-
.
•
•
-
10
,u
u
15
.
�
til
"
"'
-
.
u
..
..
u
til
"
20
42
5
ıo
15
20
25
30
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
lerin altında bulunan bireylere yüklenir. Buna örnek 'beslenen'dir
ki, o 'hayvan'dan da, 'bitk.i'den de daha geneldir ve birlikte hem
'hayvan'a hem 'bitk.i'ye yüklenir. O, yine hem 'hayvan'ın altında
bulunan 'insan'a ve 'at'a hem de 'bitk.i'nin altında bulunan 'hurma'ya ve 'zeytin'e yüklenir. Bu, başka bir orta cinsten daha genel
olan her orta cins için geçerlidir. Aynı şekilde en yüksek cins için
de geçerlidir.
En yüksek cinsin bir mi, yoksa birden çok mu olduğu henüz
belli olmadı; eğer birden çok ise sayısının kaç olduğu da henüz
burada belli olmadı. Ama biz onun birden çok olduğunu varsaya
lım. Bu durumda, her bir yüksek cinsin, orta cinslere, orta cinslerin
altında bulunan türlere ve türlerin altında bulunan bireylere yük
lenmesi wrunlu olur.
İki yüksek cins altında bulunan iki bireyin her ikisine birlikte,
'O nedir?' yoluyla yüklenecek bir tümelin bulunması asla mümkün
değildir. Aksine onlardan birine 'O nedir?' yoluyla yüklenen tümel
Ierin tamamı, [8 5b] diğerine 'O nedir?' yoluyla yüklenen tümelie
rin tamamından başkadır.
Herhangi iki bireyle ilgili olarak, birine yüklenen tümellerin,
diğerine yüklenen tümellerle bizzat aynı olması mümkün olduğun
da, [ a] ya onlardan birine 'O nedir?' yoluyla yüklenen tümelierin
bir kısmı, diğerine 'O nedir?' yoluyla yüklenen tümelierin bir kıs
mıyla bizzat aynı olur; [b] veya onlardan birine 'O nedir?' yoluyla
yüklenen tümelierin tamamı, aynıyla diğer bireye de 'O nedir?'
yoluyla yüklenir. Şu halde birincide, [söz konusu iki birey] bazı
tümellerde ortak bazılarında ise farklıdır, ikincide ise 'O nedir?'
yoluyla kendisine yüklenen bir tümelde asla farklı olmaz. Birinciye
örnek 'Zeyd' ve 'katır'dır. Zira 'Zeyd'e 'O nedir?' yoluyla yüklenen
tümeller, 'insan', 'hayvan' ve 'beslenen' iken, 'katır'a yüklenenler,
'at', 'hayvan' ve 'beslenen'dir. Dolayısıyla, bu ikisi ['Zeyd' ve 'ka
tır'] , bazılarında farklı olurlar bazılarında ise ortak olurlar. İkinciye
:.re
� i � � ":?.x.....l l ı.!..ll � J� ·t. ı.; \ı ı
cll:i
� �� 1..1"' � \ı ı
� l:=J I J 0 1� 1 Js- r. .JA J ,� l:=J I :_,- � i � i .JAJ ��� �
Js- J ��� � � �.llJ I if}JI J 0 l-j�l Js- r. J ,�
.h:..p � J$' J ij� l.lı. J . � l:=J I � �� �_;:.ıj l J � �
�� J .J WI �� J i)! ı.!..U JS) ..h:.p _;>T � :_,- � i 0 lS"
:_,- ;si 0 lS" 0� .-l> IJ :_,- ;si Ji -l> IJ .JA � � � � J WI
iH .-l> IJ :.re ;si �i JF � i .r.f
f !:.Al tA � � � ..b-IJ
t.1_; i Js- J ,�p if � i Js- r. 0 i J � � JS' J 0 � 1
·(. 1_; \1 1 � �� U"'� \1 1 Js- J ,4k...,_;.JI �
�J:! 0 i :.?-: � � � � � � � lj lS" � J$'J
� �� � 0§.: J. ,_,. � J.ı_), :.re lıv � r. �i :)s'
� � � � .r.? .,. � J.ı_), :.re L..A -l> i Js- � � � (85b)
0fo 0 i §... i � J$'J ..,- � J.ı_), :.re _r':J 1 Js- � � 1
� � � � � � �� � � L..A -l> i Js- � � � � � �
Js- � � � � � � � 0§.: 0 i ı::. ı � � �':ı l � � Js� � � � � � cll:i � �� � � .,. � J.ı_), :.re L..A -l> i
� � � � � � � 0fo 0 i ı::. ı J �':ı l Js- .,. � J.ı_), :.re
.r � � � ı Js- � � � � � .,. � J.ı_J, :.re L..A -l> l Js.� ,
'� J � J � � � � J lo!.!� JJ� ;.,J li ..,- � J.ı_), :.re
J l!...i .�i .,. � ı,J-J,.r,_ ıJO w. �"- -� � le:' � � �' 1!.11 J
ı...ı--:. '-:! ıl
JsI
.JA � J.ı_), :_,- � ;J_,.-J � � � 0 � ·0J.rJI J � Jj\1 1
.l::..u J 0 1>.:> J if) 0J.rJI Js- ;J_,.-J I J .l::..u J 0 1>.:> J 0 l...:ı !
0 � 'J.rS' J � � 1!.11 J� J - � J lS"_;..!ı l J � J \A.bı:.l ..w
5
. o .) �
-
""'
..ı
lO
15
"
c.
......
- .
,
.
.
-
-
,
20
43
5
ıo
ıs
20
25
30
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
örnek, 'Zeyd' ve 'Amr'dır. Zira bu ikisi kendilerine 'O nedir?' yo
luyla yüklenen hiç bir tümelde asla farklı olmazlar. Bazısında farklı
bazısında ortak olanların bir kısmı daha azda [daha az sayıda tü
melde] farklı olup daha çokta [daha çok sayıda tümelde] ortak
iken, bir kısmı da daha azda ortak olup daha çokta farklı olur.
Kendilerine, 'O nedir?' yoluyla yüklenenlerin tamamında farklı
olan bireyler, 'yüksek cinsler bakımından farklı olanlar' diye adlan
dırılır; bazısında farklı bazısında ortak olanlar da, 'tür bakımından
farklı olanlar' diye adlandırılırlar; kendilerine, 'O nedir?' yoluyla
yüklenen bir tümelde asla farklı olmayanlar ise, 'sayı bakımından
farklı olanlar' diye adlandırılır.
Şayet tür, bireye 'O nedir?' yoluyla yüklem olan tümelierin en
özeti ise ve cins de türden daha genel ise bu, [86a] türün sayı bakı
mından farklı olan çoklara, 'O nedir?' yoluyla yüklenen tümel olmasını, cinsin ise tür bakımından farklı olan çoklara, 'O nedir?' yo
luyla yüklenen tümel olmasını zorunlu olarak gerektirir. Bu, ister
yakın ister orta isterse yüksek cins olsun, her cins hakkında geçerli
dir.
Yüksek cins asla bir cinsin altında sıralanmaz, bilakis cinsler
onun altında sıralanır. Orta cinslerin her biri ise bir cinsin altında
sıralanır ve onun altında da başka bir cins sıralanırfbulunur. Yakın
cinsin altında bir tür sıralanır ve o da kendi üstündeki bir cinsin
altında sıralanır. Bir cinsin altında sıralanan her cins, bir şeyin al
tında sıralanmış olması bakımından, 'tür' olarak da isimlendirilir;
altında başka bir şeyin sıralanmış olması bakımından da yine 'cins'
olarak adlandırılır. Buna örnek, 'hayvan'dır. Çünkü o, 'beslenen'in
türü, 'insan'ın cinsi; 'beslenen' ise 'hayvan'ın cinsi, 'cism'in türü
olarak isimlendirilir. Bunları 'türler' olarak adlandırmakla, onların
sayı bakımından farklı olan çoklara yüklem olduklarına işaret etmiyar fakat onların 'türler' olduklarını söylemekle yalnızca onların,
kendilerine 'O nedir?' yoluyla yüklenen bir tümelin altında sıralan
dıklarına işaret ediyoruz. Çünkü ilk tür, bazen bu anlama, bazen de
sayı bakımından farklı olan çoklara 'O nedir?' yoluyla yüklenene
J .�i JA \.. J.ı.J'-' ıf � � � J �� � �lA
J Ji i ı} Wıl->.: \.. 4-:... � ı} �� J � ı} Wıl-� �.ll l
.;s1 J � J Ji i J �� \.. 4-:... J ,_;s1 J ��
J.ı.J'-' ıf � � � � � J � � � uP G..;. ':i l J
� � � uP G..;. �� J . 4:JW I V"' � � 4 :i öl- .;....J I � y:. \..
� ';i � �J · t_.fl 4 :iöi-,;._JI � � J �.fı.!.jJ � J
. .) ..W 4 :i öl-.;....J I � y:. \.. J.ı_), ıf � � � J ")\..,p i
\.. J.ı_), ıf � 1 � 41_,.-.ll ü çls:l l �i t_.fll �lS" � �
JA t_.fll �� �i (86a) ÖJJ.ri' r) 't..fl1 ıf � i �� J 'J't'
J 'J't' \.. J.ı_), ıf .) ..\AJ 4 � :_r_r.$ � J_,...-.1 1 ��
\.. J.ı_), ıf t_.fl 4 � :.r_r.S' � J_,...-.1 1 �� JA ��
. l:)l&. Jl lk:..p Jl �..} 4 �lS" ,� JS' J .)>-- IlA J JA
· �t ı J
� � - ı . �i · � � - t J- W I �
ı..r:'
�h
�
�_,;...l
l V"'��� J ''-"" � ��
I
J
J��
lf.:..e
..l>
�
:.r!.
:.r!.
ıJ.
JA �.ı:! J t.iı � �;. �,.;l l � � J ,_,ı>T � � �;.
"' t C� .4.i) y>l � �
\.. � ıf � � � � �;. � �
.,>1 � � �;. �i � ıf J , l&._,:ı �i � � � �;.
J ':? ..l::.A...U l&.jı � �� ,�1� 1 lo!J}.) J� . 4 �i �
W olA J .� l&.jı J ��� 4 ':? ..biı..J I J ,� W ;>'J 4
� :.r...r.5 ,)s- 41� �i t_ ljı i �i lfl 1 · -- . ·: � ::.ı�
� � � �� �i ,)s- t_ ljı i � ! l:.l� ::.ı� l.3 ı � ,.) ..W 4
J �� IlA ,)s- li l:>i J� Jj �� t_.;Jli 'J't' \.. J.ı.J'-' ıf �
·JA \.. J.ı.J'-' ıf .)..w 4 � :.r...r.5 ,)s- J� 1 ,)s- li 1:>- i
..
..
" 111
lll
ı:.
�
.
�
lO
�
�
ıli
5
lll
.,
�
•
1>
.
�
,
111
..
..
1>
15
�
�
20
44
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
dela.J.et eder. Yüksek cins ise, 'O nedir?' yoluyla bir tümelin altında
sıralarunadığı için, asla 'tür' olarak isimlendirilmez. Ortada olanlar
ise kendilerine 'O nedir?' yoluyla yüklenen bir tümelin altında sıra
landıkları için, 'türler' olarak isimlendirilirler. Sayı bakımından
5
farklı olan çoklara 'O nedir?' yoluyla yüklem olana gelince, o iki
yönden 'tür' olarak isimlendirilir: Birincisi, 'O nedir?' yoluyla ken
disine yüklenen bir tümelin altında sıralanması yönünden, ikincisi
ise sayı bakımından farklı olan çoklara 'O nedir?' yoluyla yüklem
olması yönünden. [86b] Bu nedenle o, mutlak anlamda tür olarak
ıo
adlandırılır. Orta [cinsler] ve yüksek [cins] iki yönden cins olarak
adlandırılır: Birincisi, sayı bakımından farklı olan çoklara 'O nedir?'
yoluyla yüklem olmaları yönünden, ikincisi ise altlarında bir tüme
lin sıralanması yönünden. Şu ha.J.de ortada olanlar, 'cinsler' ve 'tür
ler' olarak adlandırılır. Yüksek cins ise, sadece 'cins' olarak adlandı-
15
rılır, tür olarak adlandırılmaz. Sayı bakımından farklı olan çoklara
'O nedir?' yoluyla yüklem olan ise, sadece 'tür' olarak adlandırılır,
'cins' olarak adlandırılmaz. O, 'en son tür' olarak da adlandırılır;
'türlerin türü' olarak da adlandırılır ki, bununla, türlerin altında
sıralanmış tür kastedilir. O, yine 'altında tür bulunmayan tür' ola-
20
rak adlandırılır. En yüksek cins, aynı zamanda 'cinslerin cinsi' ola
rak da adlandırılır ki, bununla altında cinslerin sıralandığı cins kas
tedilir.
2. Ayrım
Bireye 'O nedir' yoluyla yüklenen tümellere bu bireylere yük25
lem olmada başka tümeller ortak olduğunda ve bu başkalarının
[başka tümelierin] her biri, ilk tümelierin her biri hakkında, 'O zatı
bakımından nasıldır?' sorusunun cevabında alınmaya uygun oldu
ğunda ve onlar [söz konusu başka tümeller] , bunun yanında, ilk
tümellere mutlak yüklemle yüklendiklerinde, [bunlar] söz konusu
30
ilk tümelierin 'özselfzati ayrımları' olarak adlandırılırlar. Bireye
yüklem olan tümel, tür olduğunda ve ona, bireye yüklem olmada
başka bir tümel ortak olup, belirttiğimiz nitelikte olduğunda,
�t;
'� � J.ı_), � Js' � �). � ı:, \5"� ! J WI ·� t;
� \S" � ! �Iy i � ü lh:._;:..j l J .�i �y � � J WI
ı)s- J� l r. ı J ·� � J.ı_), � � J.>4 � � �;
,�1 � �y � �� � � J.ı_), � �..w4 � :.r...r.5
J '� � J.ı_), � � � Js' � �� � � � � ı.... ı �ı
� J.ı_), � �..w4 � :_r...;!5 ı)s- J.,..-. � � � � �\!J I
J WI J ülh:._;:..l l J .J� )'1 ı)s- �y � cll .ili (86b) -�
:.r...r.5 ı)s- 41.,..-- � � � � ı.... ı �ı � L... � i �
.� �). Ç1S' ı:,l � � �\!J I J ,� � J.ı_), � t_.fl 4 �
4 � J WI � 1 J .�Iy i J L... � i � ü lh:._;:..l l ıJ��
� �..w4 � ı:.r...r.5 ı)s- J� l J -�y � '}/ J .k.ü
L..a: i � J �\l ı t.fl' L..a: i � J '4 � '}/ J .k.ü �y
� J ,- t_ ly \1 1 � �rJI t_.fll � � J - t_ ly \11 (Y
� � L..a: i J WI �� J ·(Y G:o.:i � '-?.ll l t_.fll
· V"'� '}/ 1 G:o.:i �; '-.) .ll l � 1 � � J - V"'� '}/ 1
"
,tt1
$
;
til
� _,
tJI
'
tJI
"
"
�
�
J.ı.>
ıo
"
� _,
J..AA.I '
y
� 1 ı)s- � � 1 üt;kll J
� IJ ıJ \S"J u.P t:;..;. \f 1 cl.l:i ı)s- j...>J 1 J _;>- i ü ç1s' � L!.
� IJ ,y- 41WI �I..P." � .l>J:! ı:, i J:1:! _;;. \1 1 o.lı � � IJ
cil� � � � \S"J ,�1� J � � J)\1 1 üt;kll � � IJ
i
� . J) '}/ 1 cll::J ��� '}/� � � � , lilk.. � J) '}/ 1 �
j...>J I J � L!. J '(.fll � � 1 ı)s- J_,...-.1 1 � 1 ı:, \5"
cl!� ı:, � ,t.�J � � �� � ı:, \S"J ,_;T;. � �� �
�
5
�
.
15
'
-
ı
..
tJI
ıo
45
Mannkta Kullanılan Lafızlar
işte bu tümel, 'türlin özsel ayrımı'dır. Aynı şekilde, bireye yüklem
olan tümel, cins olduğunda ve ona, bu nitelikte başka bir tümel
ortak olduğunda bu tümel, bu 'cinsin özsel ayrımı'dır ki, bu, en
yüksek cinse yükselineeye kadar her orta cins için geçerlidir.
5
ıo
15
20
25
2.1. Olupurucu/Var EdicijMukaVPim Ayrım-Bölen Ayrım : Bir
tümele 'O nasıldır?' yoluyla, mutlak yüklemle yüklenen bu [tümel
lerin] her biri bizzat bu tümelin cinsine mutlak olmayan yüklemle
yüklenir. Şu halde, tümel yüklem bir türe bu yüklem şekliyle yük
lem olduğunda, o, bizzat bu türlin cinsine mutlak olmayan yüklemle yüklenir. [87a] [Tümel] yüklem bu yüklem şekliyle belli bir
cinse yüklem olduğunda ise o, bizzat bu cinsin cinsine de mutlak
olmayan yüklemle yüklenir. Dolayısıyla bir ve aynı şey, belli bir
türe mutlak yüklemle yüklenirken, bu aynı şey bu türlin cinsine de
mutlak olmayan yüklemle yüklenir. Aynı şekilde, bir ve aynı şey
belli bir cinse mutlak yüklemle yüklenir ve bu aynı şey bu cinsin
cinsine de mutlak olmayan yüklemle yüklenir. Bu şekilde, bir ve
aynı şeyler, biri diğerinin altında bu1unan iki tümele yüklenir; on
ların daha aşağıda olanına mutlak yüklemle ve onların daha yukarı
da olanına mutlak olmayan yüklemle yüklenir ki, bu şeyler, [bu iki
tümelin] her ikisinin özsel ayrımlarıdır; şu farkla ki, onlar, kendisi
ne mutlak yüklemle yüklendiği şey [tümel] için, 'oluşturucu/var
edici/kurucu özsel ayrımlar'dır, kendisine mutlak olmayan yüklem
le yüklendiği şey [tümel] için ise, 'bölen özsel ayrımlar'dır. Böyle
ce, belli bir türün oluşturucu özsel ayrımının bizzat kendisi, bu
türlin cinsinin bölen özsel ayrımı olur. Aynı şekilde, belli bir cinsin
'oluşturucu'sunun bizzat kendisi, bu cinsin cinsinin 'bölen'i olur.
2.2. Karplıklı/Mütekabil Ayrım/ar: Tek bir cinsin altında billu
nan farklı türlerin her birinin var edici özsel ayrımlarının her biri,
bu türlerin cinsine mutlak yüklemle yüklenir. Tek bir cinse mutlak
\.
\.
·� c,-, � ·
l
\�
:
r
<E:
r
r,-,
:
r
�
;
·
�
·
\ t. � t: t ,. \ .
- ' � " ct
t.
"!"!�
�
;. �· �; · \- cq � · f
c;r
�
�.
:
� � T E
eq
ı- . � · � · � r � l .\· � � r. . E!
· � � l l c· {: .[ � �' -:- \ t \ \ l : �: � · r '3
• t:: f \ � c,-, z · 1' \ q t f r, (',
:
·
:
�
�
'
1
r.
[
1:
. -. - � · . f
t:
l' 'l· ·c;: \ . ·�· t
cr- \- .� .. ·�
".
�
�.
·
f
�
�-
•
•
�- c.· t .
f -�. � . r·
\,.
cq
cr
t.
r-ce:· '
�
E
1
�
c..
�
�
.
C-
�
l
.
[
_,
-
.�
�
't:.
�
0'
� �r
N
o
.�
-
..
·
t
r ;· 1.- J
C-
't .
.
1.-
·
c..
. r.�
0'
.. .
-
\
L
�l
't· � · \- "i
cq
q
' "- · �
)--· .''� ·! r=
ç
·
"
:
�
!;; ,
�
� 1.t · .- �
f.·
f cr,
r·· � \- � � t�
(;\ b\
C- f" · �
� { � .� .. . " t. �
�
� cr · C\_�
�. (;� \;� .
· t
·
·
"!- • " t- � � cı p . r· ��
�
�
�
�
\.
·
·
f"
. � 'tr.
.
� � r.
r � ··
r
�
\.
·
_
·
�
) . �·: ·�
� t
[: \ � ·� ·��.' \
i ·� -:
·� "�- 1 \ ct 1 ! · � -� cr
\ . l �; · \ · -: l
f.
� l ·�
c.
� t. t: � t.
l
� f"
ı;;
"" � tL.. ·tt :
� t 't . ' � � · �. \ ('<'
ı;;
�
). �
� t �
� E f"
· t- ·� \ . 1. f f f f ( 1 � l_ : r .�- � �� l � ·� · r
: ' �·. · t:· 1.
1, cr
. E
•
�
f:
-
·
('<'
c· . 5·
(;i
"
�
.r
-
·
\
"
\,.
·
.L: ç
�
\
\,.
......
Cil
· ce:
"
·
\
ç
r..
t=
-
\,.
-
•
-
c..
1.
�
......
o
c..
-:
•
Cil
\,.
-
·-
·.
�
f:=
<..
.
�
�
46
Mannkta Kullanılan Lafızlar
olmayan yüklemle yüklenen ayrımlar topluluğu iki sınıftır: [a] Bir
kısmının bir kısmına belli bir yüklemle yüklem olması mümkün
olan bir sınıf ve [b] bir kısmının bir kısmına, ister mudak ister
mudak olmayan olsun, yüklem olmasının asla mümkün olmadığı
5
bir sınıf. Bir kısmı bir kısmına asla yükleomeyen sınıf, [87b] 'karşı
lıklı ayrımlar' olarak adlandırılır. Bir kısmı bir kısmına belli bir
yüklemle yüklenen sınıf ise, 'karşılıklı olmayan ayrımlar'dır. Karşı
lıklı ayrımların bir kısmı vardır ki, onların tamamına farklı lafızlarla
dela.J.et olunur. Öyle ki, [karşılıklıların] ikisinden birine dela.J.et eden
10
lafız diğer mukabile dela.J.et eden lafızdan başkadır; [karşılıklı ay
rımların] bir kısmı da vardır ki, onların içinden iki karşılıklıdan
birine belli bir lafızla dela.J.et olunur ve onun mukabiline de, 'de
ğil/olmayan' harfi bitiştirilerek aynı lafızla dela.J.et olunur. Karşılıklı
ayrımlar, en
15
az
iki tanedir.
Belli bir türün oluşturucu ayrımları, bu türün bireylerine yüklenir ve aynı şekilde belli bir cinsin oluşturucu [ayrımları] da, bu
cinsin türlerine mudak yüklemle yüklenir. Yine, aynı şekilde, biri
·ı
diğerinin altında bulunan iki cinsten, daha yukarıda olanının oluşturucu ayrımı, daha aşağıda olan cinse, mudak yüklemle yüklenir.
20
'Şey nasıldır?' [sorusunun] cevabında cevap olanların tamamının,
'O hangi şeydir?' [sorusunun] cevabında da alınması mümkün ol
duğuna ve ayrım da, 'O nasıldır?' yoluyla yüklendiğill e göre, bu,
türün özsel ayrımlarının, bu tür hakkında [sorulan] 'O hangi şey
dir?' sorusunun cevabında da alınmasını gerektirir. Aynı şekilde,
25
belli bir cinsin oluşturucu ayrımları da, bu cins hakkında [sorulan]
'O hangi şeydir?' sorusunun cevabında alınır. Her oluşturucu ay
rımın durumu budur.
Çünkü o, oluşturucu olanla, kendinden
yüksek olan cinste kendisiyle ortak olduğu diğerinin arasını temyiz
etmede alınır.
30
Bundan dolayı, ayrım hakkında, [a] "0, bir tümele 'O hangi
şeydir?' yoluyla yüklenendir." denir; [b] yine "0, bir ve aynı cinsin
altında olanların arasını temyiz eden şeydir." denir; [c] yine "0,
lf:..o
� 1 ö.$J ı J_,...aAJ I J .J!k.. _r.? � t_ l_,i \ı 1 cl.l:i � ı}&-
· �ı..,. ı.r-· i · C . ı .· - � u
�"- -�
, · � ı ı ....;;. � �1J �
(87h) 0 i � � lf:..o � J ,r. � � ı}&- � �
. ,.,. ı . �
�"- -�
� lj
.r.f' � J l.A.lk.. � ,�i � �
�
�"- -� � r.Ş ..Ü I
� t; � i � �ı .,. � �
J .aL lA:.. �_rd �
.
. �,...,. ı . �
.� lj L. � �
�"- -� r.Ş ..ül �1
.r.f' J_rd t't"
.
� J; W � � � � � L. lf:..o � LG.ll J_,...aAJ I J . �lA:..
:
l.li.J I �ı ..,_ �I...U I .la.A.U I .r.f' w�i �ı..,. �I...U I .la.A.U I u.Y"!.
· c �
ı..r.
� � � J r. � l.+-- �LG.ll �i ı}&- � � L. lf:..o J �\l ı
·0 �1 � lA:..J I J_,...aAl l J.ii J . � �_;> � tJ_;.. Ja.ill l cil� � li.
cil� � l>..!. i ı}&- � � � L. t..fl t.JA...l l J�l J
cil� t_ ly i ı}&- � � � ı:. � t.JA...l l cil.lS'" J 't..fl '
_,>\1 1 � ı.... � i 0 \S" � Js' cil.lS'"J � ")\....:.. ,� 1
: t;
· -1 1 ı..s-ı .,. �
�"- -� ı..sı ...,. i .JA r.Ş ..ül ı-r-:· - 1 1 \.rı - � 1 1 u.
�. : . '1 r..rr.Ş ..ül ı.r-:� ��� � � �� L. � 0\S" LJ J � ")\....:.. Ji..ı i .JA
� J..a.Al l 0 \S"J ,y. �-� � i ��� � .1>-J:! 0 i � � '
� .l>.ji t_fll �I..ÜI J�l 0fo 0 i \j ,y. � �_), ıJ"
J�l cil.lS'" J .y. � �� t_.fll cil� ıY' 41 LJ I ���
� 1 cil� ıY' d.lLJ I ��� � .l>.ji � � ,t:. � t.JA...l l
ix= � 1 � .1>-J:! � � '\� � Js' J l> cl.l:i J ·.JA � � i
ı)&- i y. ,_ş ..ül �1 � 45) � _,>"i iJ::1 J \� L.
J � cil.ill
J ,y. �-� � i �_;, :.re Js' ı}&- J� l .JA � ! � J � � 1
y. � ! J � J ,� �IJ � � L. iJ::1 � ,_ş ..ül y. � 1 J �
u � ı.t-
•
� �
-
_ , ,_ _
�
.
- .
;. _ _
.......-:'
.
-
.
•
.
.
5
;. _ _
.......-:'
.
.
ıo
.
.
..
..
15
�-
..
-
�-
�-
.w
-
-
-
20
47
Mannkta Kullanılan Lafızlar
cins bakımından farklı olmayan şeylerin, kendisiyle farklılaştığı
şeydir." denir. 'O hangi şeydir? ' [sorusunun] cevabında alınan şey
lerin [88a] [ a] bazısıyla şeyin, özü bakımından diğerlerinden ayrış
tığı şeyin bilgisi verildiğine ve [b] bazısı da, şeyin, sadece hillerins
de başkasından ayrıştığı şeyin bilgisini verdiğine göre, özsel ayrım
lar, şeyin, başkasından hilleri bakımından değil zatı bakımından
ayrışmasını bildirir. Bu nedenle, özsel ayrım hakkında, "O bir tü
mele 'O hangi şeydir?' yoluyla yüklem olandır." denildiğinde, buna
ıo
ilavede bulunularak, "0, hille ri bakımından değil zatı bakımından
hangi şeydir? " denilmesi gerekir.
Bir türün veya bir cinsin oluşturucu ayrımları, denildiği gibi,
bu türe veya bu cinse mutlak yüklemle yüklenir. Fakat oluşturucu
ayrımlar arasında, oluşturduğu tümele yüklerri olmada eşit olan biri
bulunabilir. Yine, onların arasında, oluşturduğu tümelden daha
ıs
genel olanı d a bulunabilir. Bir türün oluşturucu ayrımı, bu türün
cinsine mutlak olmayan yüklemle yüktendiğine göre bu, belli bir
türün oluşturucu ayrımlarının bu türün cinsinden daha özel, tür
den ise daha genel veya ona eşit olmasını gerektirir. Belli bir tür
için eşit olan yüklemler bu türün yüklendiği şeylerden daha çoğuna
20
yüklenmediğine ve tür de, tür bakımından değil sayı bakımından
farklı olanlara yüktendiğine göre bu, bu türe eşit olan ayrımın da
tür bakımından değil, sayı bakımından farklı olan şeylere yüklen
mesini gerektirir. Türden daha genel olan ayrıma gelince, o, hem
2S
bu türün bireylerine hem de başka bir türün bireylerine yüklenir.
Şu ha.lde, daha genel olan ayrım sadece sayı bakımından farklı
olanlara değil, tür bakımından farklı olanlara da yüklenir. Dolayı
sıyla, her ayrım, tür bakımından farklı olan çoklara yüklenmez. Şu
ha.lde, ayrımın, "0, tür bakımından farklı olan çoklara, 'O hangi
şeydir? ' yoluyla yüklem olandır." şeklindeki tarifi/resmi, [88b] her
30
ayrımın tarifi değil, fakat sadece ilk türden daha genel olan ayrım
ların bir tarifidir.
- - 1
J .� 4 �ı-;..:; � u=:J
- I .. � \l ı � �ı ;..:; 15.11
\1
� .l � (88a) � _JA ,.�
.. �.. i ı..:-ı l_p.- ı}
.. I ,.� 1
.. l>y u=:J
\.. 4i� � � J o� (f .(i l .) J ,. � 1 � J..-� \.. 4i_,� ll . �
. � - ..l..4:i a::; ı .ll l J - - � l lj .o • • .l:ı..ü 411J> i . ,. "':?
.� "'
.;:&' ı:r
� �
j..AAl l J � ı,.? dl.ili . 4J IJ> i J � .(il .) J o� ı:,r ,. � 1 5
.G
_,.k
.JA ,.� �
0i �
..
.. .. i J,ı :.ro Js'
.. � J�l .JA ı �1.11
- 1
_,.k
. 41 1J> i ı}- � .(i l .) ı}.. .JA ,.�
.. �.. i J,ı :.ro JL4:i .)1�
� J..i Ji l.S' � � � � Ji t.? ��� J�l J
J� 1 J �J �) ı:fJ . Wla.. � � 1 dJ.) Ji t.? l dJ.)
lf::.i �...iz:! i �� Ji J ,�j.i ı_> .ll l �
- j..>J I ı}- JL... .JA 1.. ��� ıo
r. t.? r�ı � � 0\S" l.J J . �:,.; ':? .11 1 �� :.ro � i .JA ı..
J�ı 0fo 0 i r) J.lk.. .r.? � t.? ı dJ.) � ı.P �
dl.ll � L... Ji � i J '(_,:.ll dJ.) � :.ro �i 1.. t.? ���
ı)&- � � r. t.P �Wl ü��� �IS' l.J J ·t.PI
� � ı)&- � t.? l 0\S"J '(_,:.ll dJ .) � � ı:... ;s1 1 5
� t.PI dl.ll ':?JL-.11 � � 0� 0 i r) ,.)..W4 ı:fJ (P 4
.G � t.? l :.ro � \l ı � � r. i J ,.)..W4 ı:fJ t.? 4 � � ı)&0.)� ._;>T t.i' � �i ı)&- J t.? l dJ.) � �i ı)&- �
ı)&- ı:fJ .k.ü .)..W4 ��oh>-J I ı)&- � � � \l ı � �
� :.r..r.5' ı.P � J..ıai Js' � 0.)� ·t.? 4 �a ı-=>.J ı ıo
:.r..r.5' ı.P J�ı .JA .G i � ı � r"'� ':? .11 1 r"') ı 0.) � · t.? 4
J..ıai � ı...)... � .JA ,. � � i J.ı_), :.ro (88b) t.? 4 �
. .k.ü Jj \l ı t.? l :.ro � i � � � J� ı:fJ
� \S"
LJ
4.1
-
-
48
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
3. Hassa
Belli bireylere 'O nedir?' yoluyla yüklenen tümellere, ne za
man, [ a] bu bireylerle ilgili olarak başka tümeller ortak olursa ve
[b] bunlar da, ilk tümeller hakkında [sorulan] 'Onlar hilleri bakıS
ınından nasıldır?' sorusunun cevabında alınmaya uygun olursa ve
[c] [yine bunlar] , yüklem olmada ilklere [ilk tümellere] eşit olursa
ve [d] onlara del:llet eden [lafız] müfret bir lafız olursa, [bunlar] ilk
tümellerin 'hassaları' olarak adlandırılırlar. Aynı şekilde, bu niteliğe
sahip birtakım tümeller, türün yüklem olduğu bireylerle ilgili ola-
lO
rak, türe ortak olduğunda, [bunlar] bu türün 'hassaları' olarak ad
landırılırlar. Buna örnek, 'gülen'dir. Çünkü o, [ a] 'Zeyd' e ve
'Amr'a yüklem olmada 'insan'a ortaktır; [b] 'insan hakkında [soru
lan] 'O h:lli bakımından nasıldır?' sorusunun cevabında alınır; [c]
yüklem olmada 'insan'a eşittir; ve [d] ona müfret bir lafız del:llet
ıs
eder. Ş u h:llde, 'gülen' 'insan'ın bir 'hassa'sıdır. Aynı şekilde, bu
niteliğe sahip bir tümel cinse ortak olduğunda o, cinsin bir hassası
dır. Demek ki, tür ve onun hassası, yüklendikleri şeye yüklem ol
mada eşittirler ve aynı şekilde cins ve hassası da yüklem olmada eşit
olup, onlardan her biri diğerine mutlak yüklerole yüklenir. Buna
20
örnek, 'gülen' ve 'insan'dır. Çünkü 'Her insan gülendir.' ve 'Her
gülen insandır.' Bunlardan her birinin diğerine konu yapılması
mümkün olduğu gibi, yüklem yapılması da mümkündür ki, böyle
olana 'yüklemde döndürülen' denir. Şu h:llde tür ve onun hassası,
yüklemde, biri diğerine döndürülür; cins ve onun hassası da böy-
2S
!edir.
Türe, mutlak olmayan yüklemle yüklenen ve başka bir türe asla
yüklenmeyen her şey de, yine bu türün 'hassa'sı olarak adlandırılır.
[89a] Buna örnek 'doktor' ve 'mühendis'tir. Çünkü o [doktor veya
mühendis] , 'insana' mutlak olmayan yüklemle yüklenir ve başka bir
30
türe de asla yüklenınez. Açıktır ki tür, hassaların bu sınıfına mutlak
yüklemle yüklenir, çünkü 'Her mühendis insandır.' ve 'Her doktor
� Lı- \ - �
_,. Lo J.ı_), :r r. ı.f' \,;..,.!, i � � � 1 � çls:l ı J
j .1>y j 1 J.:.ti �lS"J 'ı.f' \,;..,.!, \' 1 dl:i j .;> 1 � 9S' lpj \,;,
�lS"J lfl l__p- i J � � Jj\ı ı �çls:l ı r:.r � LJ ı ���
� � � ,b_;.. Uül � �I..UI jlS"J � 1 J Jj"YJ �JL....
� � 1 ı.f' \,;..,.!, � 1 J t__.;J I I.!JJ L;. � J .Jj �1 �çls:J I �1_,>
·t_j.ll di� �1_,> � dl:i :) � � � -4-! �ı;ıs- t_j.ll �
'Jrs" J -0 � � 1 J j�;>'J I.!JJ � � � ,I.!Jb...,.al l di� Jt:..
J L.... _,.J 4J L> J _,. � j�)'l r:.r � W I ��� J l>J:! J
� \>. _,. I.!Jb...,.aJ \i _;.. JaA.I � � � J ,�\ J j�;>'J
� \>. � � � � -4-! Js' �� I.!JJ L;. � dl ..lS"J .j�;>'J
J · � j � Lo � � 1 J j � L.:... � \,;. J t_j.lli · �
� 4:... JS' � ,� 1 J j �L.:... � \,;. J �1 dl ..lS"
j� l JS' ::, � 'j�)'l J I.!Jb...,.al l di� Jt:.. lilk.. � _r:-\' 1
J .;>'SU �.J!. ji §..... 4:... ..\> lj � 'j� ! I.!J � J$'J I.!J �
.� 1 J � 1 � � � 1� j lS" Lo J ·� ji �
cll JSJ ,� 1 J _r:-\' 1 � 4:... ..\> IJ JS' � � \>.J t_j.lli
ı§.: ıJJ J.lk.. .r.? � t_j.ll � � Lo JsJ .� \.>J �1
·t_j.ll di� (89a) � l> �i � � � ,�i _,>T t_y � �
.r.? � j�)'l � � � � ·d � l J �1 di � Jt:..
:r � ı ı .ı. :)i � u; J .�i _,>T t_y � � � J ,J.lk..
J$'J j� l d � JS' ::, � lilk.. � t_j.ll � � �1� 1
�
"
s.
"
"
"
.A
,
�
lll"':
{
,
5
o
,
,�
lO
o
.
,
15
20
49
s
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
insandır.' Hassaların ilk sınıfı 'gerçek hassa' olarak, ikinci sınıfı ise
'gerçek olmayan hassa' olarak isimlendirilir. 'O nasıldır?' [sorusu
nun] cevabında cevap olanların tamamı, 'O hangi şeydir?' [sorusu
nun] cevabında da alınmaya uygun olduğuna göre, hassaların hepsi, 'O hangi şeydir?' [sorusunun] cevabında alınır ve onlarla şeyin
başkasından cevheri bakımından değil, hilleri bakımından ayrışma
sı/temyizi ifade edilir. Şeyi cevheri bakımından ayırt eden şey ise,
özsel ayrımdır.
4.
ıo
ıs
20
25
30
İlinek: Ayrılabilir İlinek-Ayrılmayan İlinek/ Araz-ı Ldzım
Ne zaman, türe veya cinse bu türden veya bu cinsten daha genel başka bir tümel ortak olursa ve [bu tümel] zatı bakımından
değil hali bakımından 'O hangi şeydir?' [sorusunun] cevabında
alınmaya uygun olursa, bu tümel, bu cinsin veya bu türün 'ilinek'i
olarak adlandırılır. Bu ikisi [ cinsin ilineği veya türün ilineği] iki
sınıfa ayrılır: Onlardan biri, türe veya cinse mutlak yüklemle yük
lenir ve bundan dolayı 'ayrılmayan ilinek' ve 'araz-ı lazım' olarak
adlandırılır; diğeri ise, türe veya cinse mutlak olmayan yüklemle
yüklenir ve bu nedenle 'ayrılabilir ilinek' olarak adlandırılır. İlk
sınıfa örnek, 'zift'e yüklediğimizde, 'siyah' sözümüzdür, çünkü 'Her
zift siyahtır.' İkincisine örnek ise 'insan'a yüklediğimizde, 'siyah' ve
'beyaz' sözümüzdür; 'ayakta durmak', 'oturmak', 'yürümek' ve ben
zerleri de böyledir. Çünkü bunların tamamı, insana mutlak olmayan
yüklemle yüklenir. Ayrılabilir olsun ayrılmayan olsun, bütün ilinek
Ierin [89b] şeyi şeyden hilleri bakımından ayırınayı bildirmede kullanılması mümkündür ve şey hakkında sorulan 'O hali bakımından
hangi şeydir?' sorusunun cevabında alınması uygun olur. Onların
arasında, bunun yanında, 'O nasıldır?' [sorusunun] cevabına uygun
olanlar da bulunabilir; 'iyi' veya 'kötü' sözümüz gibi; 'O nasıldır?'
[sorusunun] cevabında cevap olarak kullanılması uygun olmayanlar
da bulunabilir; 'konuşan kişi', 'ayakta duran kişi' veya 'oturan kişi'
sözümüz gibi.
� �1� 1 :.re Jj�l �1 J � L,.j! �
� � �� L. � � �lS" 1 � ! J -� 4 � � 6:- � \!ll �1
41s' � �� \j '.JA �� � i ��� � ..l>>.! 0 i J:l:! .JA � ���
� o� tY' � � 1 j_ •; � .) lA: J '.JA � � � i ��� � ..l>ji
J ,� 4 � 6:-
-
-
..
-
-
..
. � l..ll l � � _,.i o_fA� � o.f.:
..
..
�.ll l J
..
..
..
,o_fA� � � ..ki! 4J I,J> i
..
..
JJ Ul.l # �� I J JJ Ul.l �� � :�� l . t
�j')U I �� � J
Ji t_.;JI cil� ,:.r- � i _ri � � 1 Ji t.;JI �J L!. � J
� 4l b- � .JA �� � i ��� � ..l>>.! 0 i J:l:! 0 lS"J ,�1 cil�
J · t.PI cll ..ll Ji � � cll ..ll t.,.;.r � � � cil� �� ,-Gl� �
, lilk.. � �� � Ji t_.;JI � � w-l> i ,0 l4:...P 0 1.lı
� _r\' 1 J .�j")\ll �.rJ I J JJ liJ I � �.rJI � cll .ill
�.rJI � cll .ill ,J!k.. � � � 1 � Ji t_.;JI �
�� 'J WI � o i:..L..> 1� ! .)_,... � 1 \:Jj Jj�l �1 Jl:.. J .JJliJI
� o �:.i...> 1� ! ,� �� J .)_,... �� \:J} �\!l l J l:_. J . .)_,... i ) li �
o.lı � �� ,cl) � o �i J � � J .)�1 J � I:AJI clJ..iS"J ,0 L,.j)'l
� JJ liJ I - ��.r �l � J .Jlk.o � � 0t_j )'l � �
� � � 1 (89b) tY' � � 1 j ; � .) lA: 0 i J...: - JJ liJI � J
� .JA �� � i � �� tY' 41 W I ��� � ..l>ji 0 i J:1:! J ,4J I.J> i
'.JA � ��� � � �� 0 i cil� � � J:l:! � L. o.lı � .4J b��� � � �� 0 i J:l:! � L. � J ,� u, Ji �L,.:, \:Jj �
.�Wl Ji � Wl J � ':?.ll l \:Jj � ,.JA �
,:.r-
..
..
..
..
__
..
5
..
..
10
15
.
..
20
50
Mannkta Kullanılan Lafızlar
Ayrılabilir ilinekierin [a] bir kısmı, belli bir bireye, her zaman
yüklenme özelliğine sahiptir; 'basık burun' ve 'mavi göz' gibi. [b]
Bir kısmı ise, [bireye] bazen yüklenme bazen yüklenınerne özelli
ğine sahiptir; 'ayakta durma' , 'oturma' ve benzerleri gibi. Birincisi,
5
'belli bir bireyin ayrılmaz ilineği' olarak adlandırılır; ikincisi ise
'belli bir bireyin ayrılabilir [ilineği] ' olarak adlandırılır. Bireyin
hillerinin daima farklılaşması ve [hatden ha.te] sonsuzca değişmesi,
bu ikinci [sınıf ilinekler] sayesinde olur. Bu ikisinden [iki sınıf ili
nek] her biri, bazen bir bireyin bir bireyden ayırt edilmesinde kul-
lO
lanılır ve bundan dolayı 'ayrımlar' olarak adlandırılırlar; fakat ger
çek anlamda değil özsel aynınlara benzetme yoluyla. Bunların ara
sında [a] bir ve aynı birey için her zaman bulunma özelliğine sahip
olanlar ayırt etmeyi [temyizi] bildirmede daha güçlü olur ki, bir
topluluk muhtemelen bu sebeple onları 'özel ayrımlar' olarak ad-
15
landırır. [b] Birey için, her zaman bulunma özelliğine sahip olma
yanlar vardır ki, bunlar, ayırt etmeyi bildirmede, ilkinden aşağıda
olup bir kısım insanlar onları, 'genel ayrımlar' olarak adlandırır.
Çünkü bireyin hallerinin sonsuzca değişmesi, bunlar vasıtasıyla
olur. Burada, ilinek hakkında verilen tarif onun, kendi dışında, türe
20
yüklem olanların tamamından ayrışmasını, doğru bir şekilde be
lirtmektedir. Buna göre, onunla ilgili, 'daha genel' sözümüz onu
türün bassasından ayırt ederken, 'ha.ti bakımından, o hangi şeydir?'
sözümüz ise onu cinslerden ve ayrımlardan ayırt etmektedir.
ı:. � � � CJ i �G t.- l+-.e �; lA..J I ��_r �l J
� J � � � CJ i �G t.- l+-.e J ,�;) 1 J �.,hAl l j:.. ,W b
� Jj� li .dJ.) �i t- J .)ytil l J r � � J:.. ,� � �
IlA J .1:. � J;lA..J I � � l:ll J 1:. � rj � l �.rJI
� � J � J W b � 1 JI.J> i � � !-:%i '-.)- .ll l .JA �l:ll
,y- � j- ; ö.lli ! � � ..ü ı.f- .lA ;r � IJ �J . .lJ..b..e
�_;, � � � 1 � � '�� dl .ll � '�
.· . '"'· IS' w . � I ll i J�
- _ .: t t.ı 4..-.!.:
1� 1J � r · t . '"'· i � G ı�
- · :J I
1 � r_; o L..... �; IlA J ,� 1 ö.lli ! � & i dl.li W b �
.· '"' IS' L- J .a:..:, t> � � � 1
_..:..._ A l-- l r ·1 . '"'. i �G ı..r:-1 1�
ı..r�
'-"' l:JI � � ,� 1 ö.lli ! � Jj �1 CJJ .l dl.li W b
.r.f- � � � J � � 1 JI.J> i � IS' .l ! , 4:. WI J�l
� ,y- o� �� .ili l:.A lA �.rJI � ı--'� ':?.ll l J . .lJ..b..e
ıf o.k- �i � ! � l:J_; �� .�.rJI '-.).JN' t_.,:JI � ��� �
(90a) If � � 1 ;r o.k- .O l> � .JA � � � i l:J; J ,t__,:JI a:..:, t>
.J�I ;r J
.r.f-
__
5
. .
lO
.
.r..
.r..
-
-
.
.
.
15
51
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
. .
. .
V . MUREKKEP TUMEL LAFIZLAR:
TANIM VE RESM
1 . Tanım
5
ıo
15
20
25
30
[90a] Ne zaman, türe, bireylere yüklem olmada, tür ve birey
hakkında [sorulan] 'O nedir?' sorusuna cevap olmaya uygun mü
rekkep bir lafzın dela.J.et ettiği bir tümel ortak olursa ve onun [bu
tümelin] parçalarının bir kısmı bu türün cinsine, bir kısmı ise onun
ayrımına dela.J.et ederse ve [bu tümel] yüklem olmada türe eşit
olursa, bu tümel bu türün 'tanımı' olarak adlandırılır; burada 'tür'le
sadece son türü değil fakat orta türleri de kastediyorum. Buna ör
nek, 'iki ayaklı, yürüyen hayvan' veya 'ölümlü, konuşan hayvan'
sözümüzdür. Çünkü bu, [a] birden daha çok şeye yük.Iem olduğu
için bir tümeldir; ve [b] 'Zeyd'e ve 'Amr'a yük.Iem olmada 'insan'a
ortaktır; v e [c] kendisine mürekkep bir lafız dela.J.et eder; [d]
'Zeyd' ve 'insan' hakkında [sorulan] 'O nedir?' sorusuna cevap ol
maya uygundur; ve [e] onun parçaları, 'hayvan' ve 'yürüyen' olup,
'hayvan' 'insan'ın cinsine, 'yürüyen' ve aynı şekilde 'iki ayaklı' da
ayrımına dela.J.et eder ki, bu tümel bütün olarak [bireylere] yük.Iem
olmada 'insan'a eşit olur. İşte bu ve bunun benzeri olan şey, insa
nın 'tanımı'dır.
Ne zaman, bu niteliğe sahip olan tümel, yük.Iem olmada türe
eşit olmayıp, bilak.is kendisine ortak olan tümelden daha genel
olursa bu, bu türün eksik bir tanımı olur; ama bu aynı tümel bu
türün üstünde olan cinslerin bazısı için tam bir tanım olur. Bunun
örneği, 'yürüyen hayvan'dır ki, bu, insanın tanımıdır ama eksik bir
tanımdır. Türün üstünde olan cinslerin arasında isim konulmamış
olanı bulunabilir ki, onun tanımı isminin yerine kullanılır. Bunun
örneği, 'yürüyen hayvan'dır ki, bu, 'hayvan'la 'insan' arasında
ara/orta [bir tümeldir] ve ona bir isim konmamış olup, isminin ye
rine tanımının lafzı kullanılmıştır ki, [90b] o da 'yürüyen hayvan'
r-J' J ll' :�)' �' j;UJ�' . o
J.:ı.. ı
JW �
.
'
;j � :)5' '-"" � \1 1 � �� � t? l �)� � J
J 'r t.. � � ı:r- J t.? l ı:r- 41 W I � � � � 0 i � ��
� ;J � � J (jJI cil� � � ;J � � oj l?. i �\S'
cil� � � JSJı cil� �� ,� 1 � t._,:Jl � \._. 0 \S'J �
t. ı; \r ı J ,§J .kA.; .r.:> \r ı � l:.A lA t.? 4 � i J - t.? l
Jk \j 0 1):> J i '�) J� G... 0 1? l:J_,; cil� J \:... .4.k:.._,;..J 1
�)� r J ,�ıJ ıJ4 ;si � � 0 \S' � 1 :)5' ı .a �� ,� t..
0 i � J '�� JW � ;j � J 'Jrs- J -0 � �� � 0Li )'l
J 0 1� 1 oj l?. i J ,r t.. 0Li )'l ı:r- J -0 ı:r- 41 W I � � � �
J � � ;J � .Lwl J ,0 L...i )' l � � ;J � 0 1� 1 J Lwl
�� . J.>-1 1 �- 0Li )'l �Jl-:!
0.)""' 4 �l
l.lı J '�)1 J� cil..lS"
_;:}; 4l bJ I o� �.ll
l ��
0 \S' � J .0 L...i )' l � r �i t.. J
� � ,J �J LWI t.jJI ıJ4 rs- i 0 \S' J. ,J.>-1 1 � (_,:.ll J ı._.
J) � � � � \1 1 � �\:i � � cil� J '(jJI cil .ll L..ai t 1�
.�t � .(;i .r.}; 0 Li )'l � r . G... 0 1x> cil� Jt:... ·t.? l cil�
,� 1 J �Y.. � t.. � 0� 0 i � ..li t.jJI J) � � � � \1 1 J
� Ja:..._,::... � � '" \.!... 0 1? cil� J \:... .� 1 J ..l;ı o� J..-· }
..lW �� J ..l;ı � � J ,� 1 J t!'Y.. � J ,0 L...i )' l � J 0 1� 1
J ..l;ı � .laA.U I l.lı 0� ,. (!... 0 1? l:J_,i r J (90b) ,o�
5
'
lO
"
,.
ıli
lll
fll
�
""
"'
"'
15
20
52
5
ıo
ıs
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
sözümüzdür. Böylece, bu lafız türün isminin yerine kullanılır ki, bu
onun tam tanımının lafzıdır ve aynı zamanda altında olanın da
eksik bir tanımıdır. Böylece, ne zaman, ismi olsun veya olmasın,
bir orta cinsin tanımı alınır ve onun altında bulunan bir türe tanım
yapılırsa, bu tanım aşağıda olan tür için eksik bir tanım olur ve
dolayısıyla ondan daha genel olur. Tam/yetkin tanım sadece tek bir
şeye ait olduğuna göre, onun 'O hangi şeydir?' [sorusunun] ceva
bında cevap yapılması ve şeyi kendi dışındaki her şeyden ayırt etmeye
dehilette kullanılması da mümkündür.
Tanım, şeyle ilgili olarak, iki şeyi bildirir: Onlardan biri, şeyin
zatını ve cevherini bildirmesidir; ikincisi ise, kendinin dışındaki her
şeyden ayrışmasını sağlayan şeyi bildirmesidir. Böylece o, arazi ve
gayr-i menkulün sınırlarına [hududuna] benzer olmasından dolayı,
bu isimle, yani 'sınır/had' ismiyle isimlendirildi; çünkü 'ev'in sınırı,
eve has olup, ev diğer evierden bu sınırla ayrışır ve ev yine onun
sayesinde kendi dışındaki her şeyden ayrılmış olur.
2.
20
25
30
Resm
Ne zaman, türe veya cinse, [ a] kendisine mürekkep bir lafzın
delalet ettiği bir tümel ortak olursa ve [b] [bu tümel] , yüklem olmada türe veya cinse eşit olursa ve [c] 'O nedir?' [sorusunun] ce
vabında cevap olmaya uygun olmazsa ve [d] lafzının parçaları, bu
türün veya cinsin ilineklerine delalet ederse veya bazı parçaları cin
sine bazıları ise ilineklerine veya hassalarına delalet ederse bu, söz
konusu türün veya cinsin 'resm'i olarak adlandırılır ki, Aristoteles
bunu bazen 'hassa' olarak da adlandırmıştır. Buna örnek, 'bilme
kabiliyeti olan hareketli' sözümüzdür. Çünkü o, [ a] 'Zeyd'e ve
'Amr'a yüklem olmada 'insan'a ortaktır; ve [b] yüklem olmada ona
eşittir; ve [c] 'insan'ın ilineklerine delalet eder. İşte bu ve buna
benzer olanlar, 'resm' olarak adlandırılır ki, 'gülen hareketli' sözümüz veya 'gülen hayvan' veya 'bilme kabiliyeti olan hayvan' [9 la]
sözümüz de böyledir. Bu nitelikteki tümel, türe veya cinse eşit ol
madığında, 'tam olmayan resm' olarak adlandırılır ki, 'eşit olmayan'
da, ya daha genel olur ya da daha özel.
W
� l:ı
� L..:Z: i .JA J ,r \:JI o� Jül .JA J '(_,:.ll r-' 1
1...\>- � .u �'"""' 1 � J 1 �'"""' 1 .u .h:...;:...- � ...\> .1> 1 � cil ..ili
� t 0H ,Ji..ı �� t_.;.ll L.ai t:ı �� �� cil� 0 tS"" � t?
J � �� i.)t � t 0 ...\>J ,. � .JA J.-� 1 �1 i.)lS"' (J J
ıY' ,. � 1 � � �� ..U I � � 0 i J 'Y' ,.� :S i �l_p...
..
..
�� � t w ...\> i ,�1 �_,.. i ,. � 1 ıf �� �1 J .ol_,... Lo JS'
.ol_,... Lo JS' ıf' � i .-� Lo �� �i � I!J IJ ,oyA_p.- J ,. � 1 � ��
:lJ� � � 1 � ıf - ..bal i r-1 � 1 - r-�1 1 --4-! ı..r- cil..ili
)L... ıY' ;._.-; � J JI ..U I � JI ..UI � 4.JlS"' � ! 'J lA.J I J t_ � 1
.lAI_,... 1:. ıY' JI ..U I �j bsjl � J JJ ..U I
("""') 1 . "
0 lSJ ,�_,.. Jül � � � � �1 Ji t_,:JI Io!JJL!. � J
� �� 0 i � � � ı.l J ,j...>J I J �1 Ji t_.;.ll �J L
t_,:JI cil� �l_r l � �.xi &Al ,.lfi- i � lS"'J 'Y' Lo �l_p.- J
� � � � J � � �.xi .G ifi- i � � lS' Ji ,�1 Ji
,�1 Ji t_,:.ll cil� r-"J � cil� � � ,�1_,> � Ji .ı..,o; l_r i
J. WI Io!l� l l:J_,i cil� J \!... .� \>. � lk lk...).. ol..... �J J
JL- .JA J 'Jr-s- J � � �1 J 4_) l-j�l lo!JJ � � � '�
� i Lo J IlA � � ,0 l-j� l �l_r i � � � J ,j...>J I J .U
4.JI.J:> l:J_,i Ji (9la) ,lo!J� I Io!l�l l:J_,i cil.lS'J · r-)1 �
o --4-! _JA � .ll l �� i.)lS"' � J .� J. li i.)I_J:> Ji lo!J�
i.) lS' Lo J .J-lS"' .r.? L...).. � � 1 J i t_jll J L- .r.? 4A...,aJ 1
.� t ı:. ı J � i 1:. ! _Hi J L- .r.?
.
�
�
�
"
"'
"'
�
"
.�
"' "
,
,;
ı:.
5
, .,.
ıo
15
20
53
5
ıo
15
20
25
30
35
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
Tanımlar, cinslerden ve özsel ayrımlardan oluştuğuna göre,
bundan, cinsi olmayan şey için bir tanımın olamayacağı sonucu
çıkar ve aym şekilde özsel ayrımları olmayan şey için de bir tanımın
olması mümkün değildir. Yüksek cinslerin kendi üstlerinde cinsleri
bulunmarlığına göre, onların da tanımlarının olmaması gerekir.
Cinsleri olmayan şeyler için veya özsel ayrımları olmayan şeyler için
birtakım ilinekierin bulunması imlcinsız olmadığına göre, aynı se
bepten dolayı, onlar için birtakım resmierin olması da imkansız de
ğildir. Şu halde, yüksek cinsler için de birtakım resmierin olması
imkansız değildir; orta cinsler için de öyle.
Ne zaman türün, yüklem olmada kendisine eşit bir tanımı
olursa ve tanımın parçalarına türden daha genel bir yüklem eklenir
se, yüklem olmada eşitlik, olduğu gibi kalır; buna örnek, 'iki ayaklı,
yürüyen, hareket eden hayvan' sözümüzdür. Ona [tanıma] , yüklem
olmada, türe eşit bir tümel eklendiğinde de durum böyledir; buna
örnek 'iki ayaklı, yürüyen, gülen hayvan' sözümüzdür. Tamnun
parçalarına, türden daha özel bir yüklem eklendiğinde ise, tanımın
türe eşitliği ortadan kalkar; buna örnek, 'yürüyen, iki ayaklı, doktor
hayvan' sözümüzdür. Çünkü bu [ek, doktor] , 'insan'ın yüklendiğinden daha azına yüklenir.
Yetkin tanım, bazen iki parçadan, yani bir cins ve bir ayrımdan
oluşur; bazen de, iki parçadan daha çoğundan, yani üç veya daha
fazlasından oluşur. İki parçadan oluştuğunda, iki parÇadan herhan
gi biri çıkarılırsa, kalan [parça] bir tanım olmaz; şundan dolayı ki,
kalan parçaya, [9 lb] müfret bir lafız delalet eder, halbuki taruma
mürekkep bir lafız delalet eder. [Arap dilinin söz dizimine göre]
tanımın sıradüzeninde, parçalarımn ilki, her zaman, cinstir. Tanım
üç parçadan veya daha fazlasından oluştuğunda, [ a] onun ilk parça
sı ki, o yalmzca cinstir, eksiltilirse, kalanlar yine de yüklem olmada
türe eşit olur. Buna örnek, 'insan'ın tanırnma ilişkin sözümüz olan
'iki ayaklı, yürüyen hayvan'dır. 'Hayvan' sözümüzü atıp, 'iki ayaklı
yürüyen' sözümüzü bıraktığımızda bu [söz] , yüklem olmada [yine]
'insan'a eşit olur. [b] [Tanımın] son parçası eksiltildiğinde ise kala
nın, onu kendisine tanım olarak aldığımız türe yüklem olmada
eşitliği ortadan kalkar. [c] [Tanımın] orta parçası eksiitilir ve son
� l..:i \j ,..k.ü � 1 .) J.rai J d � i ,:.,.- .)J ..bal 1 ı.::_.j lS" (J J
\r i ,� �1.) 41 J.rai � L. l!.ll .lS"J '� 41 0� \r i 41 �
,�_,; d� i 4.1 � � Wl d� \r ı ı.:_.j l$" (J J .� 41 0�
4.1 � � 1 �� \r ı ı.:_.j l$" (J J . .)J.J>. 4.1 0� \r i lt' \j
,�lf" i 4.1 0fo 0 i � rl �1.) J.rai 4.1 � � 1 Ji d� i 5
� � ıJ I!.ll .lli . ,.}"") 4.1 0� 0 i � � l!.l}.) � ü) L,.:,
.� _,::...} 1 � l!.ll .lS"J '\.}"") 4.1 0� 0 i � w 1 d � \ı 1
�1 �l_r. i � �,. ,j.>JI �- 41 J t- � 41 0 ts" � t__,:.ll J
l!.lJ .) J� . lfl l> � j...:-J I öiJ t- � ,t__,:J I ,:.,.- rs- i J�
J t- J!' � ..l:) � l!.lJ JS"J .ı.!J� �) J.) � � 0 1)::> \:J_,i l O
� ; J .ı.!l � �J J.) � l.:... 0 1>.:> l!.lJ .) J� .j.>JI � t__,:Jl
J� ·t__,:Jl � 1 öiJ t- Jl) ,t__,:.ll ,:.,.- �i J!' �1 �l_r. i �
ı .,_ u--:.
�"'- -� ı:.. �ı.r,.i ı..s�"'- -� 1.1. u� \j. .� ı J .) � L.:... u 1J::> l!.l}.)
u--:.
� ,:.,.- � i - �?." ,:.,.- 0� ..ü J- tS::l l �1 J ·0l...j � l �
Ji �� ,:.,.- J - �_r. ,:.,.- ;s1 ,:.,.- 0� .ÜJ - .J>. IJ �J .J>. IJ 1 5
,1� � l:J I � ıJ � �_r..l l �\i ,�_r. ,:.,.- 0 ts" � J .;si
� J� �1 J ,.);.. .lW � J� (9lb) � � .ll l � i J.! ,:.,.� J .� 1 _,. �.;ll � �l_r. i Jji � � l�i � 1 J ·�� .lW
�� _JA J - Jj \1 1 oj_r. � � Ji �l_r. i � � ı:.,.- 0 ts"
� \:J_,i l!.l}.) J� .j...:-J I � t__,:.ll t..iı.:! i �t- � l:J I 0 ts" - ..k.ü ıo
' ) : J 0 1>.:> \:J_,i \:.i-l> � J '�) J .) � L.:... 0 1>.:> 0l...j � l .J>.
f-"i � � J .j.>JI � 0t_j ;>'J �t- 0 ts" '�J J.) � l.:... \:J_,i
ol:ı.l>i tS � .ll l t__,:Jl j...:-J I � -'iiJ t- JJ} � l:J I � � ,�1 �l_r. i
.
u
..
._ . _
�)
.
54
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
parçası yüklem olmada türe eşit olursa, kalan, yine [yüklem olmada] eşit
olur. Ama orta parça eksiitilir ve son parça da daha genel olursa, kalanın
eşitliği ortadan kalkar.
3. Tanım ve İsim
5
Tek bir şey hakkında, birçok isim tasdik edilebilir ve tek bir şey
hakkında birçok ismin tasdik edilmesi iki yönden biriyle olur: [ a]
Ya bu şey hakkında tasdik edilen birçok isimden her biri, onun
hakkında sadece tek bir manaya işaret eder [b] veya bu şey hakkın
da tasdik edilen çok sayıdaki isim, onun hakkında farklı anlamlara
ıo
işaret eder. Bu şey hakkında tasdik edilen çok sayıdaki isim, onun
hakkında farklı anlamlara işaret ederse ve bu anlamların her birine
de bir tanım delalet ederse, onun tanımlarının her biri onun isimle
rinden bir ismin delalet ettiği şeye delalet etmiş olur. Onun tanım
larından biri alınırsa ve bu [tanım] onun hakkında bir anlama
ıs
delalet ederse ve bu da, onun, bizzat bu anlama delalet eden ismiy
le denk yapılırsa, bu tanım bu şeyin, kendisi hakkında sadece bu
anlama delalet eden ismi bakımından bir tanımı olur. [Şayet alınan
tanım, bu şeyin] kendisi hakkında başka bir anlama delalet eden
ismine denk yapılırsa [bu sefer] bu tanım bu şeyin, bu [önceki]
20
ismi bakımından değil, kendisine ait başka bir isim bakımından
tanımı olur. Çünkü şeyin tanımı hakkında, onun, kendisi hakkında
tasdik edilen isimlerden herhangi birine göre [92a] yapılmış bir
tanım olduğunu düşünmek mümkündür. Bundan dolayı, tanım
konusunda bu şeyi, yani, [tanımın] bu şeyin belirli isimlerinden
25
belli bir isim bakımından yapıldığını dikkate almak gerekir.
Genel olarak, tanım hakkında '0, isim bakımından yapılır.' sö
zümüzden iki manayı anlamak gerekir: Birincisi, [tanımın ] , ismin,
kendileri hakkında tasdik edildiği şeylerin tamamı hakkında ve
sadece onlar hakkında tasdik edilmesidir; ikincisi ise, tanımın, ta30
nımlanan şey hakkında, bizzat kendisine denk yapılan ismin delalet
ettiği anlama delalet etmesidir.
t_jll �JL.... �1?.- i .;>T 0 ts'"J ,�1?.- i .k....J i � � J .1� .U
,y .k....J �I .._r.l l � � J -�JL.... 1...4:! i �l:-}1 � ,�1 J
.öiJ W I �l:-}1 ,y- J lj ,� i _r.:> �1 0 ts'"J ,�1?.- i
(""""' 'J 1 J J;.. ı . ,.
..ü ..b- l_,l l .. � 1 J
� L.. �1 J� J .ö_r.S' � L.. i � J..l.,aj
� L.. �1 0fo 0 i r- ı -� �..bo � � . ..b- IJ .. � � ö� l
0fo 0 i r-ı J ,..k.Ai ..b- IJ � � 0 .xi � d.i.)� l ö� l
�ts'" 1.) � � 0 l- � 0 -Xi � d.i.) � l ö� l � L.. �1
JS' 0 ts'"J � 0 l- � 0 -Xi � d.i.) � l ö� l � L.. � 1
,Y ..?." ..?." 0 ts'" ,� 1...4:! i � 0 � �lA.JI lo!.l.l:i ,y ..b- IJ
,Y ..bo .1> 1 � .�L-.. 1 ,Y r-' � J� t.. � J� O.)J ..bcl} .) � 01...U I � � � � � � b 0 l5:.; O.)J..b01...U I �1 � .. � 1 ci}.) � � �1 ci}.) 0 ts'" ,� � 1
� � 01...U I � � � � J . ..k.Ai � 1 ci}.) �
� cil.l � ı � 'l .. � ı cil.l � � �� cil.l 0 ts'" ,.;>T
.U � �i .. � ı � J � 0 i � 'l �� ..;>T .U r-' �
cil ..ili . � J ..l.,aj � 1 � L.. � 1 ,y � 1 r-' � i (92a) �
\:'- r-' � 0� 0 i � J './' � , , � �1 J � 0 i �
� ı �1 J l:J_,i �� � � J ... � 1 ci}.) � L.. i ,y �
� J � 0 i L..A ..b- i ,0 � r •.;� 0 i � ı-- 'l ı �
�1 0 � 0 i � \:l l J ,lA..b-J � J r-:Y' � J � t.. �
� � ':? .ll l r- 'l l � 0.) ':? .ll l � 1 � .)J ..b....l l .;" � 1 ,y
5
oü
oü
-
oü
'
ıli
-l
"
,;
oü
-
ıo
,;
oü
oü
oü
oü
ı5
ıo
55
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
Türlerin tanımları çoğu zaman türlerin isimlerinin yerine kul
lanılır. Buna örnek 'duyarlı, beslenen cevher'dir ki, bu, 'hayvan'ın
tanımı olup 'hayvan' isminin yerine konulur ve dolayısıyla ona
mürekkep bir şeyle dela.tet olunmasıyla, müfret bir isimle dela.tet
5
olunması arasında bir farkın bulunmadığı düşünülür. Yine bazen
şeyin tanımı şeyin yerine kullanılır ve şeyle tanımı arasında bir farkın
bulunmadığı düşünülür. Şu ha.tde, tanımların kendilerinden oluştu
ğu parçalar, aynıyla tanımlananın kendilerinden var edildiği parça
lardır. Türlerin tanımları cinslerden ve ayrımlardan oluştuğu için,
ıo
türün tanıınının
parçası olarak alınmaya uygun olan ayrımlara, 'tü
rün oluşturucu ayrımları' denir ki, bunlar türe mutlak yüklemle yük
lenen özsel ayrımlardır.
J � {_ly �l �L... I J� � e. l_r.S' t_ ly �l :lJ-l>- J . �
r--' 1 \ lA.. \ � J ,ı:,l� l � .JA J 'IJ"W I � ..\:Jı..J I .I'�� cil�
ı:,i � J �..... � � � J� ı:,i � J) � �i :)i;; ,ı:,l� l
��1 J� � ..ü ��1 � �� � i J . :l_;.,. r--' 4 � J�
� � � ��?.- � 1 ıJ� . � � J � � 1 � J) � �i �J
t_ ly �l �ts" [J J .:lJ � I � \� lf.i � 4 � :lJoW I � \:i
J:.l:i � 1 J�l �J l.P ,J�I J 1..1"' � �1 :.,.o lA :lJ -l>- �b
� J 't._,:..U �� J� � 1 J � t_.,:.l l � �.r. .l.>_;:; ı:,i
. lilb.. � t_.,:.l l � � � 1 a;:; l..ül J�l
"
"
"
"
,
o
"'
1$
$
"
"
"
5
56
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
VI .
. .
.
BOLME VE TERKIP
1 . Bölme
Ne zaman, bir tümel alınır ve ona bu tümele mutlak olmayan
5
yüklemle yüklenen birtakım karşılıklı/mütekabii şeyler bitiştirilirse
ve bunlardan her ikisinin arasına, 'Hayvan ya yürüyendir ya da
yürüyen değildir.' sözümüzde olduğu üzere, 'ya . . . ya da' harfi yer
leştirilirse, bu işlemjfiil, 'bölme' olarak adlandırılır. İlk önce alınan
tümel, 'bölünen'dir; tümele bitiştirilen karşılıklı yüklemler ise, 'bö-
10
len şeyler' olarak adlandırılır. Bu işlem gerçekleştirildikten sonra,
[92b] ne zaman, 'ya . . . ya da' harfi ondan atılırsa ve tümel tek tek
karşılıklılada bitiştirilirse ve bu bitiştirilenlerin her biri kendi başına
bırak.ılırsa, bu şeyler, 'bölmeden meydana gelen şeyler' ve 'tümelin
15
kendilerine bölündüğü şeyler' olarak adlandırılır. Buna örnek, bir
tümel olan 'hayvan'dır. Biz buna ne zaman, birbirinin karşılıklı
sı/mütekabili olan 'yürüyen' ve 'yürümeyen'i bitiştirirsek ve bunlara
da 'ya . . . ya da' harfini ekler ve 'Hayvan ya yürüyendir ya da yürü
yen değildir.' dersek, bunun akabinde 'ya . . . ya da' harfini düşürür
20
ve 'hayvan'ı 'yürüyen'le bitişmiş olarak alırsak ve onu da tek başına
ayırırsak -ki, o, 'yürüyen hayvan' olur- ; yine 'hayvan'ı, 'yürüme
yen'e bitişmiş olarak alırsak ve onu da tek başına ayırırsak, -ki o,
'yürümeyen hayvan' olur- bu durumda 'hayvan' tümeldir, 'yürüyen'
ve 'yürümeyen' de 'bölen şeyler'dir. 'Hayvan'a uyguladığımız bu
işlem, 'hayvanın bölünmesi' olarak, 'yürüyen hayvan' ve 'yürüme-
25
yen hayvan' da 'hayvanın bölünmesinden meydana gelen şeyler'
olarak adlandırılır. Bunlar da 'hayvan'ın 'yürüyen' ve 'yürümeyen'
olarak kendilerine bölündüğü şeyler olup, 'paydaşjbölüşen şeyler'
olarak adlandırılırlar. Çünkü 'yürüyen hayvan', 'yürümeyen hay
van'ın 'bölüşenijpaydaşı'dır.
30
Bölmede 'ya . . . ya da' harfinin yerine, 'bir kısmı/bazısı' harfi de
kullanılabilir. Buna örnek şudur: 'Hayvanın bir kısmı/bazısı yürü
yendir, bir kısmı yürümeyendir.' Bu nedenle bölmede, 'bir kısmı'
� ...
[ c.. '
c...
"
�
·
�
""
f
. r., r;, r �:- C.""· ' �
}:'
r:,
�;
'
\..
_ ...[ · " � c.· � � L \.· �
e:_
\. '\. • :( --:- �l.. � � . c- ..! " · �', • r çt
�
.
� ı_ Lo ç. f ' � y
·
� · l �o �' f. � · � ..! }." \� �,
...
..! � �
ı:::
• "
r; ' �
.[',.
"
�: "
- •
f ' f;, r 'ı. " , � f ' �, �c.• ç.\." " , :t. (Lo• �Lo•
l..
f
� . f · � r; r· ..!
t
t- ;.
c.· t · �-!:::- �t·. . ·,
... �
�
c.· f ' (\ ' � c.· E � r;, f. �l.. . � : ��
�
L Y · - �L.. ,
� '
G_
�'t
�l.. V
� l . l.. �
F.
l.. '�
� t:
- C.-· ". -• �- �..! '- C.· ç. t�! 1.
�c... 1- �f L C· .�-p- f.e:.. 1 (. . C.ç. ( . �t • çf �ç.
'
�
•f
. · q_''
·
)
�
� c.
�
�
� f'
1: 1 .
)
.
�
'
·
.
�-
.
�
\
-
-
'
\a •
)
r
�
ç.
c...
.�
�,
-
�
�
" t".. ,
t'
t�
[
-
(
'
•
�
� �
. 1
�
f" ' �·�
o
'f
e:..
f.
1
�
�
\c.· c.· ..!
�
�
1 1- ·'ı. T ·(;\V\� f" .. , � t.J..,
-
-
. c-
�
�
1'
-
N
o
Lo
"
o
-�
�-
[
-�
�-
-
..
f ·�',
·
T t�-: rl . 1: �"�"
.
�; · t 1 ' � \� - (.
C· T 1 T,
f t ..
C.·
!
-�
·
-�
;..;
�-
,
.
-
'
·
-
�
•
\
'-
-�
J
-
-
�
t•
1· � ·
�
�1.
�
..!
l
.
.
' ( ;.
C.1;· ' �·
--:
-
� r;:
� � � C__.'
f' �-:' f ' fl'�
-
�
�
'
[:
-
· �·
..
.�
�
\.'
�'-
ı
�
c� ·"
ç.
t
L" ) � � � � • (;\
. ��
'
·
V\
(\ ' • · \0 tL.'" '" r; , � � ·
'-L- '
ı. .
C.-· L � a"
\. "
Y·
'
(
ç.
�
:
.
C.· 1 �..! �· f
;c.· \ . 1�· .
�
[
�
-
· � � G_
f " F.
"
.....
Cil
�
- �"
E
.
�t
-
..!
�
y.
-
-
E
�
.
'
. c-
.....
o
.,..
-
_,
"ı_·. ,. � l
-
0'
.
rl
�
t-
�
�',
-
�
�
�1.
t
1
Cil
;�
�
�
c
_.
•
t
.,_
[
E
�·
-(
Ir-
0\
Cil
O\
57
Mantıkta Kull anılan Lafızlar
harfi kullanıldığında bölme, özel olarak 'kısımlara ayırma' şeklinde
isimlendirilir; 'Hayvanların arasında yürüyenler vardır, yürümeyen
ler vardır.' sözümüz de böyledir.
Bölünen, bir cins olabilir, bir tür olabilir, hassa veya onun dıs
şında başka bir tümel olabilir. Bölen şeylere gelince, onlar, her
zaman bölünen tümele mutlak olmayan yüklemle yüklenmesi
mümkün olan şeylerin hepsidir. Bölünen bir cins olduğunda,
[93a] o bu cinsin türlerinin her birinin oluşturucusu olan özsel
ayrımlada bölünür. Bunun örneği, 'insan'ın ve 'at'ın cinsi olan
10
'hayvan'dır. Onu bölen ayrımlar -ki, onlar bu iki türün oluşturucu
larıdır- ise, 'düşünen' ve 'kişneyen'dir. Dolayısıyla 'hayvan', bu iki
siyle bölünür ve böylece 'Hayvan ya düşünendir ya da kişneyendir.'
veya 'Hayvanın bir kısmı düşünen, bir kısmı kişneyendir.' denir.
Cinsi aldığımızda ve ona kendisini bölen ayrımları bitiştirdiğimiz-
15
de ve ondan bölme harfini düşürdüğümüzde ve bitiştirilen cins ve
ayrımların her birini tek başına ayırdığımızda, cinsin özsel ayrım
lada bölürımesinden meydana gelen şeyler, 'türler'dir. Buna örnek,
'düşünen hayvan' ve 'kişneyen hayvan' dır. Çünkü 'düşünen hay
van' bir türdür ve 'kişneyen hayvan' bir türdür. Söylediğimiz gibi,
20
türlerin bir kısmı için müfret bir isim olmayabilir ve bu durumda
onun cinsinden ve ayrımından oluşan bütün alınır ve müfret ismin
yerine ikame edilir. Böylece, onun türlerini var eden aynı ayrımlar,
bizzat onun cinsini de bu türlere bölerler ve belli bir cinsi türlere
bölen aynı ayrımlar bizzat cinsin kendilerine bölündüğü türleri de
25
oluştururlar. Bir cinsin, cinsi bölen bu karşılıklılardan oluşan birta
kım karşılıklı ayrımlada bölürımesinden meydana gelen türler, 'pay
daşfbölüşen türler' olarak adlandırılır.
Bir cinsi birtakım türlere böldüğümüzde ve bu türlerin her bi
rinin altında birtakım başka türler olduğunda, bu bize onlardan her
30
birini kendi altındaki türlere bölme imkarn verir ve böylece onların
her birinin bölürımesinden başka türler meydana gelir. Aynı
-.
L -� · 1 �
.:. - - ' 1 r- L. �
: li. � �J>' 4-..AJ I "". �
� � ! 4-..AJ I u
,�
... ı:!... .JA � L. � J .. ı:!... .JA L. � �� 1 ıf \:J_,; lo!.ll .lS"J
_rT çlf �� � J t&.jı �� � J 4 �� � r.,....W I J
· �- � � ı . � li �Wl ;� \r ı r. i J lA.;::&-· J i � l> t'.l
� ı< 1 -lı i u�
L. t...r
�lS" � J . Jlk.. .r.'- � r.,....w ı �� � � �i � i 5
� l_,l �j.i.ll �l.ll l J�� r � 4� � � � 4 r.,....W I (93a)
� L..i )' l � � � ,�l� l lo!.il � J� .�l lo!.il � c. ı_y i ıf � �J
w -�_,:.ll � -4} �j.i.J I � J - 41 �Wl J�l J 'd_;J IJ
J Jklj t'.! ��� � J � ,4. � ��� � J ,J � I J Jkl:.ll
"'
� lj} J ,�1 lj ...l>- 1 � J . J � .ı.:... J Jk lj .ı.:... Jl , J � t'.! lO
�fo lj.)) l J ,4.......il l �?' .ı.:... l:.kA...... I J ,� � � J�l
� ,:r � .l bJI 0� ,41 \.:> � � �J JS' J�l J ��
J Jkl:.ll ��� � lo!.il � J� · ( I.Jı \1 1 � � l .ll l J�� ��
J · (Y J � l ��� � J (Y Jkl:.ll ��� � 0� ,J � I ��� �
c.� .l>J:-9 ,.).;.. r-1 � � � �) l:.1i � L.S' t. 1.Y \ı 1 1 5
i� � � J�ı �fo ,.).;.J ı r-)'ı r tL. i � � J �
� � J�l J · t. l_y \ı ı clt J! � � ��:&- � � � ı_y i
� � ! � � c. ı_y \ı ı i� ��:&- � � c. ı_y i J! t'. 4 �
�� � �l4:.. J� � � ,:r �.)bJI ( I.Jı \1 1 J .�1
� J . � 1 ( I.Jı \1 1 ;,._.:, �� � � � �l.ö;.JI clt ,:r ıo
c. ı_y i c. ı_y \ı ı clt ıf ��J JS' � �lS"J c. ı_y i J! 4 t:....:...;
� � c. ı_y \ı ı J! lf:... ��J JS' � �i � � clt ::, � ,.rd
� � lo!.ll .lS"J ._r i c. ı_y i lf:... ��J JS' � ıf �� ,G:o.:j
•
•
ıl'
""
•
lo
'1"' .
•
ı
lo
"
ıl'
tJI
58
Mannkta Kullanılan Lafızlar
şekilde, bu diğerlerini de, son türlere ulaşıncaya kadar başka türlere
bölmemiz de imkansız değildir. [93b] Bu örnek doğrultusunda, ilk
tümeli en yüksek cins olarak aldığımızı varsayalım. Onu bu şekilde
böldüğümüzde, ona yakın olan birtakım türler meydana gelir. Aynı
5
şekilde, onların her birini başka türlere böleriz ve bu başkalarının
her birini de kendi altındakilerine [böleriz] . Sonra, aynı şekilde, en
son türlere ulaşıncaya kadar devam ederiz. Açıktır ki, bölmede
aşağıya indikçe böldüğümüz şeylerden daha çok sayıda tür meyda
na gelir.
ıo
2.
Terkip/Birlejtinne
Karşılıklı ayrımların oluşturduğu en son türleri aldığımızda ve
onların cinslerinden ve ayrımlarından oluşan bütünü, isimlerinin
yerine ikame ettiğimizde, sonra da ayrımlarını düşürüp sadece cins
lerini aldığımızda, bu işlem 'terkipfbirleştirme' olarak adlandırılır.
15
İlk olarak alınan türler, terkibin kendilerinden meydana geldiği
şeylerdir ve terkip işlemiyle ortaya çıkan da, müfret olarak alınan
cinstir. Bunun örneği, en son türler olan 'insan' ve 'at'tır. Şimdi,
'düşünen hayvan'ı 'insan'ın yerine ve 'kişneyen hayvanı' da 'at'ın
yerine ikame edersek ve devamında da bunlardan 'düşünen' ile
20
'kişneyen'i düşürüp yalnızca 'hayvan'ı alırsak, bu işlem bir 'terkip'
olur. Burada, terkibin kendilerinden meydana geldiği şeyler 'insan'
ve 'at, bu ikisinin terkibinden meydana gelen ise 'hayvan'dır. Aynı
şekilde, 'hayvan'ı ve paydaşını/bölüşenini almamız ve bu ikisini
terkip etmemiz mümkün olup bunlardan meydana gelecek olan da,
25
bunların üstünde bulunan cinstir. Bunun örneği, 'hayvan'ın yerine
'beslenen duyarlı'yı, 'bitki'nin yerine de 'beslenen duyarsız'ı alma
mız ve bunlardan iki karşılıklıyı düşürmemizdir ki, böylece, 'hay
van'ın ve 'bitki'nin cinsi olan 'beslenen' meydana gelir. Bu örnek
doğrultusunda, en yüksek cinse ulaşıncaya kadar terkip işlemine
30
[94a] devam edebiliriz.
J1 � J:.> (93b) ,_;> i ( Iy i J1 _;> � 1 cl.l:i � �:ıi .�
Jj �1 � 1 l:ı.l>i Gi J;�Lt J\!..J I IlA � J .ö.;:> �1 ( ly �l
J �.} ( Iy i �..l> �� lA t:...:.i 1� 1 G� ,J WI ��
cl.l:i ıf ..1> IJ JS'J ,_;> i ( Iy i J 1 lf:... ..1> IJ JS' � dJ .lS"
( Iy \I I J1 � �1 J1 dJ.lS" ı_) .) \..:.i � '� 1.- J1 _;> \'1
b� ;s1 ( Iy i �..l> �� l:,J .b.,jl LJs' Gi .r'U; J .ö.;:> �1
.lA t:...:.i � 1 :.re
o
,y
"
o
"
"
"'
5
�jJ I . Y
wi J ,�LG. J� :.re 4-- 1; ö.;:>i t&.ly i t:ı.l>i � J
t:ı.l>i J 4J� l:.kA...... i � ,�t.... i r tA.. 4J� J ��i t�
ö�_,> WI t. 1y �l J .�jil l � J-All l.lA �� ,lA-l>J � � i
�I .JA �jil � �.)bJI J ,�jil l �J �lS"lf:... � 1 � \rji
��� ,�1.;:>- i �t&.y w U"'_;ll J �W)'I dJ� Jl:.. . b_;... �_,> Wl
� 'U"'_;ll J� J � l �1� 1 J �W)'I J� Jkl:.ll �1� 1 Wi
J-All l -4i ,o..l>J ��� � l:ı.l>i J J � l J Jkl:.ll � l:.kA...... i
�.)bJI J ,�jil l �lS" � �l .lll l U"'_;ll J �W)'I J �; .JA
.�I� I _JA l..+.:f; :;s- � ll .l> l:ı . 1 �- ..\i dJ.lS"J
.J- �
�...b.- ..i �('.:Jı
J • 1.r.-'
� ..l:it.JI �1� 1 J� ..i.>b Gi dJ� Jl!.. .�_,; �..ÜI � 1 4:--,� lA::..J I 4:--- .kA.J J 'U"'�')U I � ..l:it.JI � �� J� J 'U"' Wl
..\i J \!..J I I.lA � J -��� J �1� 1 � .JA J � ..l:it.JI ��
.J WI � 1 J1 � �i J1 �jil l (94a) � ı.>.) l,.:j �i �
,ı
.
"'
ı.)
"
ı.)
"
ıo
15
---�
ıo
59
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
3. Bölme ve Terkip
Açıktır ki biz, bölme vasıtasıyla en yüksek cinsten en son türle
re iner, terkip vasıtasıyla da en son türlerden en yüksek cinslere
yükseliriz. Yine bölme bizi, 'bölünen'den sayı bakımından daha çok
olan şeylere götürürken, terkip de bizi, terkibin kendilerinden
5
meydana geldiği şeylerden sayı bakımından daha az olan şeylere
götürür.
'Bölünen', bir en son tür de olabilir; ne var ki, en son türü bö
lenlerin hepsi ilineklerdir. 'İnsan ya katiptir ya da katip olmayandır.' [sözü] buna örnektir. Cins de bazen ilineklerle bölünebilir ki,
ıo
bunun örneği, 'Hayvan ya beyazdır ya da beyaz olmayandır.' [sö
züdür] . Cinsin, kendi türlerine ait hassalada bölünmesi de müm
kündür ki, bunun örneği 'Hayvan ya gülendir ya da gülen olma
yandır.' [sözüdür] . Aynı şekilde, hassaların ve ilinekierin kendilerine mutlak olmayan yüklemin belli bir şekliyle yüklenmesi mümkün
ıs
olan şeylerin hepsi ile bölünmesi mümkündür ki, bunun örneği
'Gülen ya mühendistir ya da mühendis olmayandır.' [sözüdür] .
İlinek de böyledir ki, buna örnek 'Beyaz olan ya katiptir ya da katip
olmayandır.' sözümüzdür. Aynı şekilde, ilineğin, ilinekieri oldukları türlerin cinsleri ile -eğer ilinek, bu türlerden ve bu cinslerden
20
daha genel ise- ve bizzat bu türlerle bölünmesi mümkündür. Bunun örneği : 'Beyaz olan, ya hayvandır ya da hayvan olmayandır.'
ve 'Beyaz olan, ya insandır ya da insan olmayandır.' Cins, türünün
ilinekleriyle bölündüğünde bu bölme, özsel olmayan ayrımlada
yapılmış bir bölme olur; çünkü ilinekler, bazen, 'ayrımlar' olarak da
adlandırılır. Bu yüzdendir ki bazen, onun, 'cinsin ilineksel ayrımlada bölünmesi' olduğu da söylenmiştir. [94b] Ama bu bölme,
bölünen cins için birtakım türler meydana getirmez.
25
: �jJ I J l .. iJ I . r
t_ ly �l J ! J WI �1 ıf J..b.:..i 4...-il 4 G i .;A u; J
J . J WI �1 J! ö_r->�1 t_ ly �l ıf �fo �;J 4 J ö_r-> �1
J ,4_.._,.....w l ıf b � ;s1 .. �i J! � � 4...-il l 0� � i
0 \S" � � 1 .. ��� ıf b� Ji i .. �i J! � � �;JI
t_.,:JI � ':?.lJ I 0i � ,l_r.> i �y 0fo ..li 4..._,.....w 1 J .�;JI
� t. ! J � \S" t. ! 0l-i �l cil� J � · u.PI_r l lf,lS" � _r.> �1
�
cil� J � · u.PI.r � 4 r ii:! 0 i � i � ..li �� J .�\S"
r;
�� r ii:! 0 i � ..li J . � i � r. ı J � i r. ı 0 1� 1
� t. ! J I!J b..; t. ! 0 1� 1 cil� J � .�ly � �ji � � ��� 4
Lo � � 0 i � ..li u.P l_r � 1 J � 1� 1 cil ..lS"J .1!1 b..;
l!lb...;J I cil� J � J.lk.. � � t. �Y. � � 0 i � i
\:J_,i cil� J � ·u.P.rJI cil..lS"J ·If' � � t. ! J '-"' � t. !
�
r 4:! 0 i � ..li u.P.rJI cil..lS"J .� \S" � r. ı J � \S" r. ı � ��
cl1:i ıf �1 0 \S" � u.PI_r �l � �ji � 1 t_ ly � l 1.1" �4
� �� cil� J � · �� 4 t_ ly �l � J ' ��� ıf J t_ ly �l
J ·0L...i ! � r. ı J 0l-i! r. ı � �1 J ,0 1>.:> � r. ı J 0 1>.:> r. ı
J� 4.-i 4...-il l cl1:i � \S" �Iy i u.PI_r 4 �1 � �
J � ..li cil .lli .�� � i � ..li u.PI_r �1 � \S" � ! ,�1� �
� 4...-iJ I o.lA J .�f' (94b) J� �� 4.-i � ! 4:i
· r_,.....w 1 � � 1_y 1 � ..b.:i
ı
ı
""
"
.
s
.
�
lO
.
"
"
"
"
"
"
"
"
..
ıs
..
.
�
20
60
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
VII. ÖGRETİM YÖNTEMLERİ
Öğretim, bazen dinleme yoluyla olurken, bazen de taklit yo
luyla olur. Dinleme yoluyla olan, öğretmenin, kendisinde söz kulS
landığıdır ki, Aristoteles bunu 'dinlemeye dayalı öğretim' olarak
adlandırmıştır. Taklit yoluyla olan ise, öğrencinin, öğretmeni bir
fıilde ya da başka bir şeyde belli bir durumda görmesi ve söz konu
su şeyle ilgili olarak ona benzemesi veya onun yaptığını yapması ve
neticede öğrencide söz konusu şeye veya fiile yönelik bir yetinin
ıo
oluşmasıyla meydana gelir.
Öğretimi sözle meydana gelen şeylerin bir kısmının taklit yo
luyla olması mümkünk.en bir kısmı ise, başka bir tarzda değil, sade
ce söz yoluyla olma özelliğine sahiptir. Söz yoluyla öğrenilme özel
liğinde olan her şeyle ilgili olarak, öğrencide [öğretilecek] şey hak-
ıs
kında üç ha.tin bulunması zorunlu olarak gerekmektedir:
Onlardan biri, söz konusu şeyi tasavvur etmesi ve öğretmen
den duyduğu manayı, yani öğretmenin sözle kastettiği manayı
anlamasıdır; ikincisi, öğretmenin lafzından anladığı veya tasavvur
ettiği şeyin varlığına ilişkin tasdikin kendisinde gerçekleşmesidir;
20
üçüncüsü ise, tasavvur ettiği ve hakkında kendisinde tasdikin ger
çekleştiği şeyin bellenmesidir.
Bu üç şey, söz yoluyla öğretilen her şeyde gereklidir. Öğret
menin her zaman bu üç şeyi öğrenciye, kazanılması mümkün olan
en kolay yollarla [ cihat] kazandırma yolunu izlemesi ve kazanılan
2S
şeyin de mümkün olan en iyi şekilde kazanılmış olması gerekir. Bu
üç şeyin kazanılmasında kullanılan öğretme yolları [cihat] , 'öğret
me yöntemleri' olarak adlandırılır. Öğretme yöntemleri de, öğre
tİrnde kull anılan şeylerin farklılığına göre ve öğretme esnasında bu
şeylerin birçoğunun kullanım yollarının farklılığına göre farklılaşır.
C
·
.
�- t �- rç � .1 · • ·�� i-- '�� [. � ·'\ � � � .� · �c· � �· r
·.,.
·'u_- 1
f �-·. \.. ( · ri ' �· �· �c- :f · ' \ . .
,r · r · .
.
C
.
�
.
·
t
C.
.
(-· �
c1
"'
....
"
'
1
:f
ft · i. � � [:
�
;.
·
·r.;. . T .
·
� c . � f \ · �·
. t' ·.�tn
f
t
-· 1 · C-· " 1} - � "' l�, • .Cc-· C·' -' \.. . Vc·
�
�
T � · C. �
'
1
'
;;
f.
:·'
�
�
�
!'
i:
1
Ç. .fC·
�
1..
·
. 1. f (-;· c_•
t
·
· .t. t . - 1'
-· • c;: ç
1'
f
'k
.
'
_:_ 1 ( ' ' C· "'- · � · " l ç .
� ·r.;. � � � � 1 . · f � [ 1 � . f :ı i: . f . rol j. ."'·
1-. "! � � 'V 1 - · (;, 1 �
. �f'. " 'tf. J f. -· �
-·
� 1'
� ·'u_ .
. l ·'u_
f � tÇ· c- J �
.
�
V\ c..
c_
�
t;
o
·
�.
•
.
'
�·.
1...
�
-
�
..!
'
·
(..
�
•
"•
�
•
_:.
,
1._
�
•
�.
•
t-.J
o
;
�
(;i
�
•
· ı_
ct;
N
1:::: s,.. .
(f
o
�
d\.
-
•
. l-
f.
·
(f
;::
L•
.. t.
•
"
�
.c
. l- .
..!
�
L
ır.
�.
o
��
,
�
�� • ·'l:
��.
( .. rtı •
L . '�
[!: �.
fo.
.....
til
t
ı
c_
,r
1:::;
�
!\L.
V-
;:�
t�
·
'
"
tr
E.: t:.
c_
·
· c- · rr .ç..
� �. ;:�
-
·
·
.
.
"
t.
I-
c,;
c
�
;;
...
�
..!
� " ' "-�
·
.f�., � . e-
� · · i:·
•
�.
�
\.
"'
....
L
.
•
\.,.
•
.
h't' ·
�
..! "
.....
o
'\_
�
.
[
�
�
•
�
e!
•
..
1::::
;:. � �.
e:
v" ·
�
t.
o
o,
c_
e- . ,
r..
c_
•
1:::;
�
.
L
\.,.
e!
•r'
�-L
'"' '
�
- �-. Z' '
1::::
'
1...
� ..:. �
�
til
•
-
"
<
.
t
·'ı_.
[
E
Ir
tL"
·(
�
g
61
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
Öğrendiği şeyle ilgili olarak öğrencide bulunması gereken söz
konusu üç ha.te yönelme, [95a] ancak kullanılan şeylerle olur ki, bu
şeyler çoknır. Kullanılan şeylerin arasında şeye dela.tet eden lafızlar,
şeyin tanımı , tanımının parçaları, tikelleri ve tümelleri; şeyin resmies
ri, hassaları, ilinekleri, şeyin benzeri ve mukabili; bölme, örnek/mi
sal, tümevarım/istikra, kıyas ve şeyi göz bizasına/önüne koyma bu
lunur.
lO
Kıyas hariç, bunların tamamı anlamayı ve tasavvuru kolaylaş
tırmada fayda sağlar. Kıyasa gelince, onun işlevi yalnızca şey hakkında tasdik oluşturmaktır. Hakkında tasdikin gerçekleşmesini
amaçladığımız şeyin önce yeterince tasavvur edilmesi, sonra onunla
ilgili tasdikin talep edilmesi gerekir. Çünkü şayet onun doğruluğu
kendinden bilinirse, kıyasa gerek olmaz; kendinden bilinmezse,
doğruluğunu açıklamak üzere kıyas kullanılır. Söz konusu şeylerin
ıs
[kullanılan şeyler] tamamı, şeyin bellenmesini kolaylaştırmada da
faydalı olabilir.
Bunlardan türnevarım ve örnek ise, [sözü edilen] üç [hllin]
hepsiyle ilgili olarak fayda sağlar; şunu kastediyorum ki, [ a] şeyin
anlaşılması, bu ikisi sayesinde kolaylaşır; [b] tasdik, yine bu ikisiyle
20
gerçekleşir ve [c] bunlar, beliernenin kolay olmasında fayda sağlar
lar. Bu şeylerin örnek, türnevarım ve kıyasın dışında kalanları tas
dik oluşturma özelliğine sahip değildirler ama onlar sadece anla
manın kolaylaşması ve bellemeninjhıfzın kolaylaşması hususlarında
fayda sağlarlar.
2S
Şeyin lafzı, tanımı, tanımının parçaları, resmi, hassası, ilineği,
benzeri, tikelleri ve tümellerine gelince, bunlar iyi anlama ve şeyin
belleurnesi hususlarında fayda sağlarlar ve üç yönde [ cihat] kullanı
lırlar:
1 . Aldmet/İjaret
30
Birincisi, [bunların] 'şeyin işaretleri/alametleri' olarak alınmalarıdır ki, böylece onlar, kendi başlarına tahayyül edilebilirler; öyle
ki, zihinde hazır olduklarında, onlarla birlikte, işaretleri yapıldıkları
Jl_p- ')/1 (9 5 a) clt � 4-! � Wl � � 1 J>- ')/ 1 J
lA J � �.ll l .- � 1 J � � �i � � � ���
.- � 1 � J .- � 1 � 4.i i ..U I j; lAJ � I J l...A:- 1 lf:... ,ö_r.!' J>- � 1
J .ı..; l_r i J �1_,> J .- � 1 iY"J J �çls'J � 9_r. J � .- l_r. i J
�J J IJ" I:AJ I J J l_;:.... ')/1 J J\!..J I J a.-Al l J � li.. J .- � 1 �
� J � I,)"' I:AJ I 1� Lo � lA J . � 1 .- 1� .- � 1
· �4 J:!� l �Y.. �i �\.;. � � '-"" I:AJ I t:.i J ·J� I J � 1
dJ� J..i J; ! �i � J:!�l � r:3: �i lj � �.ll l J . .k.ü
� � � 4i� � �� '� J:!� l � � � � � �
J . 4i� � J IJ" I:AJ I � 1 � � � � 1 J ''-"" I:AJ I J l
0-- J t!..J I J J l? ')/1 J . .- � 1 � 41-*" J � ..Ü lA
�
. · .:':'
� ll ...u �u i I..F�i
- lA.r' t., �� � I..Fj u. lAA:...ı 1"t"":
ı . . "�
- . . u-r-:
J '-t':'
lA }L... J . Ja.W I 41_,..... J � � J 4. r:3: ..Ü L.4:! i J:!� l
"
"'
"
�1 �L!. � � � -'-"" I:AJ I J .-1_;::.... ')/1 J J t!..J I 1� Lo - J>- ')/ 1
. .k.ü Ja.W I 41_,..... J J � 1 41_,..... J � � ,J:!� I �y
J .ı..;_r J � l> J �J J � .- l_r. iJ � J .- � 1 JaA.I t:.i
... � 1 Ja.b. J J � 1 Ö-'_p.- J � �� ,�çls'J �9.r. J �
:�� � � � � J
,
lll
"
o
"
.
o
5
o
p•
"
�
lO
o
r
•
.
v
o
"
o
o
"
C. :. � ı . .; ·. t., · C. :.
, •
� . u� c..s--
·
u�
o
lA �
15
�
to� \ . '
.- � ll � lo')\$. ..1>-Y u· i lA I-l> l
1 lf,- � 0" .ll l �� 1� 1 �
�.ll
. l ��
.
•
•
•
20
62
Mantıkta Kull anılan Lafızlar
şey de zihinde hazır olur. Bundan dolayı, şey için, bir hatırlatıcı ve
ona yönlendirici vazifesi görürler [95b] ve böylece şeyin hayal
edilmesine ve bellenmesine yardımcı olurlar.
5
ıo
ı5
20
25
30
'Onun [şeyin] benzeri'nin durumu da açıktır. Çünkü ne zaman
şeyin benzeri hayal edilirse, şeyin kendisini tasavvur etmek kolayla
şır. Şundan dolayı ki, şeyin nefisteki hayali, benzerinin hayaline gö
redir. İki şey, [ a] her ikisi hakkında beraber alınan tek bir şeyde
ortak olmaları bakımından benzer olabilir ve [b] birbirleriyle ben
zer nispetlerle ilgili olmaları bakımından benzer olabilirler. Buna
[ikincisine] örnek şudur: Kaptanın gemiye nispeti, ordu komuta
nının orduya nispeti gibidir ve [yine] , şehrin yöneticisinin şehre
nispeti gibidir. Dolayısıyla, ordu komutanı, şehrin yöneticisi ve
kaptan, nispetlerinin/ilgilerinin benzeşmesi bakımından benzer
olurlar.
2.
İbdal
İkinci yön, bunların bazısının bazısının yerine konulması, ika
me edilmesidir [ibdal] . Şöyle ki, [a] şeyin iki ismi olduğunda ve
öğrenci nezdinde onlardan biri daha açık diğeri ise ondan daha
kapalı olduğunda ve [öğrenci] , şeyi, kapalı adıyla anlamadığında
açık olan kapalı olanın yerine konur. Aynı şekilde [b] şeye, hem
müfret bir lafız hem de mürekkep bir lafız dela.J.et ettiğinde ve [şe
yin] anlaşılması müfret lafzıyla kolay olmadığında, mürekkep lafzı
müfredin yerine konulur [ibdal] . Aynı şekilde, müfret de mürek
kebin yerine konulabilir. Bu şekilde, gerek duyulduğunda her biri
her birinin yerine konulabilir. Bu yöntem, 'daha açık olanın alın
ması/ibdali' ve 'daha açık olanın seçilmesi/iktizabı' olarak adlandırı
lır. Aynı şekilde, [c] müfret lafız mürekkep lafızla değiştirilir ki,
müfret lafzın mürekkep lafızla değiştirilmesi, 'ismin açıklanması ve
ismin kavl-i şarihine/açıklayıcı sözüne tahlili' olarak adlandırılır.
Tanımın ismin yerine konulması [ibdali] 'ismin tanıma çözümlen
mesi/tahlili' olarak adlandırılır. Bu şekilde, şeyin tanımının parçala
rının tanımları, şeyin tanımının yerine konulabilir ki bu, 'tanımın
parçalarının çözümlenmesi/tahlili' olarak adlandırılır. Şeyin, kendi
lerinden mürekkep olduğu şeylerin, [96a] bu şeyin tarifinde,
'f
•C
-u.
-
·
�� \�[ Qe.E. �.��
(;;
.
(: .. _: "-�
"
(!.
·
C-
t
�� ·
-
c.\ . 1� c.· :
� �.. - ��
)
t
�
�
,
. � t"
f;.
c_
(i7
�
�·
-
-
•
C- 1-:
- lo �·
lr. · f:-
..
):
� �1.�
:C
� ·�- ·� l."'
c.· e- c.· • r
"fa.
h r7 . c-"
•
c.· y . . , �
. "' 'c.·l' !F.
c.·_,.• f.ll· · l ,
- .
.
c-" :t�
·
. e.· �
.
fr::, . r.. �
f . . f;. ct
•
·
' t·• � . c.·
f
.
i
-
t
.r
.ı
-
·r
·�
�
scÇ;
�
�·
f
r:;:: �·�v . -1� � �. ��. '-� t . �,. )�.. �_·,. �
· _,. Y,
� � --� ·��
�
"
..
lo
f
f
·
.
� 1..:
L
�
t
;l �
-· �f . Y. "' "'r. L " " f_,. . . "-- �f
�..
. "-- ;;�
�
�
}
C
<
't
l
�
'ı_,
·
.
, f\ , ' �
f'
t·· � r
C.· · � �
�:r ·ı:: .[ � "
·. f:l.. � �ç · ��··
t
- "' ; [lo
[:"
� · . r · ·ı:: n1� t� �f: �· i �.{ 1· J. r c.· . �. � ·c.·r f.· ·f. 1.· ç: �
_,.
- c.·- 1. .. "'(. . c.·f' t ' . . b\ 1... · ·�
t �"
·
Ç;
�
[:"
.
·
- � �"'
� .. · t lo f' ·
� C.
� � (
· rio ' � r r; ! ·
f \ f
·
· �.. .
�
)
� (;;
��
i
b\
� ct �.. t.· c· �
� L r;
f.
c_· � 1..-- C.._!.. �·v: " .:: �- .�tt-· ·_ :t'. �..
E
8
� .l:
t
·
f'
\
� r: G\_ G\_ 1·
�
1 · � · t .� 1 · t t 0 .,!t �
•
"
-.o
a-.
•
"
•
-
�
f;
-
.
-
"
C- 1
t
L . f:-C- \
,.
-
� .
e.!
r
t
1
•
.r
-
t
e-
r. .
e-
"
. c-
\. •
.C
-
.
-
.(
•
-
C-
" "'
!..
.
..
C- �
.r
�
·-
-
'
lo
"
Ul
r
c_•
.
•
.
..
-
V\
....
� '
�
•
"'
.
•
ı.. .
. c-
r..
t:::=
c_
•
.
�
e:
J,-
;
N
o
L
-
•
C. f:-
·
�
r.
f;.
·
"' '
-
e.
q
\.'
-
C- ,
. e-
�
�
:-t
�
.
(!:
�
r.:.
o
C-
•
.
•-
�.
.
•
�
.
�
-
.
"'
•·
-
-
•
-
:
'-
�
•
s,.:.
y
,,;"
•
".
l..:
Cr-
. •
•
Ul
c_
r.:\
.
..
•
c;;
ç;-
�
\O
Cil
r..
1:::=
l
·�.
e.
-
l•.'
.
ç
•
.
0\
�
63
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
şeyin ismine bedel olarak alınması, buna benzer. Tıpkı, 'duvar'a
bedel olarak, duvarın, kendilerinden mürekkep olduğu kerpiç, ça
mur ve tuğlayı almamız gibi ki, 'duvar' bu şeyin bütünüdür; [ ama]
bu bütünün içerdiği parçalar zihinde hazır edilmeksizin [bu şeyin
5
bütünüdür] . Onun parçalarının buna bedel olarak alınması, bütü
nün, parçalarına ayrılarak alınmasıdır. Şeyin kendisinden meydana
geldiği şeyin, şeye bedel yapılması, 'şeyin, kendisinden mürekkep
olduğu şeye tahlili' olarak adlandırılır. Bu, şeye delatet eden mü
rekkep lafzın bu şeyin isminin yerine konması ve şeyin tanımının
10
şeyin isminin yerine konmasıdır. Bir topluluk, bu üç ibdali, 'bölme
bakımından benzer olanlar' şeklinde adlandırırken diğerleri ise on
ları, 'tahlil' olarak adlandırır.
Üçüncü yön, bu şeylerin bizzat şeyin yerine konmasıdır. Çün
kü bazen şeyin tasavvuru zor olur ve bu durumda, onunla ilgili
15
olarak, onun lafzını bu şeyin hayalinin yerine almak gerekir. Aynı
şekilde, şeyin tanımının veya tanımının parçalarının tahayyülü,
öğrenciye şeyin kendisinin tahayyülünden daha kolay gelirse, onun
tanımı ve tanımının parçaları, şeye bedel yapılır. Onun resmi, has
sası ve ilineği de böyle [yapılabilir] . Aynı şekilde, belli bir şeyin
20
tasavvuru güç olursa ve bu şey bir tümel olursa, bu şeyin parçası
bu şeye bedel olarak alınır ve tümeli tahayyül etmekteuse onun
tahayyülü ile yetinilir. Yine, belli bir şeyin tasavvuru güç olur da,
bu şeyin cinsinin veya türünün tasavvuru kolay olursa, bu şeyin
cinsi veya türü şeye bedel olarak alınır, onunla yerinilir ve öğrenci-
25
nin zihni şeyin kendisini tahayyül etmeye güç yetirinceye kadar
onun yerine ikame edilir. Bazen şeye bedel olarak şeyin benzerinin
alınması da mümkün olur ki, bu durumda şeyin kendisinin tasav
vuru yerine onun benzerinin tasavvuruyla yetinilir.
[96b] Bu üçüncü yön kapsamında ibdallerin şu şekilde oluştu-
30
rulması da mümkündür : Olur da, belli bir şeyin tahayyülü güç
olursa ve biz de bu şeyin tümelini, şeyin yerine/şeye bedel olarak
alırsak, akabinde de, onun [ tümelin] ismini tümelin yerine koyar
sak ve böylece tümelin ismi tümelin yerine geçerse, biz tümeli,
lj J>. i } L.S' ,_. � 1 cl}.) �..rV J -- � 1 r-1 J� -- � 1 �.h
J ,�bJI �; � � 1 ft.\11 J �1 Ji �1 �bJI J�
cl}.) � y. �bJI
�- � Lo �.ll l �- � ı:, i � ,y '\.s.!.ll
J>. i _,. cl}.) J� �1?.- i J>. i � .--1?.- \r ı ,f � 1 cl!:; �
-- � 1 J� -- � 1 �� u. Lo Jl� ! J . � 1?.- � � �1
Jiill l Jl� ! � IlA J .�� u. Lo J! -- � 1 � �
-- � 1 � JI� ! J -- � 1 cl}.) r-' 1 ı)� -- � 1 � 01..UI �rJI
4+,l!.:.JI �")\;JI � �1�)'1 olA ı:,� \.,S J .--�1 r-' 1 ı:, �
. J.:b-:J i lf.i� ı:>J.ı>T J ,�ı
l.:!J � � � -- � 1 ı:, tS::.. -- � \1 1 olA Jl� ! � l!ll �� J
· -- � 1 cl}.) J l::> J� .ıJüj .1:;.� ı:, i � � -- � 1 )� �
� � � .r. i � _.1?.- i Ji -- �1 � � ı:, \S' ı_? cll .lS"J
..
_.l?.- 1 J
J�l � -- � 1 J..%i ,y
J � -- � 1 J�
J ı:. -- � )� � ı..? cll .lS"J .�.r- J � l> J ....).. cll .lS"
-- � 1 cl}.) J� -- � 1 cl}.) "?." .1>- 1 ,ÇIS' -- � 1 cl}.) ı:, IS'
J ı:. .r- i J� � ı:ı ! cll .lS"J . � 1 � rf' � �li
.,
"
y Jl .r- � 1 cl}.) � .l>-1 y Jl .r- �1 cl}.) � )� �
"
"
� � 1 �.) �� ı:,l J! .ulA.. �1 J � �li ;O �1 J�
-- � 1 J� -- � 1 y .1:;.� ı:,i � ..ü J . .cl� -- � 1 �
� (96b) -- � 1 )� rf' � )� �
Lo �� ,��1�)'1 � �.r. ı:,i � ..ü � l!ll �I llA J
? -- � 1 J� -- � 1 cl}.) Js' lj.l:;. l; ı:. .r- i � � ı:,i Ji ı }
ts- ..ü J �� \ lA.. J5J ı r-1 \ w .._.. ı J5J ı ı:ı� l:.l�i
,
o
"'
.
o ..l>
i
"'
s.
o ..l>
..
i
..
s.
4S-
,4S-
tJI
.
s.
1.
lO
"'
,
"'
"'
i
5
15
..
"'
20
64
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
amaçlanan şeyin yerine koymuş oluruz ve bu durumda şeyin tüme
linin adı şeyin yerine alınmış olur.
Aristoteles, özellikle bu ibdal türünü çok
az
yerde kullanmıştır.
Aynı şekilde, şeyin özel adının şeye bedel yapılmasını da sayılı yers
lerde kullanmıştır. Şeyin ilineğinin şeye bedel yapılmasına gelince,
Aristoteles felsefede, öğretimin bu türünden kesinlikle uzak durmuş
tur.
az
Aynı şekilde, şeyin benzerinin şeye bedel yapılmasından da, çok
şey hariç, uzak durmuştur. Bu ibdallerle çeşitli terkip sınıfları da
oluşturulabilir; mesela şeyin ilineğinin şeye bedel yapılması ve aka10
binde bu ilineğin, benzerine bedel yapılması ki, bu, öğretim türleri
nin en kötülerindendir.
Onların [öğretim yöntemlerinin] hepsinin en kötüsü ise, çok
fazla terkiple oluşturulandır. Buna örnek: [ a] Şeyin tümelinin şeye
bedel yapılması ve [b] hassasının da tümele bedel yapılması ve [c]
15
bir ilineğinin de hassasına bedel yapılması, sonra da [d] bu ilineğİn
benzerinin ilineğe bedel olarak alınması ve böylece [e] bu benzerin
· adının benzere bedel olarak ikame edilmesi. Bu durumda dinleyici
ve öğrenci, amaçlanan şeyden son derece uzaktaşmış olur. Bu ibdal
türünü Pisagorasçıların pek çoğu ve Eflatun'dan öncekiler kullan-
20
mıştır; tabiat ilmi erbabından Empedokles de onu kullanmıştır.
Eflatun'un Timaios [97a] olarak bilinen kitabında yer alan şu anla
tım,
bu [öğretim] türündendir: "Yaratıcı doğru bir çizgi aldı ve
onu böldü ve onu, düz iken daire olacak şekilde büktü ve bunu da,
uzunluğuna iki daireye böldü. Sonra bu iki daireden birini yedi
25
daireye böldü. Bu nedenle gök, dairevi olarak dönmeye başladı."
Bu, öğretim yöntemleri arasında, olması mümkün olanların en
kötüsüdür. Aristoteles de [Metafizik'de] bu öğretim usulünün de
ğersizliğini açıkça belirterek şu görüşü ifade etmiştir: "Bunlara/bu
filozoflara gelince, onların amacı sadece kendilerinin anlamasına
30
yönelik olmuştur; onların amacı bizim anlamamıza yönelik olma
dığı gibi, bundan da sakınmışlardır. Açıktır ki, onlar bu şeyleri dile
J� ı�.,>t. .;.o 'l ı J!' r-ı � ,_,� ı .;.o 'l ı r � �� wi
.ö� tp l_,.. � � lk lk...).. �1 �l> �1 l.lıJ ._;.o 'l l
� �1 � � ,.�1 J� · �4 �l;JI r--' )' 1 Jl� ! cil .lSj
. � � ,.�1 J� · � 1 uP.r Jl� ! r.i J .ö� tp l_,..
� lk lk...)
Jl� ! cil ..lS'J .�1 JS' � 1 ,f �1 l.lı � 1 � �
� .ü J .ö� .�i � \rı � � � ,.�1 J� · � 1 �
...
uPr J � jl j:..o ,�.;J I ,y Li�l �� 1�)'1 olA �; jl
L. i _,) ,y l.lı J ,� uP.rJI cil � J � � . � 1 J� .�1
. � 1 .b.ji ,f j�
ji cil � J� .1_? -0 i L:::S"; �� L. Js" cil � j� L. i_,) J
�l;JI J �� � 1 J � J .�1 J� .� 1 � J �
r--' 1 r lA: J uP.rJI J� uP.rJI cil� � ..l>J: � '� uP�
_,� 1 . � 1 ıY' � 1 J t" W I � ,� 1 J� � 1 cil �
J V"'J,;-� JT ,y _? � � Jl�)'l ,y �I llA J . � 1 � �
J · �r.lb�i � 1 r-W I ��i ,y � 1 J �� i r � :J..
�J�I �� i � l:S" � }i � .lJI r � l �1 l.lı ,y
\1.;. ..l> i �JL:JI �i ,y (9 7a) V"'J �
,y o \:.:...9 � ı . _;; � � - �)1� J_,kj l � � J - öJI ..t:....ı )' l J! 4.- lA::... � I
l -4i .IJJ _, �� .W l �J� cil .ili ,; ıJ _, � �)I ...U I � ...\.> !
.ü � lklk...)
.. J . � 1 . b.ji ,f j� ji � L. i_,) .J'A
�
- l:.s.
t; J -=t ı l.lı Jw ı-.-l.-:11 ,:.ro· .r-'
--·'1 l.lı ı..r-ı . ��- (.rP
� r.
1 . l:.,.t .:. l ·
· C- ,�1 J .k.ü �· · j r ı�.:. .1 �. ı..::_.j lS" l..3 .1
� . � � l;s. �
ı.r.
� � � J ·� 'l ı olA l_,l l.i �i r_,ı.- J .cil� ıY' ljı lji
,
"
"
:;
5
"
lO
ıs
•
:
Y"'
•
20
65
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
getirmişlerdir ve bu şeyler de ancak kendilerince bilinmektedir.
Fakat bu sözle/anlatımla ortaya koydukları şey, bizim akıllarımızın
dışındadır." Aynı şekilde, felsefeleri süslü şeylere benzeyen kimsele
rin sözlerini araştırmamız da gerekli değildir. Rumuz ve gizem
5
olarak adlandırılan sözler de bu yolla meydana gelir. Bu sözler bel
ki de, sadece felsefi öğretim usulleri bakımından değersizdir. Hita
bette ve siyasi şeylerde kullanılan sözlerde ise, belki de onlardan
başkası gerekli değildir.
3. Mukabil
ıo
'Şeyin mukabili'nin kullanılmasına gelince, bu, anlama hususunda faydalıdır. Şu sebeple ki, şey, mukabiliyle birlikte sıralanırsa
daha çabuk ve daha iyi anlaşılır. Aynı şekilde, bazen şeyi, mukabili
hatırlatır. Bu nedenle, şeyin mukabilinin şeyin bir işareti/alarneti
olarak alınması mümkündür ki bu, şeyin anlaşılınasına ve belien-
ıs
mesine yardımcı olur.
4.
Bölme
Bölme yoluyla [uygulanan] yöntem ise, ancak hem bu şeyi
hem de başkasını kapsayan [genel] bir şey sebebiyle, şeyin tahayyü
lü zor olduğunda kullanılır. Çünkü bu durumda zihinde kendisini
20
ve başkasını kapsayan [genel] şeyin anlaşılması öne geçer ve bu
yüzden amaçlanan şeyin, söz konusu 'genel şey'de, kendisine ortak
olan [97b] şey olduğu sanılmıştır. İşte bu durumda 'bölme' yön
temi kullanılır ve söz konusu genel şey, her biri genellikte ortak
olduğu ayrımlardan birisiyle özelleşen şeylere bölünür. Böylece,
25
amaçlanan şey dinleyicinin anlamasında belirgin hale gelir.
Tek bir ismin delalet ettiği anlamların sayılması da, bölme
yöntemine dahil edilebilir. Çünkü birçok anlam tek bir isimde or
tak olduğunda ve onlardan birinin tahayyülü amaçlandığında, din
leyenin, anlaşılanın yerine, isimden anlaşılması mümkün olanlardan
30
başka bir şeyi alması imkan dahilindedir. Böylece, bu sebepten
. \:Jp ,y- �; l> � J_,4l l 1 � ci}.) :.re 1�J L. �i \r ı ,4iJ.r--
� r •- .; li �.ll ı JJlii :.r � , ) � � cll ..lS"J
.j W ':J IJ j_,.). 1 � � 1 JJ Li ':JI � � 1 � J . ı.); l>jl �
.Ja.ü :( .j ı.;ı 1 r-:llA:.l l � �i J \ı ! 4.1J.)� lA I.Jfo \ı i ı.s-s-J
� , �l::-) 1 ;y ':J ı J :il"..-- .ll JJ li ':JI J J �lk:;JI J t.\i
.lA� �I) I I.J� \ri
� \.il \ . ,.
o
o
,.-4_,ij . ' l:ı �li � ı..;-� l l ı..r.! .lA.. J L.A:.,.... I t.i J
�u i ı.r.;
ı" ; ·
d' � l "' �
�� � }"� ..ü cil..lS"J . .)_p.-i J t..r-ı i � � lA.. � �� l.l ! ��ı
� �� a_. � � ':J1 J. lA... .i>� �,J i � ..Ü ciJ .ill .�lA..
.� � J ��� � � �
5
•
A�
lO
, a.J \ t
� � � � w� �� �� �.ll ı yo-:J ı r.i J
��1 � ı.JA.ll l J! J.:-i _;:); J � � 1 ci}.) rs- � i � � 1
41
.
�) l!....l ı y. .)_,..a.i.J ı ��ı I.J ı ��ı cil .ll ::,ıa; .r-Al J 41 r w ı
f o) ,�1 �� dJ.) � j:.-- �, ·rW I � ':J ı dJ.) J (97b)
1 -l> IJ J�l cl1:i :.,.- l+-.- -l> IJ Js' � � � r W I � ':J ı dJ.)
� �' � w ı � J dJ.) � � 'r� ' J d_p ı � � :.re
� J� � 1 �IA.J I � ..vü � 1 � J J> � ..ü J . .)_,..a.i.l l
,
� J! � -l> IJ r"' � ö_r.S' !.J l- d_pl � �� ,..l>IJ r"' l
r • 4j I.J i � r... ..,>� � i.,..w ı J� � w ı .1>� �.Ji �i lA...\> i
� 1 1 � � rA!. �,J i � i L. Js' J � dl .ill .r"' ;l l ,y,o
lll �
"' "
�
,o
,;
ı5
�
"
"
20
66
Mannkta Kullanılan Lafızlar
dolayı anlaşılınası zortaşabilecek her şeyle ilgili olarak, bu isimde
ortak olan anlarnların tamamının sayılınası gerekir ki, dinleyici
onları zihninde ayrışmış olarak görsün ve sonra da onların arasın
dan amaçlanan/istenen anlam kendisi için belirginleşsin. Bölme
5
yönteminden, bellemenin kolaylaştırılmasında da yararlanılabilir.
Çünkü bölme, şeyi sayı altına alır ki, sayısı olan şeylerin ezberlen
mesifbellenmesi de kolay olur. Ayrıca 'bölme', karşılıklıların bazısı
nı bazısının karşısına/hizasına koyar ve bundan dolayı da karşılıklı
ların her birinin anlaşılınası ve bellenmesi kolaytaşır.
ıo
5. Tümevarım ve Örnek
Bir konu hakkında bir hüküm verildiğinde ve bu hükmün bu
konu hakkında doğru olup olmadığı bilinmediğinde, bizde onun
hakkında tasdik oluşturacak şeylerden biri [de] bu konunun tikelle
rinin ya tamamını veya çoğunu araştırmamızdır. Bu hükmü onun
ıs
tikelleri hakkında doğru bulursak, bizde, bu konu hakkında verilen
hükmün, hüküm verildiği şekilde olduğu hususunda tasdik oluşur.
Belli bir konunun tikellerinin, bu konu hakkında verilen bir hük
mün doğruluğunu açıkça görmemiz amacıyla açıklamak üzere araş
tırılması, 'tümevarım' olarak adlandırılır. [98a] Konunun tikelle-
20
rinden biri veya tikellerinin az bir kısmı alınırsa bu, türnevarım
olarak adlandırılmayıp, 'örnek/örneğin alınması' olarak adlandırılır.
Bu şekilde, 'tümevarım' ve 'örnek', şey hakkında tasdikin meydana
gelmesinde faydalı olur.
Bu ikisi, şeyin anlaşılınasında da fayda sağlayabilirler. Çünkü
25
bazen tümelin soyut olarak tasavvur edilmesi ve alınması zor olur.
Bu durumda, bu tümel, tikellerinin bazısında alınıp, onlarda tahay
yili ettirilirse tasavvuru kolaylaşır. Tümelin hayal ettirildiği tikeller
daha çok olduğunda, öğrencinin ona ilişkin tahayyülü de daha
güçlü olur. Bu ikisi, aynı zamanda, bellemenin kolay olmasında da
30
fayda sağlarlar. Çünkü şeyin tikellerini ve duyulur bireylerini zih
ninin kuşatması insana pek güçlük çıkarmaz. Bundan dolayı,
· . t f .t r
�
1;. � .f. rr.� ��· · •G.,. rl:(
� n� �. � )
1
·
Y
�
·
.
t.
c.· t . �.
.
•
�
�
ı!
�
.
.
ç
,,.
q
-�
f
t �
�Y 'ı..
r.
·
·
.
�
�� l .f : �( · � c_• l' 1 .
cq �(· . � l• \
1 ' r J;· �p � � c.e-· p• � (l
c;:
�
,
t ı � � Y · lDı 1: 1 (• ft.
,
· �
� e·
��· lt � ç 1:
�
_:
�
(
l
�
l � tl
•
1!.
G.,
·
f
·
p
E
·
cf. �t:. 1 :ıt
'
'3
1
�
z,-:
0'
.
·
f' t � [•�.'
p c;:'
•, (l .
1 • ft � '
�. � t
� \. 1�
1 c 1;· :... . t _:p 1 . � � �. �. _,� � �
tl
r.:.�
t �
{\
·. � t f. .;.r -�
ÇI �·
�p \ q � � ('<' • .t • � 't- � ı! �·p �
�r. · �p • � . lı:c.[· pC.·c;: . ��� · }� r. !� �l)·- ([.: �� tl � 1 . r
•
.l
•G.,. t [ �
ÇI " 1_
G.,
t.• �
p� t (
.t • "'
' ;
':it r
!..
t
�
f
fs (r.:- � . r
p
·
ç
r
.
"1
·
·
r.:
ç �·p " r
t 1(
1� r �- �o
: q
't- ':f G..
[
•
�
.
·
r
�
.
·
(
(
.
�
•
't�
1• � G.. .• �
. • 1 ;- · � · � . . f;. 1 " ,, �t- ·
ge
�
"
f
re
1"
1
·
.
E
E
t
t
b
c
�:.
·�
.
.� , � � -ı E T :� .� 'ı. � r.: . r
t.:
\.
-
-
�
...
�
�
•
P
t;..
·
\.
·
-
-
1
r.
��
-
� .....
L
. ..
-"
.
·
.
\.,
"
...
r.::
-P
o
�
t_
,
'"
Yo
o
"'-
·
1
r.::.
·
'
·
-
·
·
·
·
•
t;! .
.
•
.
-
ç
C'
·
•
-h
0'
·
.
-P
�
L'
•
·
"
..
•
.
�
...
�
·
.
......
U1
�
Yo
\O
.
�
·
ro
·
G. .•
�
·
E:
L
. e-
s;-
-
\.
1
C,
;ı:
-
·
-
e-
·
�
·
·
N
o
-
'
-"
·
.
.
�
t\
t.:
s;-
-P
,.
[;:
�
·
J,V
0'
�
·
_..
�
-
1
1
.
c.. .
-
......
o
.
-,:
t.:
c_
·
�
.c!
1
r
�
�
l,
... .
�.
-
-
c...
o
·
.
·
.
•
\.
-
t;..
...
o
U1
.
..
...
·
t
w.
-
.
L
il.
-
·
.
s;-
•
1
1
-P
•
1
�
·
r.
,
-
0'
•
.
L
-P
.
'-
p
\o
�
�
�
"""]
c......
t;:
1
-
1
P-
·
-
"
•
.c;
·
-
o
'
.
�·
&
67
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
zihnin amaçladığı şeyi onlar vasıtasıyla hatırlaması kolaylaşır ve
bununla da şeyin bellenmesi kolay olur. Dolayısıyla, tikeller çoğal
dıkça hem şeyin bellenmesine yardımcı olmada hem de hatırlanma
6. Göz Önüne Koymak
sına yardımcı olmada daha etkili olur.
5
'Göz önüne koymak' da, öğretimde kullanılan yöntemlerden
dir ve bu, şeyi, mümkün olan yollarla gözün önüne koymaktır. Bu
yöntem, öğretim erbabının kullandığı öğretim yöntemlerinden
biridir ki, ya şeye ilişkin duyulurun veya [şeyin] benzerine ilişkin
ıo
duyulurun gözün karşısınajhizasına konulmasıdır. İçinde harflerin
kullanıldığı yöntem, 'göz önüne [koymanın] ' bir parçasıdır. Resim
lendirme [tasvir] , şekil kullanma ve gözle idrak edilen şeylerle sıra
lamak [tertip] da, gözün karşısına koymanın parçalarıdır. [Bu yön
temin] diğer parçalarına gelince, onların tasdikte
15
az
bir katkısı olsa
da, felsefede kullanılmazlar.
Öğretme yöntemleri hakkında burada bu kadar söz söylemek
yeterlidir.
Ws"J ,��1
� cil� � � ı5. .ll l .,.- �1 � fl:.: 0 i
.
4.i� l � J �� 1 � � 4.i� l � & i 0 \S" � 9r.J I �;S'
.oJ \S"J:.... I �
,o
� ' '-:- At �.,1 \ . '
�� l t_ IA:! ! Y. J ,� 1 � � l... � l � �) I J
� 1 � b.j i �i y. �1 I..U. J .�1 �4 � 1 �
r. ı � 1 ��� � 0 i y. J ,�l-d l ��i 4 ı - ; �.ll l
�1 J · � ıf ı.r.,--l l L.!J � 4 �� 1 ıf ı.r.,--l l
�� � J . � 1 � ıf �.r:- y. �J.rJI � � ı5 .ll l
� 4 �)� � 1 �� � 4 �.rJ I JL..-;.... 1 J JtS:;. �1 JL..-;.... IJ
� � � l.r:- i )L... r.i J . � 1 �1 -i> � ıf �l.r:- i 4.:1"'
•
ı ..:.. � " J 4.A......W I •
� � 1 � � ı.r
�
· �_,.ll I..U. � tli � 1 � b.j l � J_,Al l ıf Jl..li..l l I..U. J
s
...
•
•
ıo
68
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
.
.
VIII. BIR KITABI OKUMAYA
BAŞLARKEN
Bundan sonra, öğrencinin, her kitaba başlarken bilmesi gere-
S
ken şeyleri saymamız gerekir [98b] ki, bunları, sonraki yorumcula
rın onlara ilişkin sayımından bilmek senin için wr olmaz. Bunlar,
kitabın amacı, yararı, bölünmesi, nispeti, sırası/mertebesi, unvanı,
yazarının adı ve kullanılan öğretim yöntemidir.
[ a] 'Amaç'la kastedilen, kitapta tanttılması hedeflenen şeyler-
ıo
dir.
[b] 'Yararı'ndan kastedilen, kitaptan öğrenilen şeylerin, bu ki
tabın dışında kalan bir şeyle ilgili olarak sağladığı yarardır.
[c] 'Bölünmesi'nden kastedilen, makale olsun, fasıl veya bunla
rın dışında 'bab', 'fen' ve benzeri türünden kitabın parçalarına ad
ıs
olarak konması uygun olanlar olsun, kitabın parçalarının sayısı ve
her parçanın içeriğinin belirtilmesidir.
[d] Kitabın 'nispeti'yle kastedilen, hangi sanata ait olduğunun
belirtilmesidir.
[e] Sıra/mertebe ile kastedilen, kitabın bu sanat bakımından
20
hangi sırada olduğu ve onun bu sanatın ilk parçası mı orta parçası
mı olduğu veya onlardan başka hangi sırada olduğudur.
[f] 'Unvanı', kitabın adının anlamıdır.
[g] Kitabın 'yazarının adı'na gelince, onun anlamı açıktır.
[h] Öğretim yöntemine gelince, onun anlamını yukarda açık-
2S
lamıştık.
Bunların her biri bilinince, kitaptaki şeylerin öğretiminde ona
ihtiyaç duyulmaz, fakat onlara ihtiyaç duyulmamasının bilinmesi,
yenilerin/sonrak.ilerin yorumlarında yok oldukları anlamına gel
mez. Çünkü onların çoğunun dikkati, bu gibi şeyleri çoğaltınaya
30
yöneliktir. Dolayısıyla, biz bu gibi şeyleri onlara bırakıyoruz.
��
ı:,i � � 1 ;y \1 1 � ı:,i � IlA � J
:r tp__,- � � � dl:i J .� \::S" � (98b) c.\:::;,; 1 �
� J � J � 1::5J I �_;. � J . 4) 0-b..l l �� � � ..uü
� 1 � ..Ü I � 1 � J � IJ � 1 J oli ly J G.?;- J � J
� J .�1::5J I � 4-iı_rü � � 1 ;y \1 1 �jJ � � J . �
cil� ı:r [_JI> ?T �-� � � 1::5J I :r �.}- L. � �
"Y� Ji �lS"' ü"Y li.. � 1::5J I ,. l.r:- i � � J .�1::5J I
J i ı:,_,:J :r � 1::5J 1 ,.1}':- \ı � W i .1.>Y. ıJ i J:l:! � cil� _r.? J i
� 1::5J I � J ,.}':- � � L. �.JÜ J cil� �i L. Ji �IY. i
�_ra lf.! � �_rl l J .yı � l:.,.p �i :r � I::5J 1 �...rü lf.! �
dl:i � Jji ,.?. yı � ,� �_ra � i ��� dl:i :r � \::5J I
� _,.,. oli ly J ·L>? i lf:... �_ra � Ji .ı:> i Ji .k....Ji Ji � � �
� 1 � t:.\.; .� � � 1::5J I � IJ � 1 t:.i J .�1::5J I � 1
,. � .ıJ ı:,lS"' �.}- ı.f" lA ıf ��J �J . �T l:.- � � ..l.Ü
.r.-" lLi � lf.e..uü � � � �__,.- J .�1::5J I � L. � �
J .,.� \1 1 lA J l:,.� � � J! �J� �;s1 � � �� ,0-b..l l
J � lk lk...).. J . � ,. � \1 1 lA Jl:.. i tJ,> ..l.Ü �
�1
�
5
..
10
��
.�
-
-
-
15
o
o
o
o
o
20
69
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
Aristoteles ve kadim takipçileri, her kitabın başında bu şeylerden
ihtiyaç ölçüsünde kullanıyorlardı ve bazen de onlardan kesinlikle
hiçbir şey kullanmıyorlardı. Aristoteles, kitaplarının çoğunda bun
[99a]
ların içinden ihtiyaç duyulanların çoğunu neredeyse hiç terk etS
mezdi ki bunlar, amaç ve yarardır.
Sık sık nispet ve sırayı da
zikrederdi ve bazen de onlarla birlikte kitapta kullandığı öğretim
yöntemini de zikrederdi.
70
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
IX.
INANMA SINIFLARı VE KIYAS
Bu kitaba önedenen kitapta, manttk sanannın hangi yetiyi
verdiği ve insanın onunla hangi yetkinliği kazandığı konusunda söz
5
söylenmişti. Bu yeri ve bu yetkinlik ancak, [ a] zihnin, kendileri
vasıtasıyla şeyin şöyle olduğuna veya şöyle olmadığına inandı
ğı/inkıyad ettiği yönlerin ve şeylerin tamamına vakıf olmakla veya
[b] zihnin, inanma sınıflarının kaç tane olduğuna ve onların kaç
yönden gerçekleştiğine vakıf olmakla ve her bir sınıfı zihnin inan-
lO
m a sınıflarının her birinin sebebi olan yönlerin sınıfları ile şeylerin
sınıflarına vakıf olmakla elde edilir.
1. İnanma (inkıyad) Sınıfları
Zihnin inanma sınıfları ise çoktur : [ a] Zihnin, poetik/şiirsel
şeylerle gerçekleşen inanma yoluyla şeye inanması, bUnlardandır.
15
[ b ] Onun [zihnin] , istişar1 sözlerden ve insanı öven veya yeren
sözlerden oluşan inanma çerçevesinde ve yine husfunet,
azar,
şikayet ve bu cinsten sözlere göre oluşan inanma çerçevesinde şeye
inanması, bunlardandır. Bu sınıf retorik/hit:lbete dayalı inanmadır.
[c] Zihnin kendisine gelen sofistik/yanıltıcı şeylere inanması, bun20
lardandır.
[d]
[ Zihnin] şeye, diyalektik/cedel yoluyla inanması,
bunlardandır. [e] [ Zihnin] kesin bir doğruya inanması, bunlardan
dır.
Bu inanışların her sınıfına has birtakım şeyler vardır k, bunlar
zihni ona [o sınıfa] yöneltir. Zihni şiire dayalı inanma yoluyla şeye
25
inanmış olmaya yöneiten şeyler, zihni, hatabi/retorik yolla şeye
inanmış olmaya yöneiten şeylerden başkadır. Aynı şekilde, onu
[ zihni] şeye mugalata [yolu] ile inanmış olmaya yöneiten şeyler,
[99b]
cedel yoluyla inanmış olmaya yöneiten şeylerden başkadır. Onu
[ zihni] kesin bir doğruya inanmış olmaya yöneiten şeyler,
30
onu, şeye diğer yollarla inanmış olmaya yöneitenlerden başkadır.
lA �
öji � i � t::S:J I l.lı � i � � .ll l � t::S:J I � J:.i � J
l.lı J ö� l o.lı J . � ı:, � )'l � J l.S" � i J Jk.:-l l � \:...,p
� � 1 ;y \r ı J ü � l � � �_,i_,l� � � ! J ı..s:J I
� �;_,! � Ji ,l..lS" .JA � Ji l ..lS" .JA " � 1 0i J l �.ll l ��
�;_,! � J � � f � J � f �.ll l üb�l � \:....P i
� � � � � 1 ;y \r ı � \:....P i J ü � l � \:....P i �
. �.ll l üb�l � \:....P i ıf � �
�..Ü \ �\��\ J\;_pi . '
" � �.ll l ��� � .ö_r.S' WA.ll l üb �l ��i J
� � " � 0��1 lf.:..e J . � 1 "� \r ı ıY' � � \.. J.ı.>
� c� ı.. � .1>; � � �Jli \r ı J �_,!...l ı J.Jli \r ı :r o� � �
J a;..�1 J.Jli \r l ıY' � � \.. Jl!.. � J � Ji ı:,�)'l
:r
�1 I.U J ,I.U � � \.. J ;l..b:. )'1 J � tS::.!J I J ü l;ilA....I I
lf.:..e J - � Ö�; l_,l l ü Ua.lli..ll �.ll l ��� lf:... J . � 1 ��)'1
.� J>. _JA W o�� 1 lf:... J .J� 1 J,ı_), � " � o�� 1
J -�! WA.ll l J_,....:i �\>. ;y i .J üb � )'l o .U ıf � J$'J
��� �� )l l J.ı.P. "� � � ı:,i J! WA.ll l J_,....:i �� ;y \r l
cil..lS"J '� J.ı.P. " � � � ı:,i J l .Ü_,....:i � 1 ;y \r l �
.Ü_,....:i � 1 ;y \r l � �� " � � � ı:,i J l .ü_,....:i � 1 ;y \r l
.JA W � � ı:,i J! .ü_,...:i � 1 ;y \r ı J ,J�I J,ı_P. � � ı:, i J!
J ._;;;- \r ı J)ıJ� " � � � ı:,i J l .ü_,....:i � 1 � (99b) � J>.
lO
'
.JA
-
s
-
ıs
-
20
71
Mannkta Kullanılan Lafızlar
Zihin için bu beşinin dışında başka bir inanmanın olmadığını,
aşağıda açıklayacağız. Dolayısıyla bu, bu beşe yönlendiren şeylerin
de beş sınıf olmasını gerekli kılar. Bu sımfların hepsi, 'zihnin inan
ması/inkıyadı' olmada birleşirler. 'Zihnin inanması' [ a] cinsin, tür5
leri kapsadığı tarzda ve [b] mutlak şeyin, şartlı olarıları kapsadığı
tarzda ve [c] mücmel olamn mufassal şeyleri kapsadığı tarzda, on
ların tamamım kapsar. [ a] Mutlak olarak 'zihnin inanması', inanma
sınıflarının bir cinsi gibidir; 'hayvan'ın, hayvan sımfları için bir cins
olması gibi. [b] Veya mutlak olarak 'zihnin inanması', mutlaktır ve
lO
onun sınıfları d a birtakım şartlada kayıtlı gibidir ki, bunlardan bir
sımfı şiire dayalı bir inanmadır, diğeri ise hitabete dayalı bir inan
madır. Aym şekilde, geride kalan diğerlerinin her biri de belli bir
durumla kayıtlıdır; 'hayvan'ın mutlak, sınıflarının ise, şartlı olarak
hayvan olması gibi ki, onlardan bir kısmı 'düşünen hayvan'dır, bir
15
kısmı da 'kişneyen hayvan'dır ve onun geride kalan sınıfları da böy
ledir. [c] Veya mutlak olarak 'zihnin inanması' mücmel bir inanma,
sınıfları da mufassal inanmalar gibidir; 'hayvan'ın bütün veya
mücmel olması ve sımflarının ise 'insan', 'at', 'öküz' ve 'karga' şek
linde mufassal olarak hayvanlar olması gibi.
20
Zihnin inanmasının bir kısmı genel ve bir kısmı mufassal olduğuna ve genel olan da bu mufassal olarıları kapsarlığına göre bu
şunu gerektirir ki, zihni inanmaya sevk eden şeylerin de bir kısmı
genel şeyler olup mutlak anlamda inanmaya sevk eder, bir kısmı ise
mufassal şeyler olup mufassal anlamda inanmaya sevk eder. Yine
25
mufassal
inanmalar
mutlak
inanmaların
altında
olduğu
gibi,
[ lOOa] mufassal inanmalara sevk eden mufassal şeyler de mutlak
inanmaya sevk eden genel şeylerin altındadır. Hem mutlak olarak
var olan, hem de mufassal olarak var olan şeylerin mutlak, mücmel
ve genel olanına ilişkin bilgi, mufassal olarıların her birine has olan
30
şeylere ilişkin bilgiden önce gelir. Duvarın tuğladan veya kerpiçten
. �1 .lı 45� .,ı>T .)�1 4l � 0A ..ül 0 i � � �
� �1 .lı J! �L..J I ;y \1 1 �t;..p i I.J� 0 i I.J.) ! r):i
J ·0A ..ü 1 .) � 1 lfj 1 � & t.,ıS" � l:.,.p ":/ 1 .lı J .� l:.,.p 1 4..-...>J t_ l_,.i � �1 � L. J � ı.)s- � � ;- i .JA 0A..ül .)�1
� L. J � ı.)s- J �l_r!ı � W Jlk.JI .. � 1 � L. J � ı.)s.jts" J ")U, )' 1 ı.}s- 0A..ÜI .)�1 0 � )!:ı,a 4 .11 .. � \1 1 �1
� l:.,.p \ı � .JA 1,) 1� 1 0 i LS' ,ü b�":/ 1 � l:.,.p \ı �
.ü l:.,.p i J Jik.. .JA J ")U, )' 1 ı.)s- 0A ..ü 1 .) � 1 0 ts' J i .ü lj 1� 1
.)�1 .JA .,ı>�IJ �� .)�1 .JA lf.:..e � 0 � ,�I_A ö�
0 i LS' , \:. J � � .JA �L:JI } L... ıf ..l>IJ Jf dl..lS"J ,�
1.J IJ:> .JA L. lf.:..e 0 � ,� I_A 1.J IJ:> .ü t;..p i J Jik.. .JA 1.J 1� 1
0 ts' J i . � t;..p i } L... dJ ..lS"J ,J � 1.J IJ:> .JA L. lf.:..e J Jk lj
üb�l .üt;..p i J � .)�1 .JA J ")U, )'1 � 0A ..ül .)�1
üljl.r.> .üt;..p i J � Ji � .JA !.J I� I 0 i LS' �
.�ljJ I J ;;.l l J '-"').l l J !.J W)'I � �
t:. U. rWI !.J lS"J ,j..aLo J r U. 0A ..ül .)�I !.J lS" (J J
.)�':a'ı J! 0A ..w � u ı ;y \ı ı 0� 0 i r} ,ü � ı cll:l
J! J.,_:; � ;yi J Jlk.J I .)�':a'l J! J.,_:; �U. ;y i lf.:..e
� d!:ı�,;.ı ı (ı ooa) üb�':a'l 0i L.S'J .dl"�,;.ıı üb�':a'l
üb�)'l J! �L..J I :a::,... o .ll ;y \1 1 dl..lS" ,4A..lk..J I üb�':a'l
;y \1 1 J . Jlk.J I .)�':a'l J! �L..J I �Wl ;y \1 1 � dl::,... .; .ll
- 11- ' l ;,j)IV' 1.)� li. � ..l>• y- J 4.ilk.. ..l>y- �- ll
�"- - - 1 1 . • . �
ı.ı-:- 1 J
.ü�l ıf l..l>IJ l..l>IJ � � 1 ;y \1 1 4iJIV' r :� rWI
o
o
"" "
,.
"
"
o
5
ıo
,
,
.ı.:...
"""'"
15
.ı.:...
.
20
72
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
meydana geldiğine dair bilgimizin, falan duvarın falan taştan veya
falan tuğladan meydana geldiğine dair bilgimizden önce olması,
buna örnektir. Aynı şekilde yazma sanatı çerçevesinde, mutlak an
lamda yazının genel olarak 'elif', 'ba' ve 'ta'dan meydana geldiğine
5
ilişkin bilgimiz, 'muhakkak hattı'nda elif'in şeklinin şöyle, ba'nın
şeklinin şöyle, 'riyasi hattı'nda ise, elif'in şeklinin şöyle, ba'nın şek
linin ise şöyle olduğuna ilişkin bilgimizden öncedir. Buna benzer
lo
olarak, zihni mutlak anlamda inanmaya götüren/yönlendiren şeyle
re ilişkin bilgimiz, falan inanma sınıfına şeylerin falan sınıfının götürdüğüne ilişkin bilgimizden önce gelir.
2.
IUyas Türleri
Zihni mutlak anlamda inanmaya götüren/yönlendirilen mutlak
genel şeyler, 'kıyaslar' olarak adlandırılır. Her bir sınıfı zihnin
inanma sınıflarından her birine götüren bu genel şeylerin sınıfları,
ıs
'kıyasların sınıfları' ve 'kıyasların türleri' olarak adlandırılır.
[ a] Bu sınıflardan, zihni şiire dayalı inanmaya götürenler şiire
dayalı kıyaslar olup bunlara, bu kıyasları meydana getiren ve ger
çekleştiren şeyler ilave edilir. [b] Onlardan, zihni hitabete dayalı
inanmaya götürenler hitabete dayalı kıyaslar olup bunlara, bu kı-
20
Onlardan, [ l OOb] zihni kendisine gelen mugalatalara inanmaya
yasları meydana getiren ve gerçekleştiren şeyler ilave edilir. [c]
sevk edenleri, mugalaraya dayalı kıyaslar olup bunlara, bu kıyasları
meydana getiren ve gerçekleştiren şeyler ilave edilir: Şunlar gibi :
Cevap verene, mugalatanın yeri hususunda şaşkınlığa düşmesi için
25
kurulan tuzaklar ve kendisine yöneltilen mugalatalara karşılık ver
ınede ve inancını batıl veya bir mugalata ile yanıltılmış sanılmaktan
korumak için, cevap verenin kullanması gereken şeyler. [d] Onlar
dan, zihni cedele dayalı inanmaya götürenler cedele dayalı kıyaslar
olup bunlara, bu kıyasları meydana getiren ve gerçekleştiren şeyler
30
ilave edilir: Şunlar gibi : Cevap verene, inancıyla ilgili olarak itirazı
amaçlanan şey hakkında kafasını karıştırıp, karşılık vermesini engel
lemek üzere kurulan tuzaklar ve cevap verenin, soru sorandan
0i l::.i.ı- � ö; � ıf Ji � ıf .J'A �bJI 0i l::.i� cll .l J �
'� ı:s:ı 1 �l:...P J cll ..\S'"J . 1..\S'" � J i 1..\S'" ö) � ıJ' .J'A 1..\S'" � l>
.. t J .. 4 J � i ıJ' � 4 .J'A J ')U, )'1 � lz>Jı 0i l:....k 0�
Lı ı c A J ı..\S'" w i �
ı c A - � - ı ı lz>Jı � i l::.i
ı
�
.J"U r.r.-•
J ,ı..\S'" � �
J.J" \r ı cll ..\S'"J .1..\S'" � 4 � J 1..\S'" w i � �V I lz>Jı
� l::.i� \ � J.lk...l l � �':all J1 0A.ll l J_,....:; � � �Wl
·).J" \r ı ıJ' 1..\S'" � � 1 J� � �':all ıJ' 1..\S'" � 0i l::.i�
lo)
.
5
� \.il. '
' 1� \;...p ' y
J_,...:; � � 4.ilk.J I � Wl ;y \r ı J
e..'.,:ı
..
..
.
o
Jlk.ll � !:ii ':al l J1 0A.ll l
J� � � Z. WI ;y \1 1 dl:i � t...P i J ü l.... I:AJ I J � li.JI �
� \.:..p i � 0A .ll l übl:ii l ıJ' � � J 1 lf:..- � �
0A.ll l J� �\.:...p \1 1 o.lı ıf 0ts' L. J .�li.JI t. 1y i J � li.JI
� . - A ll � ü:ı':a'l J l
- A l l � li.J I lft'
-t ı ).J" \r ı l l � l.;&.ı- J ,z�
ı.S.r-'
ı.r
J1 0A.ll l J� lf:..e 0ts' L. J .� li.J I o.lı � J � �
ı . . ı.r- t l ).J" \1 1 ' 1 � l.;&.ı J ,� 1 � li.JI � �ı.r-L .:...-' 1 � ü:ı':a'l
J1 0A.ll l (l OOb) J� � 0ts' L. J .� li.JI o.lı � J �
�� J ,�lA.J I � li.JI � � ö �;I_,JI üUallA.JI übl:ii l
ü ':1' 1::=-> ':all J.o - � li.J I o.lı .l4:.:i J � � � � J.J" \1 1 �1
L. J ,4k.llA.JI �.J" � � j.> ' :� 1 � � J� � �
);>1 J ülkllA.JI ıf � �.r. L. � J � 0 i -� � ıo
� 0ts' L. J .4k.J � t.� Ji Jk 4 .(;i � � 0 i (f o� � �
.
� l.;&.ı- J ,a:l..b..l
- . l � li.J I � J ..b..l l � ü:ı':a' l J l 0A ll l "'�
lO
.
ı�
.
.
�
ı�
.
.
•
.
ıs
-·
.
· .
-
.
-
•
·
73
Mannkta Kullanılan Lafızlar
kendisine yönelen şeyleri karşılamada kullandığı çareler ki, o, bun
larla kendini korur ve soru soranın kıyaslarını gerçekleştirmesine
engel olur. [e] Zihni kesin doğruya inanmaya götüren kıyaslar,
'burhanlar' ve 'kesin/yakin! kıyaslar' olarak adlandırılır ve bunlara,
5
burhanları tamamlayan ve zihne, burhanlara vakıf olmaya götüren
yolu kolaylaştıran şeyler ve yine insanın gerçeğe/doğruya ulaşmada,
kendileri aracılığıyla hariçten yardım aldığı şeyler ilave edilir.
Mantık sanatının en yüce amacı burhanlara vakıf olmaktır. Kı
yas sınıflarının geride kalanları tanınıp kişi nezdinde burhanlardan
ıo
ayrıştığında o , bununla, doğru inancı amaçladığı zaman neyi kul
lanması gerektiğini ve neden sakınması gerektiğini bilir.
Özetle, bu kitaptan önceki kitapta tanımladığımız zihin gücü
nün ancak burada saydığımız [kıyasa dair] bu sınıflara vakıf olmak
la elde edileceği ortaya çıkmıştır.
15
3. Lafiz-Anlam İlijkisi
Kıyaslar, [ !O la] genel olarak, zihinde birtakım şeylerin belli
bir düzenle sıratanmasıdır ki, bu düzenle sıralandıklarında zihin
onlar vasıtasıyla, rorurılu olarak, daha önce bilmediği ama şimdi
bildiği başka bir şeye muttali olur ve aynı zamanda zihinde, muttali
20
olduğu şeyin, bildiği gibi olduğuna dair bir inanma oluşur. Açıktır
ki, [zihinde] sıralanan ve zihnin, kendileri vasıtasıyla daha önce
bilmediği ve şimdi bildiği bir şeye muttali olduğu şeyler, sıralanmış
lafızlar değildir. Çünkü zihnin bu sıralamayla gördüğü şey, [lafızla
rın değil] birtakım şeylerin zihinde sıralanmasıdır. Lafızlar ise,
25
sadece dilde/konuşmada sıralanır. Yine, şayet lafızların netiste bu
düzen içerisinde sıralanması mümkün olsaydı, zihnin, bu tertip
üzere sıralananlardan kalkarak kendisine varacağı ve bileceği şey de,
düşünülür bir anlam değil, belli bir lafız olurdu. Çünkü zihnin bu
tertip üzere sıralanan şeylerden kalkarak varacağı şeyin sıralanan
30
şeylere
bir
bağlantısı
vardır.
Dolayısıyla,
birtakım
lafızlar,
rf
.)�1 ,Y· :'! j:.> ' . _.,.ll Js- � J � � �
� .).;!. Le � � ' . _.,.ll '-fl··· ! � � � � J ,j� � o.)�l
� li.JI J .� lA.. J_.;·; ,y- JWI � J � j� JWI rf
J � l.r,l l � � J>. � w .)��� J! �.ll l J_,...:; � �
;y ':J ı J � l.r,l l r=t � � � ;y ':J i ltJ ! �� J ,(_4) 1 � li.JI
� � � J � l.r,l l Js- �}}1 J! � � �.ll l Js- � � �
� ':/1 .)� 1 J .�1 J! J�} l Js- �; \.> rf ı)l-j�l �
� li.J I � t:...P i ) L.. J .� l.r,l l Js- �}}1 � � � � l:...P rf
� Le Js- � �J � l.r,l l ,:r ı)l-j�l .xs. �� J �)- 1.) !
�� J ·� ı) i � Le J ,� 1 .) � �� ..L,Q.i 1 .)! .. ı - ! ı)i lO
t.3 ı 1.1. J..i (..) ..ll l lo.;-'t:S:ll ı} tAt.)� �� �.ll l ö:,; � i � ��
I:.A lA tAt .) � �� � t:..,p ':J I olA Js- �}} � �
.
G.,lj \.-
5
....
.
.
.
J.. \.Al \ J .ı;, w�' r
•
�.ll l � �; ��ı � �� (ıoıa) � li.JI J
f- 1 � � Js- � b... � �.ll l l+,ı �y!ı l �_;.ll cl] .) �) ,_;...
W .)�1 � .ili � � J ,ıJ�I � J..i rf � ıJ\S".li
l+,ı �_hj �; � � ���� ıJ I � J . � l.S � � � �y!ı l
..
,�} U; \.il i � � � cl].) J..i � ıJ\S" � � Js- �.ll l
J ,�.ll ı J ��i �; � �.rJ ı l -4! �.ll ı '! �A t.. ıJ\S" .) !
. c - i .)' .ı; w ':l ı :1,) li L.4.ıi J .,ki; 1,)· wı ı r..s- �. .r! t.3 .ı .ı; w ':l ı
1,)· i u--�� w-. �.ll l � � ! (.) .ll l ıJ� �_;.l l 1.1. � � ı} �;
� Le ıJ \S" .)! ,J.,A.- � � ı:. J2.Al �i � .ü� �_;.l l IlA
� � ��':/� � .u �_;.l l 1.1. �� � .ll l ,:r �.ll l � !
ı:.
\.;i;
� ...
.
..
..
-
..
..
$ .ı
lll ..
��� ...
..
"' "
tJI
15
$ ...
-'
•
.
•
.
' "'
.
20
74
Mannkta Kullanılan Lafızlar
anlamdan yoksun olarak, kendi başlarına sıralandığında onlara,
sürekli ve wrunlu olarak bir düşünülür anlamın taalluk etmesini
kabul etmek asla doğru değildir. Zihnin sıralanan şeylerden kalka
rak kendisine varacağı şeyler düşünülür anlamlar olduğuna ve bun5
lara da yalnızca önceden tertip edilen birtakım lafızlar vasıtasıyla
varmak mümkün olmadığına göre, bundan wrunlu olarak şu çıkar
ki, önceden sıralanan şeyler birtakım lafızlar değildir.
Yine, zihnin daha önce bilmediği her bir şeye muttali olması,
ancak, [ a] önceden bildiğimiz birtakım şeylerden meydana geldiği-
ıo
ne ve [b] önceden bildiğimiz şeyler, hayalleri daha önce netiste
bulunan ve doğru/gerçek olduklarına inanılan şeyler olduğuna ve
[c] netiste daha önce hayalleri bulunanlar da lafızlar değil lafızlara
ilişkin düşünülürler olduğuna ve [d] sıralanmalarıyla, [ lO lb] zih
nin muttali olmasını sağlayan şeyler de bu durumda olduğuna gö-
15
re, açıktır ki, zihinde sıralanan şeyler lafızlar değil fakat düşünülür
anlamlardır.
Yine, bilinme özelliğine sahip olan şeyler, herkeste bir ve aynı
olma özelliğine sahip şeylerdir. Fakat dela.J.et eden lafızlar, herkeste
bir ve aynı değildir. Dolayısıyla, şeylere ilişkin olarak bilinmesi
20
amaçlananın, onlara dela.J.et eden lafızlar olmadığı açıktır ve şu
ha.J.de zihnin kendisinden kalktığı şey de sıralanan lafızlar değildir.
Çünkü bunun da önceden bilinmiş olması gerekirdi.
Yine, bu tertip üzere sıralanma özelliğine sahip olan şeyler, zi
hinde tabii ve wrunlu olarak bulunma özelliğine sahip olan şeyler-
25
dir; dela.J.et eden lafızlar ise, uzlaşıma dayalıdır. Şu ha.J.de, bu tertip
üzere sıralanan hiçbir şey, şeye dela.J.et eden lafız değildir.
Yine, tertibinden bir kıyas oluşturmak üzere, zihinde bu tertip
le sıralanan şeyler, kendilerine delaiet eden lafızların kendilerine
bitiştirildiği birtakım anlamlar değildir. Şundan dolayı ki, bunu
30
demekle, onların, kendilerine, kendilerine dela.J.et eden yazı-çizilerin
bitiştirildiği birtakım anlamlar olduklarını söylemek arasında bir
fark yoktur ve yine şu sebeple ki, düşünülür anlamlara dela.J.et
ı:,l lf:... JÖ ·-� � � lA..l>J ..l;lAll �) � j� � J '�)
L. ı:_,\S" '� 1 J .�i J� � ; l)z..; l J J lp l � lf.! j�
ooU � \S"J ,4]� �� �� � � -��� :_r � ..Ü I � 1 �
. f- �
L .:..._ - .--:: u i �
. c . ...r-:''
.kA.i .ı; w L
öJJ�.:. t u , ı�
' ı...s0� � i J . u;w i � � w ı �.rl ' -�� ' ı:,fo ı:,i �J:!
Jf � 4i l_,; ! ı:, \5" l.J �� �
w ı dJ� rf � ı:, \5" - �
lf.! \::.j.ru � � 1 "� � 'J 'lf.! \::.j.ru � "�i :.r ı)�
,:;:.. �i � � ' J � ' J 4-:i \1 � �� � ' -��' �
\' ..l;lAl�l :_r �\1� 1 � � 1 J 4-:i \1 � � � 1 J
,JbJI o� � � ..Ü I lf:... �J"�) (l O lb) �} � \ J ,..l; lAl \' 1
� ..l;lAl�l � � � ..ül J �} � \ -��� 0i �
-ll . w \' 1 u lj. l.,A.ıl- J .41 ah. '-F �
...1.:; u 1 ı . ·. L!. '-:!*'
w
- \' 1 � ,
� � I J.I I ..l;lAl�l J ,� \ � ö..l>IJ ı:,fo ı:,i 4-i \.!. � 1
-��� rf ci_ru .)� \ 0i � ,� \ � 4.i�4 ö..l>IJ
� � ..ül � � L. \' J ı:,�� . � �IJ.II ..l;lAl�l � �
.
. 1 � l.,A.ıl clt �\S' �' ,6...:;;- ..l;lAll l.,A.ı l
� � ..ü ufo u
,
1
.
�
-�
t
t
I
:
L!.
l
\.i.
�
\
.-W\'\
lj
l.,A.ı
.
·l
J
\ �;,;
'-:!*'
u.
�·
f u
..l;lAl�l J ,ö;J� I J c;kJ � � ..ül J .1>_;:; ı:_, i 4-i\.!. � 1 -���
Ja.WI .JA �.rJI 1.1. �}. L.... - � \' ı:,�� 'C.� � � �IJ.I I
1.1. � ..ül J �} � \ - � \' 1 � � 1 J . .- � 1 � JI J.I I
� w i lf.! 4jJ;.. 0� � '-"' l:i �; :.r 0� J.> �.rı ı
� 1 J � ı:,i � J dJ� J � ı:,i � J) \' �i J.! rf ,� �IJ.II
� ..ü ı:_, \S' � 1 J . � � I J.I I .b_,k.;J I lf.! 4jJ_;.. ı:, �
�
tl' ..A
�
,.
-:
.
.
"' ..A
ı"t::"
. '.
·
\
�
5
'
�
•
"
.
.A
"'
...
-
•
"
•
•
.}"J
"
"
-
� ..A
•
:; _,
fll
..
.
�
.
.
·
.
-
-
'1"'
"
"
•
"
ıo
.
,r--
"
ı.
.
. .A
'1"'
"
..A
"
15
ı.
.
lll
·
-
"
..
20
75
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
etmek üzere işaretler/belli hareketler, el çırpma ve benzerleri de
kullanılabilir. Şu hcüde, [zihinde] sıralanan şeyler hakkında, onla
rın, kendilerine delcüet eden lafızlara bitiştirilmiş anlamlar olduğu
nu söylemekle, onların, kendilerine delcüet eden yazı-çizilerio veya
5
işaretlerinfbelli hareketlerin bitiştirilmiş olduğu birtakım anlamlar
olduklarını söylemek arasında bir fark yoktur. Şayet delcüet eden
lafızlar, tertip edildiklerinde/sıralandıklarında birtakım kıyaslara
dönüşüyorsa bu, söz konusu hareketlerin veya aynı şekilde yazıların
10
tertibinin de bizzat bu sebepten dolayı birtakım kıyaslar olmasını
gerektirir ki, bunların hepsi [ 102a] gülme ve alay konusudur. Bu
nun böyle olduğu, sahih ve kesin olan başka pek çok şeyle de orta
ya çıkmıştır fakat burası buna uygun değildir. Çünkü bunların ço
ğu, sanatta [mantık sanatında] bu aşamada olan dinleyicilere anla
ş ılmaz gelir.
15
Şimdi, Aristoteles'in kendisi Kitabü'l-Burhan'da ş u sözleri söylediği hcüde bu konuda sözü uzatmaya ne gerek var: "Burhanlar,
dış konuşmayla değil iç konuşmayla oluşur; kıyaslar da böyle." Bu
sanatın başlangıç aşamaları çerçevesinde tarif ettiği şeylerin çoğun
da Aristoteles'in adeti, 'lafızların ibdali/ikame edilmesi' olarak isim-
20
lendirilen öğretme tarzını kullanmak olduğu için, onun kitabını
yorumlamayı üstlenenlerin önemli bir kısmı, bundan dolayı yanıl
mış ve kıyaslarla onların parçalarının, Aristoteles'in, öğretimde,
düşünülürlerin yerine koymuş olduğu lafızlar[ dan ibaret] olduğu
nu sanmışlardır. [ Aristoteles 'lafızların yer değiştirmesi/ibdali' yön-
25
temini kullanmıştır.] Çünkü öğrencilerin çoğu, hem düşünülürleri
hem de onların zihindeki sıralanışının nasıl olduğunu tahayyül
edemediği için, o da, öğrencinin zihninin güçlertip böylece onlar
dan düşünülürlere intikal edebilecek seviyeye gelişine kadar, onla
rın yerine, onlara delcüet eden lafızları almıştır.
30
Söylenenlerden açığa çıkmıştır ki, kıyaslar netiste sıralanan birtakım düşünülürler olup bu tertip üzere sıralandıklarında, zihin
onlar vasıtasıyla daha önce bilmediği hcüde şimdi bildiği başka bir
şeye muttali olur.
� �_,...l l 0 "1 � ,a;" _;;! � ö,r...ı.<:'. __,> 1 ��� � 1 IlA � �
olA J r-- 0;!..lll l � W l � � l+-.- .r.J5 0 lS" .l l lfJ· ·�
J dl.l J J.)z:ll J l � l> W dl.l � J · � 1 ,yı �_;JI
� l.r.J I J :J_,il l IlA 0 lA_r.l l � \:S" J J� � � lk lk...)..
dl..lS'J ,j>I..UI Jk:.ll ,y- � �J \>.1 1 Jk:.ll ,y- 0fo �
J 4i� (... _r.!5 J � lk lk...).. ö .) � � lS' (J J · � liJI
Jl� l � �..ÜI � � � .ı.;:i � 0 i � l:....ıaJ I olA J IJ i
� liJ ı 0 i '� '� \:S".;:-4:i � ,yı � d! .ll .b..li. J ; w � ı
0 � � 1 J � lklk...).. lfl �i � 1 J.;W�I ı_�A t.. � ı_r. i J
��� ' � r-+-'J J ı:r.J� ı ;s1 §.: ıJ .l l '��� '
0 1 J l lfl � � �I..UI � Wl ..l>. li ,�.ll l J �; � � J
�i Ji (... � ..w . ��� ' J l l+-.- � � ' �.) ��
"
J.
"'
"
"
"
J.
� ...
lll
ıo
ıs
76
Mannkta Kullanılan Lafızlar
4.
Kıyasın Parçaları
Şu hcllde kıyas belli mürekkep bir şey olup, kendilerinden
meydana geldiği birtakım parçalara sahiptir. Parçaları olan mürek
kep şeylerin birçoğunun parçalarının da parçaları vardır. Bu dus
rumdaki kıyasların, yani hem kendisinin, hem de parçalarının bir
�
parçalar' olarak adlandırılır. Bunun durumu, evin durumu gibidi r\
takım parçalara sahip olduğu kıyasların parçalarının parçaları, 'kü
çük parçalar' olarak adlandırılır; kendilerinin parçaları ise, 'bü
Şöyle ki, ev mürekkep bir şeydir ve parçaları vardır ki, onlar da
ıo
duvarlar ve tavanlardır. Duvarın da parçaları vardır ki, onlar da
kerpiç ve çamurdur. Aynı şekilde, tavanların da parçaları vardır ki,
onlar da kamış ve [ 102b] kerestedir. Bu durumda kerpiç, evin
parçasının parçası, duvar ise evin parçasıdır.
Kıyasların büyük parçaları, 'öncüller' olarak adlandırılır. Kıya-
15
s m parçalarının parçaları ve kıyasların küçük parçaları olan öncülle
rin parçaları, müfret düşünülürlerdir ki, bunlar, müfret lafızların
delalet ettiği anlamlardır·, 'insan' , 'at' , 'öküz' , 'eşek'
·
' 'ak' , 'kara' ve
benzeri sözlerimiz gibi. Bu lafızların ve benzerlerinin delalet ettiği
anlamlar, 'müfret düşünülürler' olarak adlandırılır.
20
Müfret düşünülürler birleştirildiğinde öncüller meydana gelir
ki, bunlar belli düşünülürlerden mürekkep olup iki müfret parça
dan oluşur. Bu mürekkep düşünülürler ki, bunlar öncüllerdir, ken
dilerine mürekkep lafızların delalet ettiği şeyler olup bu mürekkep
25
[lafzı] oluşturan iki parçadan biri 'yüklem', diğeri ise 'konu'dur.
Ö ncüllerin bazısı bazısıyla birleştirildiğinde ve bir düzen içerisinde
sıralandığında, bunlardan kıyaslar meydana gelir.
Zihni
mutlak inanmaya götüren genel şeylerin bilgisi, bu şey
lerin sınıflarına dair bilgiden önce geldiğine göre, bundan, mutlak
kıyasların [ bilgisinin] , kıyas türlerine ve kıyas türlerine eklenen
30
[ izafe olunan] şeylerin sınıflarına ilişkin bilgiden önce gelmesi ge
rektiği sonucu çıkar. Birleşik şeylerin bilgisini amaçladığımızda,
� � ' ç.\�l . t
.r.!SJ - �fo. � � ı.r, i 41 J �r ı:. r i JA 0 � 1 '-"' l:Al li
� U""::! li.J I J ,�ı.r, i � i � l.r, ':J �ı.r, i lfl � � ü �_,JI
� l.r, i �ı.r, l.; . � i �ı.r, i � l.r, ':J J �l.r, i lfl �i � i - JbJI
J .�1 �ı.r, \1 1 � �i t..�.ı.r, i J ,�jt-.A! I � ı.r, \1 1 �
� J �ı.r, i 41 J �J"' �� ,� 1 � JbJlS" cl.! � � JbJI
�.,A-ll J ,� 1 J �� � J �ı.r, i �b..U J ,�_,i-l l J ıJ � I
,�1 �.r. �.r. JA �� J ,�1 J (l02b) �� � J �ı.r, i
ü t.. � l � � � U""::! li.J I � ı.r, t; .�1 �.r, JA �bJIJ
U""::! li.J I �l.r, i J IJ"l:-4l l �l.r, i �l.r, i � J - ül.. � l � ı.r, i J
� J-X; � � � �� � J Ö .)_;..l l ü��� � - �jt-.Al l
J ,.) ı_,... ,� � ') t..> 'JY ''-"') ,ıJ L...,j ! l:J_,i j!.- ö.)_;..l l J;W\ı ı
�i t.. J J;W \1 1 lA � J-X; � � � l-.J I � � ,cl.! � �i t..
�� ö.)_;..l l ü��� �} 1� ! J .ö.)_;..l l ü��� �
.lı J ıJ. � �?, rj- � J '�J"' 1:. Ü �_,4- � J ,ü L. �
� J-X; � � � - üL.�I � J - �_,JI ü���
.i_. _r�l J .i_. � �_,JI �.r, �i � � �_,JI J;W \1 1
.
� J � Jl 1 .
üL. ..li..l l J
�� L:i
. �· 1�1. J . .Wl
·- �
J! �.ll l J,_:; � � �Wl J� \l ı �lS" (J J · U""::! li.J I �
ıJ i \) ')� ':/ 1 dt ��i 4.j__,.... tp__,.... \ :ı c.:; Jlk...l l .) � � 1
J U""::! tA..J ı t. 'Y i 4.i.,- \ � J ".>tk � ı � U""::! tA..J ı 0fo
�lS" (J J ·U""::! li.J I t_ ly i J! � � � � J� \l ı ��i
r:ı.e
o
5
.
ıo
o
o
·
.)
-
��
.
J
.
;. _ _
�
�
15
�
-
·
20
77
Mannkta Kullanılan Lafızlar
nasıl zorunlu olarak önce bunların kendilerinden oluştuğu şeylere
dair bilgiye sahip olmamız gerekiyorsa, [aynı şekilde] , kıyaslar da
birtakım öncüllerden oluştuğuna göre, kıyaslara ilişkin bilgiyi
amaçladığımızda da, zorunlu olarak önce öncüllere ilişkin şeyleri
5
bilmemiz gerekir. Yine öncülle r de müfret düşünülürlerden oluştu
ğuna göre, zorunlu olarak önce müfret düşünütürlere ilişkin olan
şeyin bilgisine sahip olmamız gerekir. [ 103a] Bunlar da başka dü
şünülürlere bölünmediğine göre, bu sanatta müfret düşünülürler
den daha önce gelen bir şeyin olması müıııkün değildir.
ıo
B u sözle, bu sanatın parçaları ve parçalarının mertebeleri ortaya çıkmış oldu. Bunların her parçasını, sanat bakımından en uygun
yere koymak/yerleştirmek senin için zor olmayacaktır.
l:J i � ı:, i �� J! \j� ı,.? ÖJJ� l+--- i)! �_,.J I � �1
� �r �LW I �lS"J ,�; � � 1 � � 4 4i�l
i:�üi �LW I J_,.. i 4i� \j� ı:, lS" ı:.ı ! öJJ� i) ,� Le �
�r � i � L.�I �lS" (J J . � L.�I J_,.. i lo!.ll .l J..i ��
( 10 3a) .r-i 4i� l:J i � ı:,ıi ÖJJ� i) ,ö�_;.JI �l'�l rY'
,_,> 1 � ")'� J! � l' .:U. � o LJ J .ö�_;.JI �l'� l
�l'� l ır � i � � l:...,al l .:U. J ıJ� ı:,ıi � r-1
J . � l.r. i �Ir J � l:....al l .:U. l.r. i J.,AJI I � � .ili .ö�_;....l l
� J:l �l � I_,.J I J .:U. ır ?. JS' �} ı:, i � � �
.�l:...,al l ır
�-
�-
... i
. .....
o
�-
�
o
o
o
s
..
..
lO
78
Mannkta Kullanılan Lafızlar
1\c. MANTIK SANAT!
Şu anki amacımız mantık sanatına giriş yapmaktır. Bu sanata
ilişkin araştırmamıza, her kitaba başlamada uygulanagelen adet
5
hakkında söylenenler le başlamamız gerekir.
1 . Mantık Sanatının Amacı
Bu sanatın amacı, zihni, ne tür bir hüküm olursa olsun, şeyin
böyle olduğuna veya böyle olmadığına dair belli bir hükme inan
maya sevk eden bütün şeyleri, bütün yönleri ve bu şeylerle yönleri
10
meydana getiren şeyleri tarif etmektir.
2.
Mantık Sanatının Yararı
Bize, zihinlerimizin inandığı şeylerin gerçek mi yoksa batıl mı
olduğunu ayırt etmeye ilişkin gücü kazandıran, sadece ve sadece bu
sanattır. Genel olarak o, bu kitaptan önceki kitapta belirttiğimiz
15
yeri ve yetkinliği kazandırır. Şöyle ki, zihnin inanma sınıflarını ve
her biri zihnin inanma sınıflarından her birine sevk eden şeyleri
bildiğimizde, kendi zihinlerimizin veya bizim dışımızdakilerin zih
ninin inandığı her hükümle ilgili olarak, bu inanmanın ne tür bir
inanma olduğunu ve zihni bu inanmaya hangi şeylerin sevk etmiş
20
olduğunu biliriz. Yine, zihni bir gerçeğe veya batıla inanmaya sevk
eden bu şeylerin tabiatını ve bu şeylerin ne ölçüde bir inanmaya,
yani kesin olan bir inanmaya mı yoksa kesine yakın veya onun al
tında bulunan bir inanmaya mı sevk ettiğini biliriz.
)Z.:J 1
� ıJ i � Jk:-1 1 � l:.,.p � t_J.r.l 1 ı:, 'Y 1 lj ..L.,aj J
J$' � � i· .ij ı:, i �.r; ..li ö.lWI �! J.:i ..li � � \:...4J I o.lı �
1..)
·'
.
\:S
J � � � � �JÜ _JA �\:...4J I o.lı � �}J li
l..lf �i ��1 � 1:. � .l � ı:, i J l �.il i J.,._:i � � J.J" � �
J � � � d1:i r=t � � 1 J - ı:,\S" f-> � i l ..lf � Ji
·).J" � 1
� � �� JP.}-
�
5
lO
-
� � �� t· a· ·
.Y
ö ..W l �
. lA ..b-J u- ı"'t"'-�i �\:...4J I o.lı � J
. a..:.J. lı. J u-l l.. Lı. J i �
�
ı....�.. li
� - .r l A> l:.:ılA.li .Wl .l l.t:.:i L.
.
ı.,T
- ·
J
G i dj.) J . ı..a J:.i ':? .il i � t:.S:J 1 � o ljJ'.l ':? .il i � 1 J i (,.Al l
..b- IJ ..b-IJ J� � 1 J.J" �1 J � .il i � b i::Z I � t:.,.p i l;.j_r �
f-> JS' � � i �.il i � b i::Z I rf ..b- IJ ..b-IJ J! lf:...
J .) I::Z � I dj .) y. .) I::Z I � i � ı:,i lj� � .) Ji l:.:ılA.li .U �.) lii l
J.J" �1 d1:i � � J ,.) I::Z � I dj.) J! � .il i J L.. J.J" �1 � i
1
rf )..lt.. �
- i J! J Jk � Ji j:.J .) I::Z I J! � .il i J.,._:i �
� �J lL. Ji � y. .) I::Z I J! jA 'J.J" �1 d1:i J.,._:i .) I::Z � I
·
ı�
� ı.,s- J
·
-
.
'
_.
.
&A
ıs
20
79
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
3. Mantık Sanatının Parçalarının Sayısı
Sanatın parçalarının sayısına gelince, [ 103b] o, zihnin inanma
sınıflarının sayısıyla bu şeylerden önce gelme özelliğine sahip olan
şeylerin sayısı kadardır. Açıklandığı üzere, bu şeylerin sınıfları beş
5
ve onlardan önce gelen şeyler de üçtür ki, biz bunu [daha önce]
söylenenlerden biliyoruz. Şu halde, mantık sanatının parçaları se
kizdir:
İlk parça, müfret düşünülürleri kapsar ve içinde bu parçanın
bulunduğu kitap, Kategoriler Kitabı olarak adlandırılır.
ıo
İkinci parça, öncülleri kapsar ve içinde bu parçanın bulunduğu
kitap, Peri Hemıeneias Kitabı olarak adlandırılır ki, anlamı 'ibare
ler'dir.
Ü çüncü parça, mutlak kıyasın durumunu açıklamayı kapsar ve
içinde bu parçanın bulunduğu kitap, Birinci Analitikler Kitabı ola
ıs
rak adlandırılır ki, anlamı 'Döndürme Yoluyla Tahliller Kitabı'dır.
Dördüncü parça, burhanlara ilişkin şeylerin, burhanları oluştu
ran şeylerin ve burhanlara izafe edilen şeylerin açıklanmasını kap
sar. İçinde bu parçanın bulunduğu kitap İkinci ve Son Analitikler
olarak adlandırılır.
20
Beşinci parça, diyalektik/cedeli şeyleri kapsar ve içinde bu parçanın bulunduğu kitap Topika olarak adlandırılır. Anlamı, 'yer
ler'dir ki, her meselede, [bu meselenin] is patı ve iptaline ilişkin
delillerin çıkarılmasına kendilerinden kalkılarak gidilen 'yerler/el
mevazı' kastedilir.
25
Altıncı parça, mugalataya ilişkin şeylerle onlara izafe edilen
şeyleri kapsar. Bu parçanın içinde bulunduğu kitap, Softstika olarak
adlandırılır ki, anlamı, kullanıcılarının, öyle olmadıkları halde, bir
ilim veya felsefe sanılmasını amaçladıkları 'aldatıcı şeyler'dir. 'Sufes
tas'ın anlamı, aldatıcı hikmet [ 104a] ve aldatıcı bilgi veya hikmet
30
olduğu zannedilen ama öyle olmayan şeydir.
Gerçekte öyle
�' � \:_p s. \�i .)�
.�
.)�1 ��i .)� � � (l03b) � l:...al l �l,r. i .)� ı:.i J
J ·JY' �� l.!.ll:i i � �i lf.iG � � �� �� .) � � J ı.JA..ll l
�� � � �� �� J ,,:;, L. � � � JY' �l lo!.ll:i ��i
.� w Jk.:..J I �� �1,r. li ,J.:i r:.... cil� � � J ,� �
J ,Ö .).;...l l �.:./'�1�1 � � ':? ..ll l .JA Jj �� �?,Jli
.ü �.,A..J 1 '-:'"' \:S' � �?,J 1 IlA � IS ..ll l '-:'"' I:S:JI
IS ..ll l '-:'"' I:S:J I J ,ü L. � 1 � � IS ..ll l .JA � 1!.1 1 �?,J 1 J
.üiJ � I o l:..... J '-"' � ':?J� '-:' \:S' � �?,JI I ..iA �
L- � �\!.l l �.r:w
· - ı,.s-! ..,_ �
·� t l J
�. ı:s:J I J ,�
· ll- · ' 1 U"" WJI
- .;- i �
'-:'"'\:S' o \:...... J ,JJ � 1 \A-:k) lj i '-:'"'\:S' � ?,J 1 IlA � IS ..ll l
·� � ü � l
� � � � J � l.r,l l JY'i � � � � 1) 1 �?,JI J
� ':? ..ll l '-:'"' I:S:l l J '� l.r,l l J 1 ai L,a... � L. � J � l.r,l l �
.. .. ..
.ö_r.> �� J �1!.1 1 \A-:k)yi � �?,JI I ..iA
':? ..ll l '-:"'\:S:ll J ,9� 1 �� �� � � u- \>.l l �?,JI J
� � 0::.. �� � J ,� lyı-1 1 ol:..... J ,�_,i, � �?,JI IlA �
. lfl � ! J lfj� ! � � � t. 1_rj l J! 4.l L. JS' � J� �
ai W l ���� J �lit..J I JY' �� � � U"" .) W l �?,JI J
ol:..... J , ı;_ı; ;_;.. � �?,JI IlA � ':? ..ll l '-:"'\:S:ll J ,t+.:J !
.;:S- :r U-li J i L.k � � �i lA.,ı ...:...... ..l.,Qi � 1 ü lkl t;..J 1
� J { l04a) 4.AJ.... � ol:..... �;.. � � .cil.lS' ly� �i
öJ ...W I � � :; JS'J . ciJ JS' � J � �i � �� Ji oJ....
5
'
·
lO
�
"
ıli
15
20
80
5
ıo
15
20
25
30
Mannkta Kullanılan Lafızlar
olmadığı halde, sayesinde kendinin hikmet sahibi ve ilim sahibi
olduğunu zannettirecek şeyi kullanma gücünü elde eden kişi 'sofist'
olarak adlandırılır. Bu ismin anlamını bilmeyenlerden birçok kişi,
'sofist'in, belli bir mezhep kurmuş olan bir adamın adı olduğuriu
ve bu mezhebi kabul edenlerin ona nispet edildiğini zanneder.
Başkaları da, bu nispetin sadece bilginin imkarunı inkar eden
lere uygun olduğunu zanneder. Bu iki zandan hiç biri doğru değil
dir. Bilakis, 'sofist'in anlamı, belirttiğimiz anlamdır. Onların ya
nılmasının sebebi, bu lafzın Yunancada delalet ettiği şey hakkındaki
bilgisizlikleridir. Bununla beraber şu da var ki, bilgiyi inkar etmek,
söz konusu yeriyi elde edenlerin çoğuna arız olur fakat söz konusu
İsimlendirme onlara bilgiyi inkar etmeleri sebebiyle ilişmez ancak
elde etmiş oldukları yeti sebebiyle ilişir. Bu yeti ise, ancak insanda
söz vasıtasıyla aldatma ve dinleyene, işittiği şeyin doğru olduğunu
veya çürütülmesinin kendisi için imkansız olduğunu zannettirecek
şeyler aracılığıyla yanıltına gücünün bulunmasıyla oluşur. Mugala
ta/yanıltına ve yanıltınayı oluşturan şeyler, bu yeriye sahip olan
kişinin kendine has özelliği olduğu için, bu parçanın içinde bulun
duğu kitap bu yeriye sahip olan kişinin isminden alınan bir şeyle
isimlendirilmiş ve Softstika Kitabı denilmiştir. Yedinci kitap, zihni
retorik/hatabi tasdikiere sevk eden şeyleri meydana getiren şeyi
kapsar. İçinde bu parçanın bulunduğu kitap, Retorik Kitabı olarak
adlandırılır ki anlamı, 'hit:ibete ilişkin şeyler' ve 'belağata ilişkin
şeyler'dir. Sekizinci kitap, zihnin poetikjşiire ilişkin olana inanmasını oluşturan şeyleri kapsar. [ 104b] İçinde bu parçanın bulundu
ğu kitap, Poetika olarak adlandırılır ki, anlamı 'şiire ilişkin olan
lar'dır.
Aristoteles, sık sık Kitdbü'l-Kıyds/Birinci Analitikler ile Kitdbü'l
Burhdn'ı/İkinci Analitikler'i, birlikte tek kitap olarak sayar ve onlardan oluşan bütünü, üçüncü kitap olarak adlandırır ve buna istina
den sıklıkla Softstika'yı beşinci kitap ve Topika'yı da dördüncü kitap
ıf � J.) J � J.) �i dJ.) � � � L. J l.A:.... I �
. c u. i
.. ' 1 ıs--:!
. " _r.-�<'J . 4.Ş ı1.:jy" �. � Lı. dl.lS" u�
��
·
1 - � 4.Ş lk:J�
.. �u i �
l!.:ıi ,_r.)
t:ı LA.l..
". 1.:. r'"" �� l .lı �
��
.
.
� 1 o .lı � i ıJJ.;>T J; J .� 1 �..W 1 dJ.) �.) ı:; � J
� � � .lı ıf ��J � J .�; lA..l l ıJ � ! � ı:; � t...:: ı
� � _,. � � J ,o l:..li L. 4.Ş \1....;,;.J 1 � J. , li>
:.:.- � uPf' .li dJ.) � �i _r..S. .� Li.t,:l4 �� o.lı � �..l:i
� r •4>ıl:i ıJ �� � ,�; lA..l l � ı:, i ö:,AJI o.lı � �
J .1-A_,:.:al � � ö:,AJI � � t...:: 1 � �; lA..l l � ��
J.,AJ 4 �,.:ll � ö; ..L4ll ı:,W ;>\J ıJ� ıJ� � t...:: ı ö:,AJI o.lı
Ji j.> � '-?.ll l � i �; � � ;,.- � 4 � W l � lA.. � J
r=t � � � ;,.-�� J ak.lli-..J I � lS'" LJ J · � � � � �
�_r.}l l.lı � �.ll
l � �� �
,ö:,AJI o.lı 41 ıf �\.> � li-..J I
. �;.. � l:5 J:.ü Ö:,AJ 1 o .lı 41 ı:; r'"" 1 ıf' .)_,> L. ;- �
�.ll l J_,_:; � � �l:.!ı �� r=t � L. � � � W l �_r.}l J
� l:S"" � �_r.}l l.lı � �.ll l ��� J ,� 1 � lA:! � I J!
. � 9-�1 J � � � o\:..- J , liı_;_,1.,_;
�l:ii l � (l04b) � � � �l:.!ı�l � � ıf l!ll �.r.JI J
J '�>.' i � �_r.}l l.lı � 4-Ş .ll l ��� J ,� 1 J! �.ll l
-��� o\:..� ıJ lA_r.J 1 � \::S"J U"' � 1 � \::S" � r. �� � \k lk...;i. J
� t'.ı 1� cll .lli .�t!JI � � � �� � J .I�IJ 4 \::S"
dJ.)J , � 1) 1 � � � �.,k � I::S"J v-b..l l � � l lA:b-i;.. � \::S"
_r..S.
_
_
;.
5
ıo
ıs
20
81
s
ıo
ıs
20
2S
30
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
olarak isiınlendirir. Bunun sebebi ise, Kitabü'l-KJyds'ın/Birinci Ana
litikler'in ve Kitdbü'l-Burhdn'ın/İkinci Analitikler'in isim ortaklığı
dır. Böylece, mantığın parçaları bu parçaları kapsayan kitapların
isimlerine göre alındığında, mantığın parçaları yedi olur, ama bizzat bizim de böldüğümüz gibi, tek tek amaçladıkları şeye göre bö
lünürse tam olarak sekiz olur. Aristoteles'in iki kitabı birlikte aynı
isimle isimlendirmesinin sebebine gelince, bunu daha sonra açıkla
yacağım. İşte bunlar mantık sanatının parçaları ve onları kapsayan
kitabın parçalarıdır.
4. Mantık Sanatının Nisbesi
Nisbesine gelince, bu konuda, onun felsefe sanatının bir parça
sı olduğu kanaatine ulaşılması mümkündür; çünkü bu sanatın kap
sadığı şey de var-olan şeylerden biridir. Fakat bu şeyler her ne ka
dar var-olanlardan biri olsa da, bu sanat onları var-olanlardan biri
olmaları yönüyle inedeyip tarif etmez; onları, insanın, kendileriyle
var-olanların bilgisini elde edebileceği bir alet olmaları bakımından
[inceleyip tarif eder] . Nitekim gramer sanatı da lafızları kapsar ve
lafızlar da akledilmesi mümkün olan mevcutlardan biridir. Fakat
gramer sanatı [105a] bunları düşünülür şeylerden biri olarak incelemez. Aksi takdirde, gramer sanatı ve genel olarak dil ilmi sanatı
düşünülür anlamları kapsamış olurdu ki, böyle değildir. Çünkü
delalet eden lafızlar her ne kadar akledilmesi mümkün olan mev
cutlardan biri ise de, gramer sanatı onları düşünülür anlamlar ol
maları bakımından tarif etmez fakat düşünülür anlamlara delalet
etmeleri bakımından [tarif eder] . Dolayısıyla biz de onları, tama
men düşünülürlerin dışında şeyler olarak alıyoruz. Çünkü onları
[burada] bu yönden incelemiyoruz. Aynı şekilde, mantık sanatının
kapsadığı şeyler her ne kadar mevcutlardan biri olsa da biz onları
mevcutlardan biri olmaları bakımından ineelemiyoruz fakat kendileriyle mevcutların bilgisine ulaştığımız bir alet olarak
�
t f l rı- f . rı€: :- \
C.· c. ·tt { C.�· t
.
\
� �
i
�
l
.
c.· �� :f � ( l �:.' 1;[' -� �. t' t'
r·:
- r - �� r
r · t · l� ct. �c.""· · �. r
!
b r
f.
q
�
L
(•
- 1
•
�'-.. · �r,:
·Y
ı_
f-�
�:
f'
· ı_
t; ·
·�
� :f
�
-t,
o
C·
�.
�
-
(;\
�
"
(;\
�
tr.
E:
�. r;
&\
!,:-�· �
•
l
�·�. t0 �
v. � .f �
ct.
-=..! ) • •�_l!. �
\ C.· (-• f " ·tt
'ii"
� .
f.'�
c:. ct.! ı_ [
•
N
o
•
l
t_
�
. c-
�
�
t·
r\
C.·
��
l,'
[·
q
t
{�
l
t
t_'
r
� ...·
� rı- i' f . '\ :f
�- r.� }.
�[t
'-.. · · :f"
(;\
�
� : �: �r 1:
� :fr t- t· t- �-� 1..
.
t
�� � · · (
� ft
·
'l .
�
(0
1:;
�
·
'
c.
�� � : � . ( f
i.
·
· [:;- � Ç,
·
:f
rr ç
F.\. ı �
..!
[
..
C.
� -�
· •
�l
• •
•
t; � [. �;.
f � � � ""
�·
·
ı::-� , f
� .r
�
q r�
ct.-�• �.f \ r
�
.
"
·�
�·- t ·
·
�
·
\ -(� c.· : ..(0 r-t. �� ..r! � -r:. : rırr·
·
·
G"
� �· � 1._ � '(_. • t' (i' �
:f
� �
..( . �
t;· • .. t.· � "" �r- r · ·
C.
• t· \r- ..
�
r� 1._
L � ""
G"
·r , • •
�
•
�
..
�
);;�
f � 1._ f (• � � �
"
-� y-� �-�
J- · �
r
tp
)j
� �. r
'§ E C;! ·ı, �
� �� 1 ç ı_ . r� ct.!
��
t
.
�.
-1
.
.
l
o
tr
[
ı-
.
.l
....
ı:n
r
•
"
....
o
[.
!__
. c-
ı
ı:n
.
.
ç.�
•
�
�
f
(;\
� �
ç � l_
l�
·�-l!.- ·'ı.,C.·.
. . 'ii"
� .�
(
- ·�
.
�ct.
� 1· '{\ �C\
t
�:
! �ç.� . -� �
[· J' r · �• l •� ·(
ç . . C\
(;\
� �
� l l (!..
�. .. .. f'
· ·
\ . ) � � � .;;
·t�
r.:
�
f
.
·
.
�
['
b
<tr
�
·'ı_.
r;.
•
E
�·
-�
QO
.....
82
Mannkta Kullanılan Lafızlar
[ inceliyoruz] . Böylece, biz de onları mevcutların dışında başka bir
şey gibi ve mevcutların bilgisi için bir alet olarak alıyoruz. Bundan
dolayı, bu sanacia ilgili olarak, onun felsefe sanatının bir parçası
olduğunu kabul etmek gerekli değildir. Aksine o, kendi başına var
5
olan bir sanattır ve başka bir sanatın bir parçası değildir; aynı anda
hem bir alet hem de bir parça değildir.
5. Mantık Sanatının Sırası/Mertebesi
Bu sanatın sırasına/mertebesine gelince, o, diğer sanatlara kı
yasla, felsefe sanatının kapsadığı sanatların tamamından ve genel
ıo
olarak söz vasıtasıyla öğretilen diğer sanatların tamamından önce
gelir. Sanatın sırası, onunla diğer sanatlar arasındaki ilişkiye/muka
yeseye göre alınabildiği gibi, öğrencilere kıyasla da alınabilir. Diğer
sanatlarla ilişkisi bakımından o, düşünmeyi kullanan diğer sanatla
rın tamamının başlangıcıdır. [ 105b] Öğrencilerle ilişkisi bakımın-
ıs
dan ise, sanatların sıralarıjmertebeleri bu yönden neredeyse belir
sizdir. Çünkü imkan dahilindedir ki, sanat, bir başkasıyla karşılaştı
rıldığında bu başkasından önce olması wrunlu olabilir fakat bu
ikisi birlikte öğrenci bakımından karşılaştırıldıklarında öğrenciye
onların sonra olanı, önce olanından daha kolay gelebilir. Bundan
20
dolayıdır ki, bir topluluk mantık sanatının sırası ile felsefenin par
çalarının sırasını belirlemeye koyulduğunda, onların sıraları konu
sunda farklı kanaat!ere ulaştılar. Çünkü onların bu konudaki ince
lemesi, sanatların sadece birbirleriyle karşılaştırılmasma göre değil,
öğrenciler bakımından da karşılaştırılmasma göre idi. Bu nedenle,
25
onların bir bölümü, bu sanatın sırasını felsefenin birçok parçasın
dan sonraya yerleştirdiler ki, buna örnek, geometriyi bu sanatın
önüne geçiren kişinin öne alışıdır.
,üb�_,.J I 4i_,... J1 � �� alT 43 i � ,üb�_,.J I
alT 43 i �J ,ü b�_,.J 1 ,y- �; l> .rT �-� 43 ts" lA.l>- i:.;
� \:...,QJ 1 .lı J �� ıJ i � � �.!ll .ili .ü b�_,.J 1 4i.rwJ
. W li � \.:..p �
ı.
. � (' ı J , 4A.....W I � \.:..p · ,. ·
�- J ı�
ıf .r:- ....:i.
..
. t- ,..r. J alT 43 i ')! J ,�.r i �\:...,QJ 1 ,..r.
o
.;
.
1
·
�' �\:...p ı;.r
.o
43 � � \:...,QJ 1 )L... J 1 4- l:i � � \:...,QJ 1 .lı �.)"' r. l;
4.4J 4 J ,4L...,W 1 � \.:..p � J..:..!.:i � � � \:...,QJ 1 � i �
. ·.. L;, - t 1 \:...,QJ 1 .r L... �
.-1.::; 0 1 ı....
..li � \:...,QJ 1 t.:i. .)"' J . J ili ,'-:?' c:.
\.:..p IY.:! J � � li.l l � .1>-Ji
V"' l::Al 4 .1>-Ji ..li J '? i �
� \:...,QJ I J1 4- l:i � t:.i �\:...,QJ I .lıı J · 0!J.::..J I J1
.� 1 � � � � \:...,QJ I )L... � 4.. � � �? \ıl
ıJfo ıJ i ü .ltS" ..li � � 0!J.· JI J1 4- l:i � t:.i J (l OSb)
ıJfo ıJi � ')/ � � . Ö J _r.};. �� � � \:...,QJ I ��.)"'
1 .)1 J ,�? ')/1 cl.l:i � lf.. ..lÖ.:i ijl �? 4 � � � \:...aJ I
:r � � � J+..- i � ö?h.J ı � \S' �4 � �
� J Jk:..J I �\.:..p �.l"' � ij i l; LJ l.!..ll .lli .4.. � 1
ıJ \S'J � ıJ,:J; � 1.)"' J � �J 4L....W 1 ,. ı.r. i � 1.)"'
1:.·.
Cı .k_ü � J l ı . :.. _ . V"' ü
. :. �.ı-'
')/ ı�
. �
.
. �
.
�\:...,QJ I .lıı �.l"' r+-- ij r. ciJ ..U J · 0!J.::..J I J1 4- l:i
4.... 4 1 i � :;.. �..lÖ.:i I.!.!J.) J � 4L....W ı ı.r. i :r .;!S' ,:r ör t:..
.� \:...,QJ 1 .lı �
o
.r-;
�
...
•
"
"
•
5
•
ıo
o
.l ..b...-
"
"
i
o
15
'
�
.
�
·
.
o
,
,.
o
ıo
83
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
6. Mantık Sanatının Kurucusu
Bu sanatı kuran, bir kitapta kaydeden ve ona, kendisine yöne
len kimsenin elde edip söz yoluyla öğrenmesini mümkün kılan bir
yol belirleyen kişi, tek başına Aristoteles'tir. Ondan önce, bu sanata
5
ait olup bir kitapta kaydedilmiş olduğu düşünülen şeye gelince, bu
sanatın parçalarıyla ilgili olarak bunun örneği oldukça azdır ki,
Kategoriler bunlardandır. Onu [Kategoriler' i] ilk olarak icat edenle
lO
rin Pisagorasçılar olduğu sanılır. Onların arasından, onu icat eden
kişi de, Arkhutas olarak bilinen bir adamdır ki, [ bunu kabul edenler] onun Aristoteles ve Eflatun'un zamanından önce yaşadığını
iddia etmişlerdir. Aynı şekilde Diyalektik'e, Softstik'e, Retorik'e ve
Poetik'e ait birtakım şeylerin de ondan önce icat edildiği sanılmıştır.
Şimdi derim ki : Arkhutas'a nispet edilen kitapla ilgili olarak The
mistios [ 106a] şöyle demiştir: Bu kitabın durumundan açıkça or-
ıs
taya çıkmıştır ki o , Aristoteles'in zamanından sonra yazılmıştır; zira
Pisagorasçılardan, ikisi de Arkhutas olarak isimlendirilen ve her
ikisi de Pisagoras'ın taraftarı olan iki adam vardır ki, bunlardan
birisi Aristoteles'in zamanından önce, diğeri ise ondan sonra idi .
Bu ikisinden, Kategoriler'in yazarı olanı Aristoteles'in zamanından
20
sonra olan kişidir. Yine derim ki, Aristoteles'ten önce olan Arklıu
tas'la ilgili olarak şu ortaya çıkmıştır ki, o da, mantık sanatına dahil
olan şeyler hakkında söz söylemeye istekliydi. Çünkü Aristoteles,
Metafizik kitabının yedinci makalesinde, tanımların sınıflarını sayıp
bu sınıfların en yetkinine ulaştığında şu sözü söylemiştir: 'Bu ta-
25
rumların benzerleri, Arkhutas'ın kabul ettikleridir. ' Aynı şekilde
başka bir toplulukla ilgili olarak şu ortaya çıkmıştır ki, bunlar da,
'bölme' ve 'tanımlar' gibi bu sanata dahil olan şeylere dair sözlerle
meşgul oluyorlardı; Ksenokrates'in sözünden ortaya çıktığı gibi ki,
Eflatun bunu daha çok yapmıştır.
30
Fakat bunu, sanatın yöntemine
göre değil sanatın belli parçaları bakımından fark ettiği şeye göre
yapıyordu.
Jicl ' is \;...p �
lf:J l j&-�1 J � \:S' J lfJ �� J �\:...41 1 o-4] ��1
·'
t.i J
.,.; J� � J lf:l ! � ı:; �j \:.:i l � � �
ıf �i �i � � �.ll
.
�
- l J .o ..I.>J �lk lk...)
- � �\:...41 1 o.lıı
,ü \',Wl lf=... ö� �\:...41 1 o.lıı ıf �ır, i J cl}.) )aj w � � \:S'
�i '-?.ll l �� -�;}-�) JT � \'ji u.J�i 0:!..u ı �i � � ��
ıfj J.i ıj\S" �i l�j J ,�;:.� 4 �� �) .JA r+-
ıf J J�l JJ"'i ıf ��4 � cll ..lS"J -��i J �lk lk...;. i
��� t.l: J}li . � �� �� � � J �Ua;..l l ıf J �\k....i_,..J I
;e i ıf � � ! Jli (l06a) ��� �� �_,>� i J! �_,_:-1 1
JT ıf � � ,�lk lk...)
. ıfj � �J w ı �i � � � o.lıı
0 \S' L... ..�.> i �_,.>; 4 0 � l..+-- ..�.> IJ JS' 0 �; �;}-�j
J '�)}- �) � ıf L... "jS"J ,o� .;>�1 J �lk lk...). ıfj J.i
tı i J .�lk lk...). ıfj � ıj\S" ı.Ş..il l .JA ü\'_,i..U l..+-- � 1) 1
�i �lk lk...) J.i ıj\S" ı.Ş ..ll l �_,.>) ;e i ıf � ..ü �i J.,; i
�� .Jk:..J I � l:..,.:, J J> b .JA !..:i J_,4JI �i �J.T.. 0\S" ..ü
ü � l � L. � \:S' ıf �Wl �LWI J .)� LJ � lklk...).
o.lıı J\!... i J .J_,4JI l.lıı Jli lf,i l:..,.:, i J.S1 & J .)J..b..\ 1 �t.,.:,i
�; ;e i ıf � ..ü cll ..lS"J - �_,.>) �.r.. ı) \S' � ı ıf .)J ..b..l 1
o.lıı J U>b � (... ��i J J_,4JI ı).,k � ly \S" � i �.,r:-T
J �1_;; 1..5 J} ıf :;. L. J:.- ,.)J ..b.l l J �� j:.o ,�\:...41 1
�i � cfJ �\:...41 1 J.ı_), � � cl}.) J '��i cl}.) ;s1
- � � ..ü �\:...41 1 ıf r. �ır, i
l __ / t
..
..
i
fll ı.
5
"'
ıo
15
20
84
Mantıkta Kullanılan Lafızlar
Genel olarak, Aristoteles'ten önce, mantık sanatına dahil olan
şeylerle ilgili olarak kaydedilenler, şu
iki
şeyden birisidir: [Bunlar] ,
[ a] ya sanata ilişkin olarak meydana gelen fiillerdir. Fakat bunlar,
bir sanat çerçevesinde değil, deneyim ve sanatın fiilierinin uzun
5
süre uygulanmasından meydana gelen yeti ile oluşmuştur, -çünkü
onlar, bu fiilieri meydana getiren kanunlara sahip olmaksızın, on
larla [ bu fiilierle] bir şekilde meşgul olmuşlardır- ; Protagoras'ın
sofistik şeylere, Thrasimakhos'un hitabete ve Homeros'un şiire
ilişkin yerisi gibi. Kaydedilen söylevlerin [ 106b] ve şiirlerin kendi-
lO
leri de, insanın kullandığında bu söylevlerin ve bu şiirlerin benzer
lerini yazabiieceği kanunlara dayalı değildir. [b] Ya da, onlardan
bir kitapta kaydedilmiş olanlar, [mantık] sanatının belli bir parça
sıyla ilgilidir ki, bu oldukça azdır; şairlerle ilgili olarak, lafızlarının
vezin sınıfları, söylevlerden aktarılagelen bazı şeyler ve aynı şekilde
15
cedele ilişkin bazı şeyler hakkında yazılanlar gibi . B u sanatın ve bu
şeylerin, bundan önce, sanatların dayanması gereken düzene uygun
olarakbulunduklarına gelince, böyle bir şey yoktur. Çünkü bu yal
nızca Aristoteles'e aittir.
7. Mantık Sanatının Öğretim Yöntemi
20
Öğretme yöntemlerine gelince, Aristoteles'in genel olarak uzak
durduğunu söylediğimizin dışındakilerin tamamı, bu sanatta kulla
nılır.
Bu söz, Mantığa başlamayı kolaylaştıran sözleri ele aldı. Şimdi
ise, ona giriş yapmamız ve bu sanatın parçalarının ilkini kapsayan
25
kitabı incelemekle başlamamız gerekir ki, bu, Kategoriler Kitabı'dır.
Hamd yalnızca Allah'a olsun. Allah'ın salatı Efendimiz Mu
hammed'e, onun iline, ashabına, ezvacına ve zürriyyetine olsun.
�l;..p � a.l>b � � 1 �� �1 ;e l ıY' �1 Lo 0 � � 4 J
. J..i Jk:-11
ıf- � �� J W':JI t:. 1 : �..r ':J1 �i .JA u-:1 \k lk...)
J.,k ıf- �.)bJI ö:,AJ I J �J..U4 :.fJ � � �i � � � t:...al l
0fo 0 i � ıJ' lı\}J ij 0 i r+' JA5 1 0\S" � 1 ,�t:..,al l JWi 4.1Jij-e
� lf'J} U,J)I ö:,; J.- ,JW':JI 0fo � � 1 � I_,Al l � ..es
l.S'J � 1 � If'�Ji J � lk>J I � If'_,> lo_,... 1) J �lk..._,_l
.,; l
"
� I_,AJ I � u-:1 � 1 J lı..!. � l J (106b) � 1 � 1 , · - .�1
0 i t:. 1 J ·J lı..!. 'l ı J � 1 cl.l:i J�i L!.:ıi 0 L...i )' l lf.l .:.... l 1� 1 � 1
Lo J.- '� �i �1 �t:...al l ıY' r. 1�?.- '-:"' l:S" � l+-- �i Lo 0�
"
"
J ,öJylo ��1 � 1 ıY' J ,.ı.l; W I 01jJI �l;..p l �1� 1 � �
� �� ':J1 olA J �t:...aJ I olA 0fo 0 i t:.ti .J�I ıJ' clJj$'"
:.fJ � cil� J..i �IS" ..li t t:...al l � 0fo 0 i � � .:u 1 i llZ.:J 1
.O�J � U, lk...,J 'l .J'A �1
ı.
.,
"
tJJ
"
-:
"
•
..
.A
•
..
"
s
.,
ıo
'
:Jk:..l. \ 4&.� � � �\ V
Lo � 1 lf.· . ·� �t:...al l olA � � � � � 1 �b.ji t:.i J
.ll.,J Lı � ı...r:', u, lk...J. ru .ı \:..li
� t_J.rJI � � � 1 J.Jli':JI � J_,All IlA � i ..W
•
.
.
.
.
•
· 1- · ' 1 � l;..p
. ;. tr
� · u· i u· \11 .1L.:..,.j �
�, ,.. ...A:..j J 1�
'-:"' 1:5
.J'A J � l:...,.al l o .lA � 1?.- i Jj i ,)s- � ı.> .:u 1 '-:"' l::.SJ 1
. ü �_,A.J 1
.UT ,)s- J � \j� ,)s- ��� J O�J .ul � 1 J
. .c:;.J � J � IJ) J �J
.j
.
u-
l:. I L,.
r--
·
\,;:o
•
ıs
.
u- �-�
.
•
20
o
o
DIZIN
aktarılma, 22
aktarım, 22
aldancı şeyler, 79
alnnda tür bulunmayan tür, 44
amacıyla/li, 29
amaçlanan şey, 2 1, 64, 65, 72
ancak/fakat, 29
ancakflllin-lllinne, 29
arılam, 10, 3 1, 32, 65, 66, 73
arılarnın zamanı, 16
arılamlar, 16, 17, 18, 27, 31, 54, 65,
66, 74, 75, 8 1
arıtamlarının netiste birleşmesi, 3 1
arılamsız, 22, 23, 24, 26, 2 7
ara cinsler, 40
Aracılar, 17, 20
Arap dilbilimcileri, 16
Arap dilinin gramer/nahiv llimleri,
16
araz-ı lazım, 49
Aristoteles, 52, 60, 64, 75, 80, 8 1,
83, 84
Aristoteles ve kadim takipçileri, 69
Arkhutas, 83
ayıncı bağlaç, 28
ayırt etme, 9, 14, 50, 52, 78
ayrılabilir ilinek, 49, 50
ayrılmaya delilet eden bağlaç, 28
ayrılmayan ilinek, 49
ayrım, 44, 46, 47
bağlayıcı bağ, 28
bağlayıcılar, 17, 27, 28
bazı, 10, 12, 19, 22, 27, 35, 41, 42,
52, 84
bazısı, 36, 38, 39, 40, 41, 47, 5 1 , 56,
76
belirlilik takısı/elif ve lam-ı tarif, 19
belki/le'alle, 2 1
ben, 19
beş tümel, 10, 39
biçim.Bakın siga
bilgisi talep edilen, 2 1
bir kısım, 19, 35, 36
bir konudan daha fazlasına yüklenme,
32
bir topluluk, 50, 63, 82, 83
birden daha çoğuna yüklenme, 32, 33
bireyler/şahıslar, 33
Birinci Analitikler, 79, 80, 8 1
Birleştiriciler, 17, 19
bölen, 45, 56, 57, 59
bölen ayrım, 45, 57
bölen özsel ayrımlar, 45
bölme, 10, l l, 12, 56, 57, 58, 59,
61, 65, 66
bölmeden meydana gelen şeyler, 56
bölünen, 56, 57, 59
bölüşen, 56, 58
bu/hazi, 19
burharılar, 73, 75, 79
cedel, 70, 72, 79, 84
cedele dayalı inanma, 72
cevap, 2 1, 24, 25, 46, 49, 5 1 , 52, 72
cevap veren, 22, 24
cevhere ait nitelik, 25
cevheri bakımından, 49
cins, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46,
48, 53, 57, 59, 71
cinsi olmayan, 53
cinsin özsel ayrımı, 45
cinslerin alnnda bulunan, 42
cinslerin cinsi, 44
1 56 Mannkta Kullanılan Lafızlar
çoklara/çok
şeye
yüklem
olan
anlamlar, 33
çünkü/iz, 28
çünkü/li enne, 29
değilfleyse, 20
değildir/leyse, 23
delaiet, 10, 14, 16, 17, 18, 19, 22,
23, 24, 27, 28, 29, 31, 38, 39, 44,
46, 48, 5 1, 52, 53, 54, 55, 6 1, 62,
63, 65, 74, 75, 76, 80, 8 1
delaiet eden, 10, 16, 19, 23, 24, 28,
46, 48, 54, 6 1, 63, 74, 75, 8 1
delaiet eden lafizlar, 14, 16, 6 1, 74,
75, 8 1
den dolayı/min ecli, 29
den, dan/min, 20
den, den dolayı/an, 20
dığında, . . . dığı zaman/lemma, 28
d.iyalektik.Bakın cedel
Diyalektik, 83
diyalektik/cedel yoluyla inanma, 70
e gelincefemma, 28
e kadar/ila, 20
Eflatun, 64, 83
eğer olur ise/in kine, 28
eksik tanım, 5 1, 52
en genel, 34, 37, 40, 41
en özel, 34, 39, 40, 43
en son tür, 44, 58, 59
en yüksek cins, 40, 4 1, 42, 44, 45,
57, 58, 59
en yüksekfen yukarı cins, 40
eşit, 34, 36, 47, 48, 5 1, 52, 53, 54
eşit olmayan, 52
eşitlik, 53, 54
evetfne'am, 20
ey, hey/ya eyyııba, 19
ey/ya, 19
eyne harfi, 2 1, 22
eyyü, 26
fiil, 10, 16, 56, 60
fiiller, l l , 16, 17, 20, 30, 84
filowflar, 64
gelecek zaman, 16
genel ayrımlar, 50
genellik sıralaması, 3 7, 40
gizem, 65
görünüş, 24, 25
gramer sanan, 17, 8 1
gramerciler, 16, 17, 18, 20
haber, 30, 31
habere konu olan, 30
hali bakımından, 48, 49, 50
halk, 17, 18, 20, 25
halk nezdinde, 17, 18, 20
halk/cumhur, 17
halkın meşgul olduğu sanatlar, 18
halleri bakımından, 26, 47, 48, 49
hangi, 26
hangi sebeple/ma şe'nü, 27
hangi şey, 26, 38, 46, 47, 49, 50, 52
hangisi, 26
harfler, 16, 19, 20, 2 1, 22, 24, 26,
27, 28, 29, 30
harfler/edatlar, 16, 19
h�sa, 48, 49, 50, 52, 57, 6 1, 64
hassalar, 48, 49, 52, 59, 61
hayal, 62, 63, 66, 74
hayaller, 74
hepsi, herfküllün, 19
her ne zaman olur ise/küllema kine,
28
hitabete dayalı inanma, 70, 72
Homeros, 84
ibareler, 79
ibdal, 62, 63, 64
için/key, 29
İkinci Analitikler, 80, 8 1
İkinci ve Son Analitik/er, 79
ilim erbabı, 17, 18
ilinek, 49, 50, 52, 53, 59
ilineksel nitelikler, 25
in sebebiyle/min kıbeli, 29
inanma, 76
İnanma, 70, 71, 72, 73, 78, 79
inkıyad, 70, 71
inne, 20, 30
inniyye, 20
inniyyet, 20, 24
Dizin
isim,
10, 16, 19, 22, 30, 5 1 , 54, 5 7,
81
isimden türetilmiş,
22
19
16, 1 7, 20, 25, 30, 54, 58
isimlerden anlaşılan anlamlar, 32
isimlerden mürekkep olanlar, 16
isimlendirilen/müsemma,
isimler,
isimlerden ve fiillerden mürekkep,
ismin yerine geçenler,
16
1 7, 19
29
70
istisna harfleri,
istişari sözler,
21
46, 56, 5 7
karşılıklı ayrımlar, 46, 5 7, 58
karşılıklı olmayan ayrımlar, 46
karşılıklı yüklemler, 56
karşılıklı/mütekabii ayrımlar, 45
Kategoriler, 83
Kategoriler Kitabı, l l , 79, 84
kaç/kem,
karşılıklı,
kayıtlı, 7l
kelimeler,
kem harfi,
16
22
kendine ait biçim,
24
kendisi ile haberde bulunulan,
kendisine yüklenilen,
kesin/yakini kıyaslar,
mücmel, 7 l
keşke bilseydim/leyte şı'ri,
10, 16, 23, 24, 27, 29, 38,
39, 48, 53, 55, 57, 58, 62, 76, 77,
79
müfret ismin del:ileti, 24
müfret konumunda bulunan, 23
müfret lafız, 10, 16, 27, 29, 30, 39,
62, 76
müfret lafız işlevine sahip, 27
müfret tümel lafızlar, 39
müfret yerine geçen, 23
mürekkep, 10, 16, 1 7, 22, 24, 27,
38, 5 1 , 52, 53, 55, 62, 63, 76
mürekkep lafızlar, 10, l l , 22, 30, 76
mürekkep lafzın del:ilet ettiği şey, 27
mürekkep tümel lafızlar, 5 1
nahiv :ilimleri, 16
nasıl, 25, 26, 38, 45
nasıldır, 25, 26, 38, 44, 46
nasıldır?' sorusu, 48, 49
ne kadar, kaçfkem, 2 1
müfret,
kesinlik bildiren bağlayıcı harf,
keyfe ? harfi,
30
30
73
9, 10, l l , 1 7, 70, 75, 78, 79,
8 1 , 82, 83, 84
mannk sanan, 9, 10, l l , 1 7, 3 1 , 70,
73, 75, 78, 79, 8 1 , 82, 83, 84
mannkçılar, 1 8
Metafizik, 64 , 8 3
mevcut/vardır, 2 3
mevsuf, 30, 3 1
mevsuf olan parçanın anlamı, 3 1
mevsuf/nitelenen, 30, 3 1
mı, mu/hel ? , 22
mufassal, 7l
mugalata, 70, 72, 79, 80
mugalataya dayalı kıyaslar, 72
muhakkak hatn, 72
muhakkak/gerçekten/inne, 20
mukabil, 46, 61, 65
mutlak, 35, 36, 37, 39, 40, 4 1 , 44,
45, 46, 47, 48, 49, 55, 56, 57, 59,
71, 72, 76, 79
mutlak olmayan yüklem, 35, 40, 45,
47, 48, 49, 56, 57, 59
mutlak yüklem, 35, 36, 37, 39, 40,
41, 45, 46, 47, 48, 49, 55
mannk,
28
21
25
kısırnlara ayırma, 57
Kitdbu'l-Burhdn, 80, 8 1
Kitdbu'l-KJyds, 80
konu/özne, 3 1
konu-yüklem, 10, 30
Ksenokrates, 83
kullanılan lafızlar, 14
kurucu özsel ayrımlar, 45
lafız, 10, 14, 1 7, 18, 27, 30, 3 1 , 38,
46, 48, 5 1 , 52, 53, 62, 73, 74
lafız sınıflannın del:iletleri, 1 8
lafız-anlam, 1 0 , 3 1 , 73
lafızlann ibdali, 75
lafızların sınıfları, 1 7, 29
lafızların yer değiştirmesi, 75
1 57
158 Mannkta Kullanılan Lafızlar
ne var ki/illa enne, 29
ne zaman olur ise.Bakın
her ne
zaman olur ise
ne zaman/meta, 2 1
neden dolayı/ma balü, 27
nedir/ma, 22, 38
nedir/ma hüve, 23
nefis, 3 1 , 62, 73, 74
nefisteki birleşim, 31
nerede/eyne, 2 1
nicelikfkemmiyye, 22
niçin odur, 27
niçin/lime, 27
nitelenen anlam, 31
nitelikler/keyfiyetler, 25, 26
o halde/fe izen, 29
o harfi, 30
o ki/ellezi, 19
o nedir/ma hüve, 23
o şey nedir, 23, 38
olduğunda/izi lcine, 28
oluşturucu, 45, 46, 47, 55
oluşnırucu ayrım, 45, 46, 47, 55
oluşnırucufvar edici ayrım, 45
orta cins, 40, 41, 42, 43, 45, 52, 53
orta/ara cins, 40
öğrenci, 10, 14, 60, 61, 62, 63, 66,
68, 75, 82
ö�renciler, 75, 82
ö�retim, 10, 60, 64, 65, 67, 68, 69
öğretim erbabı, 67
ö�retme yöntemleri, 12, 60, 67, 84
önceden bildi�imiz şeyler, 74
örtülü olarak, 22
örtülü/gizli, 22
öyle görünüyor ki/yuşbihü en yeküne,
21
özel ayrımlar, 5 0
özellik sıralaması, 40
özsel ayrımları olmayan, 53
özsel/zati ayrımlar, 44
özü bakımından, 26, 47
paydaş, 58
paydaş/bölüşen şeyler, 56
paydaş/bölüşen türler, 57
Peri Hermeneitıs Kitabı, 79
Pisagoras, 83
Pisagorasçılar, 64, 83
poetik, 70, 80
Poetik, 83
Poetika, 80
Protagoras, 84
resm, 10, l l, 47, 52, 53, 6 1 , 63
retorik, 70, 80
Raorik, 83
Retorik Kitabı, 80
retorik/hitabete dayalı inanma.Bakın
hitabete dayalı inanma
riyasi hattı, 72
rumuz, 65
saçma, 23
sanat, 9, 14, 1 7, 18, 20, 68, 77, 8 1 ,
82, 84
sanat bakımından, 20, 68, 77
sanat erbabı, 17, 1 8
sanat ö�rencisi, 14
sanan söz yoluyla öğrenen, 14
sanann anlamlan, 14
sanatta kullanılan lafızlar, 14
sanki/keenne, 2 1
sayı bakımından farklı olan, 43, 44,
47
sen/ente, 19
sıfat, 30, 31
sıfat olan parçanın anlamı, 31
sıfat olan, haber olan ve yüklenen
anlam', 31
sıfat/niteleyen, 30
sıralanmış lafızlar, 73
siga, 24
sofist, 80
sofistik, 70, 84
Sofistika, 79, 80
Sofistika Kitabı, 80
Sokrat, 22, 3 1 , 32
sonraki yarumcular, 68
soru, 10, 2 1 , 22, 23, 24, 25, 26, 38,
73
soru sorulan kişi, 2 1 , 24
söylevler, 84
Dizin
sözlerin parçaları, 30
SUfestas, 79
şairler, 84
şartlı bağlayıcılar, 28
şartlılar, 28
şey, 21, 23, 24, 26, 29, 38, 45, 53,
54, 6 1 , 62, 65, 66, 76
şey hakkında tasdik edilen birçok
isim, 54
şey nedir, 23, 24, 38
şeyde bulunan haller, 24
şeyin cevheri, 24
şeyin cevheri hakkında söz, 24
şeyin cevherine del3let eden söz, 24
şeyin inniyyetine delaiet eden söz, 24
şeyin mahiyeti, 24
şeyin ne olduğuna de13let eden söz,
24
şeyin varlığı, 23
şeyin varlığına dair bilgi, 23
şeyin varlığının bilinmesi, 27
şeyin zatı, 24, 25, 26
şeyin zatına ait biçimler, 25
şeyin zatının bilgisi, 23
şeyin zatının dışında kalan biçimler,
25
şeyin zannın tasavvuru, 22
şiire dayalı inanma, 70, 72
şimdiki zaman, 16
şu/zaiike , 1 9
talebin/sorunun gayesi, 2 1
talep/soru, 2 1 , 22
tam olmayan resm, 52
tam tanım, 52
tam/yetkin tanım, 52
tamlayıcılar, 1 7, 20, 27
tanım, 10, 1 1 , 5 1 , 52, 53, 54, 55, 6 1 ,
62, 63, 83
tanımın parçaları, 53, 62
tanımlanan şey, 54
tariffbelirtme, 19
tasavvur, 1 0, 22, 6 1 , 63
tasdik, 10, 54, 60, 6 1 , 66, 67, 80
temyiz, 46, 49, 50
terkip, 10, l l , 30, 58, 59, 64
Themistios, 83
Thrasimakhos, 84
tikel, 34, 61, 66, 67
Timaios, 64
Topiluı, 79, 80
tuzaklar, 72
tümel anlamlar, 10, 32, 33
tümelin kendilerine bölündüğü şeyler,
56
tümeller, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39,
42, 43, 44, 45, 48, 6 1
tür, 39, 40, 43, 44 , 46 , 47, 48, 5 1 ,
52, 57, 58, 59
tür bakımından farklı olanlar, 43, 47
türetme, 22
türlerin alnnda bulunan, 42
türlerin isimleri, 55
türlerin tanımları, 55
türlerin türü, 44
türün oluşturucu ayrımları, 47
türün özsel ayrımı, 45
türün yakın cinsi, 40
umulur ki/asa, 2 1
uzak cins, 40
uzlaşım, 74
üzerinde, üstünde/ala, 20
var edici özsel ayrım, 45
ya . . . ya dafimma, 27
ya . . . ya da, 56
yakın cins, 40, 41, 43
Yarancı, 64
yaygın, 18, 20, 25
yaygın olan lafızlar, 1 8
yaygın/meşhur, 1 7
yenilerin/sonrakilerin yorumları, 68
yetkin tanım, 53
yok/la, 20
Yunan dilini konuşanların gramer
3limleri, 1 7
Yunanca, 80
yüklem, 10, 3 1 , 33, 34, 35, 36, 37,
38, 39, 40, 4 1 , 43, 44, 45, 46, 47,
48, 50, 5 1 , 52, 53, 54, 76
yüklem olmada eşit, 36, 47, 48, 53
yüklem olmada fazlalık, 33
1 59
160 Mantıkta Kullanılan Lafizlar
yüklem olmada ortak, 33, 34, 35, 36,
38, 39
yüklem olmada ortak olmayan
tümeller, 35
yüklernde döndürülen, 48
yüklernde eşdeğer, 34
yüklernde eşit, 34
yüklernde eşit ve eşdeğer, 34, 36
yüklenen, 30, 3 1 , 32, 33, 34, 41, 42,
43, 44, 45, 46, 48, 55
yüksek cinsler bakımından farklı
olanlar, 43
�an, 16, 2 1 , 22, 23, 28
zat, 16, 20, 22, 23, 24, 25, 26, 44,
47, 52
zatı bakımından, 16, 26, 44, 47, 49
zihin, 9, 73, 75
zihnin inanması, 70
zihnin inanması/inkıyadı, 71